Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2020/1349 E. , 2022/4910 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/1349
Karar No : 2022/4910
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, … Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden alınamayan 2011 ila 2018 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirleri içeriğ kamu alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin muhtelif tarihlerde elektronik ortamda tebliğ edilmesine karşın ödeme yapılmaması ve ödeme emirlerinin dava konusu edilmemesi üzerine haciz kararı alınarak haciz varakaları düzenlendiği ve yapılan araştırma neticesinde şirketin borçlarını karşılayacak malvarlığına rastlanılmadığından bahisle söz konusu amme alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiğinin anlaşıldığı olayda, Mahkemelerinin 22/02/2019 tarihli ara kararı ile asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen haciz varakalarının bir örneğinin davalı idareden istenilmesine rağmen ara kararına verilen cevap dilekçesinde haciz varakalarının dava dosyasına ibraz edilmediği dolayısıyla 6183 sayılı Kanun’un 64. maddesinde öngürülen şekilde haciz işlemi tesis edildiği ortaya konulamadığından şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına tanzim olunan ödeme emirlerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına, ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu ve 17/05/2013 tarihlinde ortaklığından ayrıldığı … Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin 2011 ila 2018 yıllarına ilişkin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Asıl borçlu şirket hakkında Yönetim bilgi sistemi GİBİNTRA üzerinden yapılan 10/09/2018 tarihli sorgulamada şirket adına 13 adet kayıtlı araç olduğu, bu araçlardan 1 tanesinin 2011 yılında trafikten çekilerek terk edildiği, 6 tanesine yönelik 2011 ila 2017 yılları arasında nakil ve devir yapıldığı, 6 tanesinin ise 22/02/2018 tarihinde davalı vergi dairesi müdürlüğü’nce satışının gerçekleştirildiği, bunlar haricinde başka menkul ve gayrimenkullerinin bulunmadığı tespitinin yapıldığı görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 62. maddesinde ise borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, Maliye Bakanlığının amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmış, bu yetkiye istinaden, 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Seri: A Sıra No:5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan değişiklik uyarınca; mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanun’un 55. maddesinin uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı; 64. maddesinde de haciz muamelelerinin tahsil dairesince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin, mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda sözü edilen düzenlemeler uyarınca şirketin kanuni temsilcisi olan davacının şirketin vergi borcundan sorumlu tutulabilmesi için öncelikle, tüzel kişi hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile belirlenen takip ve cebren tahsil yollarının tüketilmesi ve kamu alacağının tüzel kişinin mal varlığından tahsil olanağının bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 6183 sayılı yasanın 64. maddesinde belirtilen haciz varakası, haciz işlemlerine başlanılması için düzenlenmesi zorunlu bir belge olmakla birlikte haciz varakası düzenlenmeksizin yapılan mal varlığı araştırması neticesinde şirket tüzel kişiliğinin hiçbir mal varlığına rastlanılmamasının, aksi kanıtlanmadıkça amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği gerçeğini değiştirmeyeceği dikkate alındığında, asıl borçlu şirket hakkındaki mal varlığı araştırmasına ilişkin olarak davalı idarece, elektronik ortamda TAKBİS kayıtları üzerinden gayrimenkul, Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinden kara ve deniz taşıtı, Sivil Havacılık hava taşıtı sorgulamasının yapıldığı ve elektronik ortamda gerçekleştirilen bu araştırmada, herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığı dolayısıyla asıl borçlu şirketin mal varlığı bulunmadığının yeterli araştırmalarla ortaya konulduğu sonucuna ulaşıldığından, davacının söz konusu borçtan sorumluluğu değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmek üzere dava konusu ödeme emirlerini yazılı gerekçeyle iptal eden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 28/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.