Danıştay Kararı 3. Daire 2021/3304 E. 2022/4232 K. 07.11.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2021/3304 E.  ,  2022/4232 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/3304
Karar No : 2022/4232

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, kanuni temsilcisi olduğu 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan … Anonim Şirketi’nin 2016 yılının Nisan ila Temmuz dönemlerine ait muhtelif kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca alınan ihtiyati haciz oluruna istinaden, İstanbul ili Kartal ilçesinde bulunan taşınmazına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanan 08/09/2016 tarih, 2016/3 seri nolu Uygulama İç Genelgesi’nde; kapatılan asıl borçlu şirkete ait tüm taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge, evrak ve taşınmazların Hazine’ye devri sonucunda “Devlet Malı” niteliğinde bulunması nedeniyle kamu alacağının asıl borçlu şirket mal varlığından tahsil imkanı bulunmadığı sonucuna varılarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca tahsili öngörülmekle birlikte, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin 5. fıkrasında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ticari faaliyeti ile mükellefiyeti kapatılarak ticaret sicilinden kaydı silinen ve her türlü mal varlığı ile alacak ve hakları, belge, evrak ve taşınmazları Hazine’ye bedelsiz olarak devredilen tüzel kişilerin vergi borçlarının ödenmesi öngörüldüğünden, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takibe tabi tutulacak kamu alacaklarının tahsiline dair usul ve esasların uygulanmasında anılan düzenlemede yer alan hükümlerin de dikkate alınması gerektiğinin açık olduğu, şirketin ticaret sicil kaydının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında terkin edilerek kapatıldığı, … Vergi Dairesi Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı oluruna istinaden 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 3. bendi gereğince davacının da aralarında bulunduğu yönetim kurulu başkanı ve üyeleri adına toplam 452.270,28 TL tutarında ihtiyati haciz kararının alındığı ve bu karara dayanılarak davacının taşınmazına haciz uygulandığının anlaşıldığı olayda, anılan şirketin 2014 yılının Temmuz ila 2015 yılının Haziran dönemine ait kesilen özel usulsüzlük cezalarının vadesinde ödenmemesi nedeniyle bir diğer yönetim kurulu üyesi olan …. adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle Mahkemelerine açılan E:… sayılı dava dosyasında yer alan asıl borçlu şirket hakkındaki görüş ve öneri raporu’nda, şirketin toplam varlığının 148.132.934,07 TL, toplam borcunun ise 21.737.416,01 TL olarak belirlendiğinin görüldüğü dolayısıyla ihtiyati hacze konu vergi borçlarının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde, öncelikle asıl borçlu şirketin hazineye devredilen mal varlığından tahsili yoluna gidilmesi gerektiği, kapatılan şirketin mal varlığının düzenlemede belirtildiği şekilde tasfiyesi sağlanmadan davacının taşınmazı üzerine uygulanan ihtiyati hacizde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu hacizler kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:
Davacının kanuni temsilcilik görevinin, … Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih E:… sayılı dosyasında asıl borçlu şirkete kayyım heyetinin atanması ve atanan kayyımların yeni yönetim organını oluşturması yönünde verdiği karar ile sona erdiği dolayısıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi gereğince kanuni temsilcilerin sorumluluğunun vergisel ödevlerin yerine getirilmemesinden kaynaklanması gerektiği dikkate alındığında, 2016 yılının Nisan ila Temmuz dönemleri için beyan yoluyla tahakkuk ettirilen muhtelif kamu alacaklarının vade tarihinde şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemi kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra haciz belirtilen gerekçeyle kaldırılmıştır.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının taşınmazı üzerine, kanuni temsilcisi olduğu ve 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılarak mal varlığı hazineye devredilen şirketin 2016 yılının Nisan ila Temmuz dönemlerine ait vergi borçlarından kaynaklanan kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 3. bendi gereğince alınan ihtiyati haciz kararı uyarınca uygulanan haczin kaldırılması istenmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 3. bendinde, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Kanun’un “Amme Alacaklarının Korunması” başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik işlemlerdir. Kamu alacağının cebren tahsil ve takibiyle ilgili olmayıp korunmasına yönelik bu işlemlerin asıl muhatabı ise kamu alacağının gerçek borçlusu, diğer bir ifade ile verginin mükellefi veya sorumlularıdır.
Bu nedenle, tüzel kişiliğin, esas kamu borçlusu olmayan kanuni temsilcileri adına teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu borçlarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından yazılı gerekçeyle işlemi iptal eden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine 07/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenen Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği oyuyla Karara katılmıyorum.