Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/1020 E. , 2022/3860 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/1020
Karar No : 2022/3860
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, kanuni temsilcisi olduğu … Petrol İnşaat Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketinden alınmayan muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesaplarına, taşınmazlarına ve taşıtlarına uygulanan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından asıl borçlu şirket adına, şirketin kanuni temsilcisince şirket borçlarının 7256 sayılı Yasa kapsamında yapılandırıldığı bildirilmiş ise de yapılandırmanın şirket adına gerçekleştirildiği ve dava konusu hacizlerin terkin edilmediği anlaşıldığından hacizlerin hukuka uygunluğunun incelenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, “Gaziantep ili Şehitkamil ilçesinde mevcut Gazi … , … mevkii, … ada, … parsel”deki mesken niteliğindeki ve “… Mahallesi … ada … parsel” deki dükkan vasfındaki taşınmazlar üzerinde bulunan hacizlerin dayanağını oluşturan ödeme emrinin yapılandırma nedeniyle iptal edilmesi üzerine tapu sicilinden terkin edildiği anlaşıldığından söz konusu hacizlerin konusuz kaldığı, “Gaziantep İli Şahinbey İlçesi … Mahallesi … ada … parsel”deki arsa vasfındaki taşınmaz, … plakalı 2012 model … marka otomobili ile … plakalı 1984 model … marka otomobili ve banka hesaplarına uygulanan hacizlerin dayanağı ödeme emri iptal edildiği halde uygulanan hacizlerin tekin edilmediğinden söz konusu hacizlerde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının 03/07/2014 tarihinde kanuni temsilcilik görevinin sona erdiği, 2014 yılı kurumlar vergisi ve fer’isine ilişkin borcun doğduğu veya ödenmesi gerektiği dönemde şirketi temsile yetkili bulunmadığından söz konusu vergi borçlarından sorumlu tutulmayacağı, bu nedenle belirtilen borçtan kaynaklanan ödeme emrine dayanılarak uygulanan hacizlerde de hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle terkin edilen hacizler yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, diğer hacizler ise kaldırılmıştır.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının kanuni temsilcilik görevin 23/07/2014 tarihinde sona erdiğinden 2014 yılı kurumlar vergisinden sorumlu olduğu, tatbik edilen hacizlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu … Petrol İnşaat Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketinin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesaplarına, taşınmazlarına ve taşıtlarına dava konusu hacizlerin uygulandığı, 23/07/2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen ortaklar kurulu kararıyla davacının asıl borçlu şirketteki kanuni temsilcilik görevinin sona erdiği, davacı adına hacizlerin dayanağı ödeme emirlerinin düzenlendiği, şirket borçlarının 7256 sayılı Yasa kapsamında yapılandırıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcilerince yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmüne yer verilmiştir.
7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 3. maddesinin 6. fıkrasında, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, ilk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
7256 sayılı Yasa kapsamında yapılandırma sonucu şirkete ait kamu alacaklarına ilişkin yeni bir hukuki durum ortaya çıkmış olup yapılandırma sırasında borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının söz konusu borçlar nedeniyle sorumlu tutularak takibe alınmasında hukuka uygunluk görülmediğinden yazılı gerekçeyle verilen Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Vergi Dava Dairesi karara yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,18/102022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin, kanuni temsilciler, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, kurala bağlanmış olup; bu düzenleme uyarınca, kamu alacağı borçlu şirketten tahsil edilemediği takdirde tahsili amacıyla, borcun ait olduğu dönemde kanuni ödevlerini yerine getirmeyen şirketin kanuni temsilcisi olan kişi ve kişiler adına, kanuni temsilcinin ölümü halinde ise, mirası reddetmemiş kanuni mirasçısı adına ödeme emri düzenleneceği tartışmasızdır.
7256 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 8. fıkrasında, Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanacağı, Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılacağı ve Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği hükmü yer almıştır.
Davalı idarece, bir kısım borcun ait olduğu dönemde kanuni temsilci olan davacının banka hesaplarına, taşınmazlarına ve nakil vasıtaları haciz uygulandığı anlaşılan olayda, 7256 sayılı Yasa kapsamında borcun yapılandırılmasının verginin doğduğu dönemdeki sorumlu olan açısından bir değişikliğe neden olmayacağı ve yapılandırmanın yapıldığı dönemde asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının yapılandırıldıktan sonra ödenmemesi halinde verginin doğduğu dönemdeki kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebileceği gibi ayrıca borcun yapılandırıldığı dönemdeki kanuni temsilcilerin sorumluluğuna da gidilebileceğinden oyuyla Daire kararına katılmıyorum.