Danıştay Kararı 3. Daire 2020/2780 E. 2022/4420 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2020/2780 E.  ,  2022/4420 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2780
Karar No : 2022/4420

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu … Nakliyat Otomotiv Maden İnşaat Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan kamu alacağının tahsili amacıyla banka hesabına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu haczin dayanağı olan ve davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emri içeriği özel usulsüzlük cezalarına ilişkin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin şirketin “… Cad. … Sk. No:…, …/…” adresine tebliğe çıkarıldığı, posta memuru tarafından şirketin taşındığı, ikinci adres bilinmediğinden tebliğ edilemediği şerhi düşülerek iade edildiği görülmekle birlikte 05/09/2008 tarihli ortaklar kurulu kararıyla asıl borçlu şirket adresinin belediyenin yapmış olduğu numarataj çalışmaları nedeniyle “… Mah. … Cad. No:… …/…” olarak değiştirildiği, anılan ihbarnamelerin ortaklar kurulu kararı tarihinden sonra tebliğe çıkarıldığı, öte yandan, belirtilen tarihten sonra asıl borçlu şirketin bilinen adreslerinde usulüne uygun şekilde yapılan tebliğ evraklarının dosyada yer aldığı dolayısıyla asıl borçlu şirketin bilinen adresinde bulunamadığı hususu somut olarak ortaya konulmaksızın yapılan ilanen tebliğin usulsüz olduğundan 2007, 2009 ve 2010 yıllarının muhtelif dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarının beş yıllık ceza kesme zamanaşımı süresi içinde usulüne uygun şekilde asıl borçlu şirkete tebliğ edilerek kesinleştirildiği ortaya konulamadığından söz konusu kamu alacağının zamanaşımına uğradığı, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ile … takip numaralı ödeme emirleri ile ortak sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emri içeriği 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımı üzerine tahakkuk eden 4206, 4210 ve 4217 kod numaralı kamu alacağının sehven mükerrer olarak takibe alındığı, mükerrer olan takiplerin iptal edildiği idarece bildirilmekle birlikte hangi ödeme emri içeriğinde yer alan kamu alacaklarının iptal edildiği net olarak belirtilmediği ayrıca iptal edildiğini gösterir bir belgeye de yer verilmediği gibi söz konusu kamu alacaklarının vade tarihi itibarı ile davacının kanuni temsilci sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından belirtilen kamu alacağından sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, davalı idare tarafından … nolu haciz bildirisi dosyaya sunulmamakla birlikte dava konusu hacze dayanak kamu alacaklarını ihtiva ettiği belirtilen ve dosyaya ibraz olunan tablonun incelenmesinden,kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … takip numaralı ödeme emri içeriği … , … , … , … , … , … , … , … , … ile … , … ve … ile … ve … takip numaralı ödeme emrinin … plaka numaralı kamu alacağının belirtilen tabloda yer almadığı dolayısıyla söz konusu borçların dava konusu hacze dayanak alınamayacağı, … takip numaralı ödeme emrinin … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … plaka numaralı kısmı için asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emri 12/06/2014 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş ise de 26/05/2011 tarihli ortaklar kurulu kararıyla, davacının temsil ve imza yetkisinin kaldırıldığı hususu 07/06/2011 tarih ve 7831 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı dolayısıyla bu tarihten sonra kanuni temsilcilik görevi sona eren davacıya yapılan tebliğin usulsüz olduğu gibi söz konusu tebliğin zamanaşımını kesmesine olanak bulunmadığı, asıl borçlu şirket adına kayıtlı araçlar üzerine 2010 yılında haciz uygulandığı, davalı idare tarafından bu tarihten sonra konulmuş herhangi bir haciz bilgisine veya zamanaşımını kesen başkaca bir bilgi ve belgeye yer verilmediği dikkate alındığında, değinilen kamu alacağının, vadeleri 2011 yılı olan ve 31/12/2016 tarihi itibarıyla tahsil zamanaşımına uğradığı, … takip numaralı ödeme emri içeriği kanuni süresinde verilen 2011 yılı Mayıs dönemi katma değer vergisi ile aynı yılın Nisan-Haziran dönemi muhtasar beyannameleri üzerine tahakkuk eden … ve … plaka nolu kamu alacaklarına ilişkin ise beyannamenin verilmesi ve beyan edilen vergi borcunun ödenmesi gereken zamanlarda kanuni temsilcilik sıfatı bulunmayan davacının sorumlu tutulamayacağı, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ile … takip numaralı ödeme emirlerinin yukarıda belirtilen kamu alacakları haricindeki vergi borçlarının tahsili amacıyla davacının banka hesaplarına uygulanan hacizde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, dava konusu haczin, hacze dayanak alınamayacak kısımları harici … , … ve … takip numaralı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısımları ile … takip numaralı ödeme emrinin … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … plaka numaralı kamu alacaklarından ve 4206, 4217 vergi kodlu kamu alacaklarından kaynaklanan kısımları, … takip numaralı ödeme emrinin 4206, 4210 ve 4217 vergi kod numaralı kamu alacaklarından kaynaklanan kısımları kaldırılmış, diğer kamu alacaklarından kaynaklanan kısımları yönünden ise dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu haczin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu’nun mükerrer 35. maddesinde ise, tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği kurala bağlanmıştır.
Davacının temsil yetkisinin 26/05/2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile sona erdiği ve bu durumun 07/06/2011 tarihli ticaret sicili gazetesinde yayımlandığı, asıl borçlu şirket adına 2011 yılı Mayıs dönemi katma değer vergisi ile aynı yılın Nisan-Haziran dönemi muhtasar beyannameleri üzerine tahakkuk eden borçların ödenmemesi nedeniyle kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrine dayanılarak dava konusu haczin uygulandığı anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ödeme emrine konu borcun ilgili olduğu dönemde yetkisi devam eden davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı dolayısıyla sözü edilen borç nedeniyle uygulanan hacizde hukuka aykırılık bulunmadığından temyiz isteminin kısmen kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının dava konusu haczin … takip numaralı ödeme emrinin değinilen kamu alacağından kaynaklanan kısmı yönünden bozulması gerektiği oyuyla Daire Kararına bu yönden katılmıyorum.