Danıştay Kararı 3. Daire 2020/4953 E. 2022/3818 K. 17.10.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2020/4953 E.  ,  2022/3818 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/4953
Karar No : 2022/3818

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : Tasfiye Halinde … Limited Şirketi

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2013 yılında alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiğinden bahisle sözü edilen faturalara konu indirimlerii reddedilmek suretiyle önceki yıldan devreden indirilecek katma değer vergisinin azaltıldığı da gözetilerek yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2013 yılının Ocak ila Mart dönemleri için re’sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının faturalarını kayıtlarına aldığı … hakkındaki vergi tekniği raporunda, bu kişinin POS cihazı kullanmak suretiyle yasa dışı ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu ve bu faaliyetini gizlemek amacıyla sahte kontör satışı faturaları düzenlediği belirtilmiş ise de davacının anılan kişiden aldığı fatura muhteviyatının cep telefonuna ilişkin olduğu anlaşıldığından uyuşmazlık konusu faturalar sahte olarak kabul edilemeyeceği gibi, dava konusu tarhiyatın, önceki yıldan devreden indirilecek katma değer vergisi yönünden bağlı olduğu 2012 yılının Aralık döneminden izleyen döneme devreden indirilecek katma değer vergisinin azaltılarak 2013 yılının Ocak ve Şubat dönemleri için re’sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla kaldırıldığından yapılan tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu vergi ve cezalar kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgelerde gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı, uyuşmazlık konusu faturaların sahte olması nedeniyle 213 sayılı Kanun’un 353. maddesinin 1. bendi gereğince özel usulsüzlük cezası kesildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davacı şirketin tasfiyesinin sona erdiği hususunun Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği görüldüğünden, temyiz istemine konu kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca karar verilmek üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirketin tasfiyesinin tamamlandığı hususunun 07/11/2019 tarih ve 9946 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, ehliyetsiz kişi tarafından açılan davaların reddine karar verileceği, 14. maddesinin 6. fıkrasında ise, davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik ve niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca yargılama işlemlerinde bulunabilmek için, öncelikle hak ehliyetine sahip olmak gereklidir. Şirketler için söz konusu ehliyet tüzel kişiliğin kazanıldığı tarihten kaybedildiği tarihe kadar mevcut olan bir niteliktir. Başka anlatımla; bir şirketin hak sahibi olması, borçlu kılınabilmesi ve temsili, ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile tüzel kişiliğinin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklı bulunmaktadır.
Şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmekle sona ereceğinden ve tüzel kişiliği sona eren şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti son bulacağından, tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinen şirketin yargı mercileri önünde temsil edilebileceğinden söz etmek mümkün değildir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin, tasfiyesinin tamamlandığı hususunun 07/11/2019 tarih ve 9946 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı şirketin davanın devamı sırasında ticaret sicilinden kaydı silinmekle tüzel kişiliğinin, diğer bir deyişle hukuk alemindeki varlığının sona erdiği dolayısıyla taraf olma ehliyeti ve yargı mercileri önünde temsil olanağının bulunmadığı göz önüne alınarak, 2577 sayılı Kanunun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 17/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.