Danıştay Kararı 3. Daire 2021/3031 E. 2022/4860 K. 24.11.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2021/3031 E.  ,  2022/4860 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/3031
Karar No : 2022/4860

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca davayı yeniden inceleyen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği ve komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediği yolunda tespitler içeren vergi tekniği raporuna istinaden tanzim edilen vergi inceleme raporu uyarınca 2010 yılının tüm dönemleri için re’sen salınann üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İlgili döneme ait defter ve belgelerinin ibrazına ilişkin yazı ikamet adresinde kayın validesine tebliğ edilen ve mükellefiyeti 30/04/2011 tarihinde sona eren davacı tarafından, iş yerinin adına kayıtlı olmasına rağmen muhasebe ve parasal işlerle eski eşi … ilgilendiğinden defter ve belgeleri inceleme elemanına ibraz etmek için anılan kişiyle irtibata geçtiği ancak kavgalı şekilde boşandığı için eski eşinin bilinçli olarak kendisiyle muhatap olmadığı, muhasebecisinin ise defter ve belgelerin …’te olduğunu söylediği, kendisinde mevcut olan dört cilt satış faturası ile gider faturalarını inceleme elemanına teslim ettiği, fatura nüshalarının değiştiğine dair bilgisinin olmadığı, söz konusu faturaların eski eşi tarafından düzenlendiğinin iddia edildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan … Mahkemesinin … tarih ve E…., K…. sayılı kararında, …’in 2006 yılında … İleti Kurye firmasının davacı adına açılmasına rağmen, birlikte idare edildiği, tarafların her ikisinin de mesai harcadığı yönünde beyanda bulunduğu, davacının kayınvalidesi …’in ise …’in Çorlu’da … Kurye unvanlı iş yerini çalıştırdığı, söz konusu iş yerinin önce eşi adına tescil edildiği şeklinde beyanda bulunduğu olayda, davacının, “… Dağıtım ve İletişim Hizmetleri …” kaşesi altında 2010 ve 2011 yıllarında düzenlediği faturalardan yola çıkılarak Mahkemelerince Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi örnekleri üzerinden yapılan incelemede, 17/03/2006 tarihinde … Dağıtım ve İletişim Hizmetleri … unvanının tescil edildiği, 30/11/2008 tarihinde …Dağıtım ve İletişim Hizmetleri … tarafından, yapmakta olduğu işi aktif ve pasifi ile terk ettiğinden 04/12/2008 tarihinde terkin edildiği, aynı tarihte …Dağıtım ve İletişim … ismi altında ticaret unvanının tescil edildiği, 30/04/2011 tarihinde …Dağıtım ve İletişim … tarafından, yapmakta olduğu işi aktif ve pasifi ile terk ettiğinden 05/01/2012 tarihinde de terkin edildiğinin ilan edildiği ve akabinde aynı tarihte …Dağıtım ve İletişim … olarak ticaret unvanının tescil edildiği ve bu isimle ticari faaliyetinin sürdürüldüğünün görüldüğü dolayısıyla bahse konu ticari unvanların tescil edilmesinin bir önceki ticari unvanın terkin edilmesi akabinde gerçekleştiği, farklı isimler altında kurulsa dahi anılan işletmenin davacının eski eşi tarafından sevk ve idare edildiği anlaşıldığından defter ve belgelerin anılan şahsın zilyetliğinde bulunduğunun kabulünün gerektiği, ayrıca davacının boşandığı eski eşinin annesine yapılan tebliğ usulsüz olduğundan tarhiyatın, defter ve belge ibraz edilmemesinden kaynaklanan kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, kayıt dışı hasılattan kaynaklanan kısmında ise hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle cezalı vergi azaltılmıştır.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usulüne uygun tebliğ edilen yazıya rağmen defter ve belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden yapılan tarhiyat ile kesilen özel usulsüzlük cezasının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;
1. Vergi Mahkemesi kararının temyize konu hüküm fıkrasına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 24/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mücbir sebepler başlıklı 13.maddesinde; vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk hali ile yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetlerin, kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler ile sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması gibi hallerin mücbir sebepler olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinde, mükelleflerin vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak, düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri kuralına yer verilmiş, aynı Kanunun 34. maddesinde de bu belgelerin, tutulması mecburi olan defterlere kaydedilmesi şartı aranmıştır.
Bu düzenlemeler nedeniyle emtia veya hizmet alışını temsil eden fatura veya yerine geçen belgenin yasal defterlere usulüne uygun olarak kaydedilmesi ve bu belgelerde katma değer vergisinin ayrıca gösterilmesi, katma değer vergisi indirimi yapılabilmesinin ön koşullarıdır. Bu ön koşulların varlığının, sözü edilen defter ve belgelerin ibrazı ve incelenmesiyle saptanabileceği açıktır. Vergi idaresinin, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetini ortaya çıkarabilmesi ise, defter ve belgelerin istenildiğinde vergi idaresinin denetim ve incelemesine sunulması ve gerektiğinde, şekline ve usulüne uygun belgelerle tevsik edilen hukuki muamelelerin karşı taraf nezdinde inceleme ve araştırma yapılması ile olanaklıdır.
213 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ikinci fıkrasının 3. bendinde, bu Kanuna göre tutulması zorunlu olan defterlerin hepsinin veya bir kısmının vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi, dönem matrahının re’sen takdirini gerektiren sebep olarak öngörülmüştür.
Olayda; davacının defter ve belgelerinin incelenmek üzere ibrazı usulüne uygun olarak tebliğ edilen yazıyla istendiği halde mücbir sebep hali olmaksızın inceleme elemanına ibraz edilmediği ve re’sen tarh sebebinin gerçekleştiği sabittir. Defter ve belgelerin davacının boşandığı eski eşinin uhdesinde olduğundan bahisle ibraz edilmemesi haklı bir mazeret sayılamayacağından katma değer vergisi indirimlerinin tamamının reddi suretiyle yapılan tarhiyatın değinilen kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından mahkeme kararının tarhiyatın, defter ve belge ibraz edilmemesinden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrası yönünden bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.