Danıştay Kararı 3. Daire 2021/3802 E. 2022/4394 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2021/3802 E.  ,  2022/4394 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/3802
Karar No : 2022/4394

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, bir dönem kanuni temsilcisi olduğu Tasfiye Halinde Ekodan Ekonomik Danışmanlık ve Ticaret Anonim Şirketinden alınamayan 1999 ila 2001 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla banka hesaplarına uygulanan e – haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu haczin dayanağı olan ve davacı adına düzenlenen ödeme emiri içeriğindeki kamu alacağına ilişkin vade tarihlerinin 2007 yılı olduğu, 25/09/2002 tarihinde tüzel kişiliği sona eren asıl borçlu şirket adına 13/09/2009 tarihinde tanzim edilen ödeme emirleri 17/10/2011 tarihinde tebliğ edilmiş ise de münfesih şirkete yapılan tebliğ işleminin hukuki sonuç doğurduğundan ve zamanaşımını kestiğinden söz edilemeyeceği, dosyada zamanaşımının kesildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığından kamu alacağının tahsil zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davacının banka hesaplarına uygulanan e – haciz kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu hacizde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Münfesih şirket adına tarhiyat yapıldığı, ortada usulüne uygun olarak kesinleşen bir kamu alacağının bulunmadığı, dava konusu haczin dayanağını oluşturan vergi borçlarının zamanaşımına uğradığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu Tasfiye Halinde Ekodan Ekonomik Danışmanlık ve Ticaret Anonim Şirketinin 25/09/2002 tarihinde tasfiyesinin tamamlanarak ticaret sicilinden kaydının silindiği hususunun 02/10/2002 tarih ve 5647 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre, asıl borçlu şirket adına takdir komisyonu kararlarına dayanılarak 2007 yılında vergi ve ceza ihbarnamelerin tanzim edildiği, devamında şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 17/10/2011 tarihinde tebliğ edildiği, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … ila … takip numaralı ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edilmeye çalışıldığı, söz konusu ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının tahsili amacıyla davacının banka hesaplarına uygulanan e – haczin kaldırılması istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere onbeş gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde dava açabileceği; 62. maddesinde borçlunun, mal bildirimde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairelerince haczolunacağı hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bir şirketin borçlu kılınabilmesi ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklıdır. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre de şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmesiyle sona erer. Ticaret sicilinden kaydı silinen ve hukuksal varlığı sona eren bir kurumun bu tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması, temsili, yargı yerlerinden hukuksal koruma istemesi mümkün olmayacaktır.
Bu durumda, dava konus haczin dayanağı kamu alacağının, şirketin ticaret sicilinden kaydının silinmesinden sonra tanzim edilen ihbarname ve ödeme emirlerinden kaynaklandığı görülen olayda, 25/09/2002 tarihi itibarıyla hukuk aleminden kalkmış olan şirket hakkında idari işlem tesisine ve bu işlemlerin hukuk düzeninde sonuçlar doğurmasına olanak bulunmadığı dikkate alındığında, davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibini gerektiren, usulüne uygun olarak tarh ve tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş bir kamu alacağının varlığından söz edilemeyeceği açık olduğundan dava konusu e-haczi yazılı gerekçeyle kaldıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.