Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2019/6704 E. , 2022/4393 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/6704
Karar No : 2022/4393
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Turizm Temizlik Sağlık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden alınamayan 2010 yılının muhtelif dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ve özel usulsüzlük cezasından oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacağının asıl borçlu şirket adına sahte fatura kullandığından bahisle Ocak ila Aralık 2010 dönemleri için re’sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyası ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353 maddesinin 1., 6. bendleri ile mükerrer 355.maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezalarına ilişkin olduğu, sözü edilen vergi ve cezalara karşı açılan davalarda, Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden davanın reddedildiği, vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmının ise kaldırıldığı; Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 213 sayılı Kanun’un 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırıldığı, aynı Kanun’un 353. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden ise davanın reddedildiği, söz konusu kararlara karşı yöneltilen temyiz istemleri hakkında asıl borçlu şirketin 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun’dan faydalanması nedeniyle Danıştay Dokuzuncu Dairesince karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davanın, Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında asıl borçlu şirketin 6736 sayılı Kanun’dan faydalanması nedeniyle … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesince karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, uyuşmazlık konusu vergi ve cezalar yönünden 21/09/2016 tarihli dilekçeyle 6736 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılmasına rağmen ödeme yapılmadığından bahisle 21/06/2017 tarihinde tecilin iptal edildiği ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin 04/07/2017 tarihinde elektronik ortamda şirkete tebliğ edildiği, söz konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının yasal süresinde ödenmemesi üzerine yapılan malvarlığı araştırmasında saptanan malvarlığının amme borcunu karşılamaya yeterli olmadığından bahisle davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiğinin anlaşıldığı olayda her ne kadar asıl borçlu şirket tarafından 6736 sayılı Kanun hükümlerinden faydalanılması neticesinde itiraz ve temyiz başvuruları hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş ise de davacının yapılandırma tarihi ve yapılandırmanın iptal edildiği tarihte asıl borçlu şirkette kanuni temsilci sıfatının bulunmadığı dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu olayda ödeme emrine itiraz sebeplerinin ve hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanan hususların dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, asıl borçlu şirkette 12/03/2008 ila 04/08/2010 tarihleri aralığında kanuni temsilci sıfatına sahip olan davacının, anılan şirketin Ocak ila Temmuz 2010 dönemlerinde sahte fatura kullanmasından, bir kısım Ba formlarını vermemesinden ve tek düzen hesap planına uygun kayıt yapmamasından kusurlu olarak sorumluluğunun bulunduğu açık olduğundan ve söz konusu sebeplerle salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile kesilen özel usulsüzlük cezalarına karşı açılan davalarda da anılan vergi ve cezalar yönünden davaların reddine karar verildiği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin değinilen kamu alacaklarına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmediği, vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmı ile 213 sayılı Kanun’un 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasından kaynaklanan bölümünde ise hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin, Ocak ila Temmuz 2010 dönemlerine ait üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi, 213 sayılı Kanun’un 353. maddesinin 6. bendi ve mükerrer 355.maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezalarına ilişkin kısmı yönünden dava reddedilmiş, diğer bölümü ise iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının asıl amme borçlu şirketin 03/05/2008 ila 29/07/2010 tarihleri arasında ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu, asıl borçlu şirketin 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hükümleri kapsamında 10/11/2014 tarihinde, 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun hükümleri çerçevesinde 21/09/2016 tarihinde, 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında 19/06/2017 tarihinde yapılandırma başvurusunda bulunduğu, ödeme planına bağlanan borçların ödenmemesi üzerine ödeme planının iptal edildiği, şirket mal varlığından tahsil edilemeyen sözü edilen borçlar nedeniyle dava konusu ödeme emrinin düzenlendiğinin anlaşıldığı olayda davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği 29/07/2010 tarihinden sonra farklı kanuni temsilcilerin sözü edilen Yasalar kapsamındaki yapılandırma başvuruları sonucu şirkete ait kamu alacaklarına ilişkin yeni bir hukuki durum ortaya çıkmış olup, söz konusu borçlar ile davacı arasında kanuni temsilcilik görevinden doğan sorumluluk bağı kesildiğinden bu borçlar nedeniyle sorumlu tutularak adına düzenlenen ödeme emriyle takibe alınmasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davacı istinaf başvurusu kabul edilerek sözü edilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra ödeme emrinin değinilen kamu alacaklarına ilişkin kısmı iptal edilmiş, davalı idare istinaf başvurusu ise bu nedenle reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirket hakkında gerçekleştirilen mal varlığı araştırması sonucunda saptanan araçlar üzerinde çeşitli takyidatların yer aldığı, şirket borçları 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmış olsa da hiç ödeme yapılmadığından söz konusu yapılandırmanın iptal edildiği, 05/03/2008 ila 29/07/2010 tarihleri arasında kanuni temsilci sıfatın haiz olan davacının ödeme emri içeriği kamu alacağından sorumlu tutularak adına ödeme emri tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
6552 sayılı Kanun’un 73. maddesinde, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği hüküm altına alınmıştır.
6736 sayılı Kanun’un 10. maddesinde, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği hükmüne yer verilmiştir.
7020 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 6. fıkrasında, ilk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedileceği hükümleri yer almıştır.
Davalı idarece, borcun ait olduğu dönemde kanuni temsilci olan davacı adına ödeme emri düzenlendiği anlaşılan olayda, değinilen Yasa’lar kapsamında borcun yapılandırılmasının verginin doğduğu dönemdeki sorumlu olan açısından bir değişikliğe neden olmayacağı ve yapılandırmanın yapıldığı dönemde asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının yapılandırıldıktan sonra ödenmemesi halinde verginin doğduğu dönemdeki ortak ve kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebileceği gibi ayrıca borcun yapılandırıldığı dönemdeki kanuni temsilcilerin sorumluluğuna da gidilebileceği açıktır.
Bu durumda, borcun doğduğu dönemden sonraki dönemlerde şirketi idare edenlerin herhangi bir tasarrufunun; borcun doğduğu dönemdeki ortak ve kanuni temsilciye yasa ile yüklenen sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, yukarıda sözü edilen Yasa maddeleri gereğince ikiden fazla taksidin ödenmemesi durumunda yasadan yararlanma hakkının kaybedileceğinin belirtildiği, şirket tarafından yapılandırılan borcun vadesinde ödenmemesi üzerine taksitlendirmenin iptal edildiği ve böylece kamu alacağının, yasal şartların oluşması halinde verginin doğduğu dönemdeki şirket kanuni temsilcisinden tahsilinin mümkün hale geldiği dolayısıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.