Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/217 E. , 2022/3681 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/217
Karar No : 2022/3681
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI): … İcra Müdürlüğü’ne İzafeten … Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma hükmü uyarınca davayı yeniden inceleyen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, İflas Halinde … Beton Prefabrik Yapı Elemanları İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin 2009 ila 2014 yıllarının muhtelif dönemlerine ait katma değer vergisi ile 2010 ila 2013 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermediğinden bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası ile vergi harç ve beyannamelerin süresinde vermediğinden bahisle 2014 yılı için aynı Kanun’un 352. maddesinin 1.bendi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla … İcra Müdürlüğü adına kesilen usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesince, Vergi Mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezasının, katma değer vergisi beyannamelerinden kaynaklanan kısmı ile usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulması üzerine söz konusu bozma hükmüne uyulmak suretiyle yapılan incelemede, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 40. ve 41. maddeleri uyarınca herhangi bir vergilendirme döneminde vergiye tabi işlemleri bulunmayan mükellefler de beyanname vermek mecburiyetinde bulunduğundan, iflas işlemleri basit usulde yürütülen müflis şirketin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 162. maddesi ve İcra ve İflas Kanunu’nun 184. ve 254. maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan davacının bu dönemlere ilişkin katma değer vergisi beyannamelerini vermek zorunda olduğu, söz konusu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı adına 2009 ila 2014 yıllarının muhtelif dönemleri için kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, 2014 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin süresinde verilmemiş olması nedeniyle usulsüzlük cezası kesilmişse de, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinde tasfiyeye haline giren şirketlerin vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi esasının geçerli olduğu anlaşıldığından, her yılın bir hesap dönemi kabul edilmesi suretiyle kesilen dava konusu usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle özel usulsüzlük cezaları yönünden dava reddedilmiş, usulsüzlük cezası ise kaldırılmıştır.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, müflis şirketin iflasının kapanmasına kadar iflas masası (idaresi) bulunmayan ve iflas dairesi olarak görevlendirilen Hayrabolu İcra Müdürlüğü’nün elektronik ortamda beyanname verme görevinin bulunmasına rağmen bu yükümlülük yerine getirilmediğinden dava konusu cezaları kesildiği, tasfiye basit usulde yapıldığından temsil yetkisine sahip iflas dairesi adına kesilen cezaların hukuka uygun olduğu, ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, tasfiyenin basit usulde yürütülmesine karar verildiğinden iflas dairesi olarak taraflarına kesilen cezaların hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Basit tasfiye usulü uyarınca işlemleri yürüten iflas dairesinin sorumluluğu iflas işlemleriyle sınırlı olduğundan davacı temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri sözü edilen kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu Vergi Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 11/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Basit tasfiye” başlıklı 218. maddesinde, iflas dairesince defteri tutulan mallar bedelinin tasfiye masraflarını koruyamayacağı anlaşılırsa basit tasfiye usulünün tatbik olunacağı, basit tasfiyede iflas dairesi alacaklıların menfaatlerine muvafık surette malları paraya çevirir ve başka merasime mahal kalmaksızın alacakları tahkik ve sıralarını tayin ederek bedellerini dağıtır, kuralına yer verildiği, bu durumda, iflas halinde, basit tasfiye hükümleri uyarınca müflise ait haczi kabul bütün malvarlığından oluşan iflas masasının menfaatlerini gözetmek, bu doğrultuda masayı temsil etmek ve alacakların ödenmesi sonucunda tasfiyenin tamamlaması ile görevli olan iflas dairesinin, görev ve sorumluluğunun, iflas işlemlerine ilişkin konular ile sınırlı olduğu kanaatine varılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 162. maddesinin, iflasen tasfiye halinde bulunan şirketlerin vergiye müteallik muamelelerinin iflas idare memurları veya iflas dairesince yerine getirilmek zorunda olduğu şeklinde yorumlanmasının hukuken mümkün olmadığı, zira iflasen tasfiye halinde bulunan bir takım şirketlerin vergisel yükümlülük doğurabilecek tasfiye amacına özgü hiçbir faaliyetleri bulunmayabileceği gibi, vergi kanunlarında müflis şirketin vergi beyan ve bildirimlerinin iflas idaresi veya iflas dairesince yerine getirileceği yolunda yasal düzenlemenin de olmadığı, olayda iflasen tasfiye halinde bulunan şirketin vergisel yükümlülük doğuracak herhangi bir faaliyetinin bulunduğu hususunda hukuken geçerli hiçbir tespit bulunmadığı sabit iken, bir takım vergisel yükümlülüklerin süresinde yerine getirilmediğinden bahisle ceza kesilmesi, vergi ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olduğundan davacı temyiz isteminin kabulüyle Vergi Mahkemesi kararının bu yönden bozulması gerektiği oyuyla Karara katılmıyorum.