Danıştay Kararı 3. Daire 2020/2880 E. 2022/4214 K. 01.11.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2020/2880 E.  ,  2022/4214 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2880
Karar No : 2022/4214

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının malvarlığı üzerine, kanuni temsilcisi olduğu … Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 2016 ve 2017 yılları işlemlerinin incelemesi devam ederken yapılan hesaplamalarla belirlenen tutara göre 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 3. bendi gereğince uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına yönelik uygulamaya gidilemeyeceğinden dava konusu ihtiyati hacizde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle ihtiyati haciz kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce, tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmemesi için korumaya yönelik işlemler olduğundan, bu işlemlerin asıl muhatabı kamu borçlusu, diğer bir deyişle verginin mükellefi veya sorumlusu ve tüzel kişilerde ayrıca kanuni ödevleri yerine getirmesi gereken kişi olup esas kamu borçlusu tüzel kişilik yanında, şirketi temsil ve ilzama yetkili olan yönetim kurulu üyeleri, icra komitesi üyeleri ve müdürleri adına teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk gibi amme alacağının korunmasına ilişkin işlemlerin uygulanabileceği açık olduğundan; davacının malvarlığı üzerine kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2016 ve 2017 yılları hesaplarının incelemeye alınması sonucunda ilk hesaplamalara göre belirlenen tutarlar üzerinden vergi inceleme elemanınca getirilen teklif doğrultusunda alınan ihtiyati haciz kararı uyarınca uygulanan dava konusu ihtiyati hacizde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Mahkeme kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Henüz asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan bir kamu alacağı bulunmadığından bu aşamada kanuni temsilci hakkında ihtiyati haciz uygulanmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının kanuni temsilcisi olduğu … Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında sahte belge düzenleme fiili yönünden inceleme devam ederken 2016 ve 2017 yıllarında elde ettiğinden şüphelenilen komisyon gelirlerinin hesaplandığı … tarih ve … sayılı yazıya istinaden … tarih ve …. sayılı olur yazısıyla alınan ihtiyati haciz kararı uyarınca malvarlığı üzerine ihtiyati haciz uygulandığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 9. maddesinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektirir haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairesince teminat istenebileceği hükme bağlanmış, aynı Kanun’un 13. maddesinin 3.bendinde, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerinin varlığı halinde, alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla ihtiyati haciz tatbik edilebileceği hükmüne yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Kanun’un “Amme Alacaklarının Korunması” başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik işlemlerdir. Kamu alacağının cebren tahsil ve takibiyle ilgili olmayıp korunmasına yönelik bu işlemlerin asıl muhatabı ise kamu alacağının gerçek borçlusu, diğer bir ifade ile verginin mükellefi veya sorumlularıdır.
Bu nedenle, esas kamu borçlusu olmayan tüzel kişiliğin kanuni temsilcileri adına teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, davacının malvarlığına kanuni temsilcisi olduğu şirket tüzel kişiliğinin vergi borçları nedeniyle uygulanan ihtiyati hacizde hukuka uygunluk görülmediğinden, yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 01/11/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.