Danıştay Kararı 3. Daire 2020/5158 E. 2022/3292 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2020/5158 E.  ,  2022/3292 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/5158
Karar No : 2022/3292

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin …. tarih ve E… K:…. sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, temsil ve ilzam yetkili yönetim kurulu üyesi sıfatıyla 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan eğitim kurumları arasında bulunan …Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin vergi borçlarından dolayı 6183 sayılı Kanun’un 17. ve 13. maddesinin 3. bendi gereğince alınan ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz olurlarına istinaden, menkulleri, gayrimenkulleri ile banka hesapları üzerine uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanan 08/09/2016 tarih, 2016/3 seri nolu Uygulama İç Genelgesi’nde; kapatılan asıl borçlu şirkete ait tüm taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge, evrak ve taşınmazların Hazine’ye devri sonucunda “Devlet Malı” niteliğinde bulunması nedeniyle kamu alacağının asıl borçlu şirket mal varlığından tahsil imkanı bulunmadığı sonucuna varılarak, kamu alacağının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca tahsili öngörülmekle birlikte, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin 5. fıkrasında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ticari faaliyeti ile mükellefiyeti kapatılarak ticaret sicilinden kaydı silinen ve her türlü mal varlığı ile alacak ve hakları, belge, evrak ve taşınmazları Hazine’ye bedelsiz olarak devredilen tüzel kişilerin vergi borçlarının ödenmesi öngörüldüğünden, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takibe tabi tutulacak kamu alacaklarının tahsiline dair usul ve esasların uygulanmasında anılan düzenlemede yer alan hükümlerin de dikkate alınması gerektiğinin açık olduğu, değinilen şirketin 19/09/2016 tarihinde ticaret sicil kaydı terkin edilerek 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatıldığı, 2010-2011 ve 2011-2012 özel hesap dönemlerine ait hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden şirket adına yapılan tarhiyatlara karşı açılan davalarda tarhiyatların onanan kısmı için 2 nolu ihbarnamelerin düzenlendiği, ardından … Vergi Dairesi Başkanlığının … tarih ve … ile 29/12/2016 tarih ve bila sayılı olurlarına istinaden 6183 sayılı Kanun’un 17. maddesi gereğince davacının da aralarında bulunduğu temsil yetkisine haiz diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte toplam 911.468,89 TL tutarında ihtiyati tahakkuk yapılarak aynı Kanun’un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca ihtiyati haciz kararının alındığı ve bu karara dayanılarak davacının menkul, gayrimenkul ve banka hesaplarına haciz uygulandığının anlaşıldığı olayda, asıl borçlu şirket hakkındaki Olağanüstü Hal İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nca düzenlenen raporda, şirketin toplam varlığının 24.898.516,54 TL, toplam vergi borcunun ise 1.739.919,66 TL olarak belirlendiğinin görüldüğü dolayısıyla ihtiyati hacze konu vergi borçlarının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde, öncelikle asıl borçlu şirketin hazineye devredilen mal varlığından tahsili cihetine gidilmesi gerektiği, kapatılan şirketin mal varlığının düzenlemede belirtildiği şekilde tasfiyesi sağlanmadan davacının menkul, gayrimenkul ile banka hesapları üzerine uygulanan ihtiyati hacizde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu haciz kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İhtiyati haciz müessesesinin kamu alacağının teminat altına alınması amaçlı geçici bir tedbir olması nedeniyle 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinde yazılı şartların bulunması halinde ihtiyati haciz uygulanabileceği, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan şirketin kanuni temsilcisi olan davacının menkul ve gayrimenkullerine uygulanan ihtiyati hacizde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacının menkulleri, gayrimenkulleri ve banka hesapları üzerine kanuni temsilcisi olduğu ve 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan şirketin 2010-2011 ve 2011-2012 özel hesap dönemlerine ait vergi borçlarından kaynaklanan kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 3. bendi gereğince alınan ihtiyati haciz kararı uyarınca uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istenmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 3. bendinde, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Kanun’un “Amme Alacaklarının Korunması” başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik işlemlerdir. Kamu alacağının cebren tahsil ve takibiyle ilgili olmayıp korunmasına yönelik bu işlemlerin asıl muhatabı ise kamu alacağının gerçek borçlusu, diğer bir ifade ile verginin mükellefi veya sorumlularıdır.
Bu nedenle, esas kamu borçlusu olmayan tüzel kişiliğin kanuni temsilcileri adına teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu borçlarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından yazılı gerekçeyle işlemi iptal eden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine 21/09/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.