Danıştay Kararı 3. Daire 2020/1653 E. 2022/4843 K. 24.11.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2020/1653 E.  ,  2022/4843 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/1653
Karar No : 2022/4843

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …. İnşaat Yapı Malzemeleri Taahhüt Otomotiv Nakliyat Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2008 yılının Ocak, Mart ila Ağustos, Ekim ve Aralık dönemleri için re’sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile aynı yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinin 1. bendi ve mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu vergi ve cezalara ait ihbarnamelerin, 11/07/2013 tarihinde 213 sayılı Kanun’un 101. maddesinde sayılan bilinen adresler arasında yer almayan şirket kanuni temsilcisinin ikamet adresinde eşine tebliğ edildiğinin anlaşıldığı olayda, beş yıllık zamanaşımı süresi içerisinde usulüne uygun şekilde mükellefe tebliğ edilmeyen vergi ve cezaların davacı tarafından öğrenildiği belirtilen 25/07/2018 tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle vergi ve cezalar kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergi ve ceza ihbarnamelerinin, davacının ticaret sicilinde yer alan adresini terk ettiğin anlaşılması ve yeni adresinin tespit edilememesi nedeniyle şirketin ilgili dönemde kanuni temsilcisi olan Sedat Çarıkçı’nın bilinen adresinde tebliğinin usulüne uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına, 26/03/2013 tarihli yazıyla istenilen 2008 yılına ait yasal defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle dava konusu tarhiyatın yapıldığı ve aynı yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinin 1. bendi ve Aralık 2008 dönemi için mükerrer 355. maddesi gereğince özel usulsüzlük cezalarının kesildiği anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Ceza İhbarnamesi” başlıklı 366. maddesinde, ihbarnamenin sıra numarasının, tanzim tarihinin, ilgililerin soyadı ve adının (tüzel kişilerde ünvanının), varsa vergi kimlik numarasının, ilgilinin açık adresinin, olayın izahının, olayın ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin, varsa ilgili bulunduğu vergiye ait ihbarnamenin tarih ve numarasının, varsa tekerrür ve içtima durumunun, vergi cezasının hesabı ve miktarının ve vergi mahkemesinde dava açma süresinin ihbarnamede yer alması gerektiği, cezayı gerektiren olayın tesbitine dair tutanak sureti ile inceleme raporunun birer örneğinin ihbarnameye ekleneceği hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ve 213 sayılı Kanun’un 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Davalı idare tarafından, 26/03/2013 tarihli yazıyla istenilen yasal defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin olarak düzenlenen … tarih ve … sayılı ihbarnamede, Aralık 2008 dönemi yazıldığı görülmüş olup 2013 yılında gerçekleştiği ileri sürülen ibraz etmeme fiili nedeniyle kesilen cezayı içeren ihbarnamenin bu haliyle 213 sayılı Kanun’un 366. maddesine uygun olduğundan söz edilemeyeceğinden sözü edilen cezanın Vergi Mahkemesince yazılı gerekçeyle kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ve 213 sayılı Kanun’un 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın; 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 94. maddesinin 1. fıkrasında tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, 2. fıkrasında tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının kafi olacağı, 2365 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasında tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerinde memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı, muhatap yerine bu şekilde tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği belirtilmiştir.
Anılan maddeye eklenen 3. fıkrayı düzenleyen kanun maddesinin gerekçesinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun aile fertlerine tebliğe imkan verdiği, dolayısıyla yapılan fıkra ilavesinin adli ve diğer bilumum tebliğlerde geçerli olan bir esasın mali tebliğlere de teşmilinden ibaret olduğu, ilanen yapılan tebliğlerin mükellefin ıttılaına girme ihtimalinin aile fertlerine yapılan tebliğlere göre daha düşük olduğu, bu nedenle uygulamada mükelleflerin tebliğ konusunu zamanında öğrenip itiraz haklarının kaybına sebebiyet verdiği, eklenen fıkra ile hem uygulamada kolaylık sağlanacağı hem de mükelleflerin haklarının zayi olmasının önleneceği ifade edilmiştir.
Bu durumda, yukarda belirtilen kanun maddeleri ve sözü edilen madde gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, şirket adına düzenlenen vergi ve ceza ihbarnamelerinin 11/07/2013 tarihinde kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebliğ edilmesinin hukuka uygun olduğu dolayısıyla 29/05/2018 tarihinde açılan davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiğinden temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire Kararına katılmıyorum.