Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/880 E. , 2022/3224 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/880
Karar No : 2022/3224
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusunu, Danıştay Üçüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca yeniden inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Ev Aletleri Nakliye Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2006 ile 2007 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ait ihbarnamelerin ilanen tebliğ edildiğinin anlaşıldığı olayda, … tarih ve … ila … ve … sayılı ihbarnamelerin şirkete tebliğ edilemediğini gösteren tebliğ alındılarının dosyaya sunulmaması nedeniyle alacağın belirtilen ihbarnamelere konu kısmının kanuni temsilciden tahsil edilebilir aşamaya geldiğinden söz edilemeyeceği; … tarih ve …, …, …, …, … ve … sayılı ihbarnamelerin tebliğine ilişkin ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinde belirtilen usullere uygun biçimde düzenlenmiş bir tebliğ alındısı bulunmadığı dikkate alındığında ilanen tebliğin usule uygun düşmediği dolayısıyla söz konusu ihbarnamelere konu alacağın, tarh zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşıldığından davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacıya 21/01/2019 tarihinde tebliğ edilen dava konusu ödeme emriyle istenen kamu alacağının şirketten tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin 31/05/2013 tarihinde şirket ortaklarından …’a tebliğ edildiği ve davalı idarece tahsil zamanaşımını kesen herhangi bir durumun ortaya konulmadığı göz önüne alındığında, alacağın 31/12/2018 tarihinde tahsil zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşıldığından dava konusu ödeme emrinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ödeme emri iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırlık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Alacağın 31/12/2018 tarihinde tahsil zamanaşımına uğradığı, düzenlenen ödeme emrinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına, … İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Ev Aletleri Nakliye Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2006 ile 2007 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla … tarih ve … takip numaralı ödeme emri düzenlenmiştir.
Ödeme emri içeriği vergi ve cezalarla ilgili olarak şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin tamamı ilanen tebliğ edilmekle beraber ilanen tebliğden önce 2006 yılına ilişkin ihbarnamelerin posta yoluyla şirkete tebliğ edilemediğine dair “adreste tanınmıyor merciine iade” şerhi ve dağıtıcı imzası bulunan tebliğ alındısının dosyaya sunulduğu; 2007 yılına ilişkin ihbarnamelerin posta yoluyla şirkete tebliğ edilemediğine dair tebliğ alındısının ise sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartiyle tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu düzenlemesine yer verildikten sonra, tebliğ yapılacak kimseleri belirleyen 94. maddesinde tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olduğu, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlenmiştir.
Öte yandan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesinde; zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak belirtilmiş ve mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği kurala bağlanmış, 114. maddesinin 1. fıkrasında, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı kuralı yer almıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bir tüzel kişinin kanuni temsilcisinin sorumlu tutularak, 213 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca takip edilebilmesi için, kamu alacağının sorumlu sıfatıyla kendisinden tahsil edileceğinin kanuni temsilciye duyurulmasından önce, borcun tüzel kişiye usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi, uyuşmazlık yaratılmak suretiyle ya da uyuşmazlık yaratılmaksızın kesinleşmiş bulunmasına rağmen vadesinde ödenmemiş olması, bu nedenlerle tüzel kişinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54, 55 ve müteakip maddeleri uyarınca takip edilmesi ve bütün bunlara rağmen kamu alacağının tüzel kişiliğin mal varlığından tamamen ya da kısmen tahsil edilememiş olması gerekir.
6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde ödeme emrine itiraz nedenlerinden biri olarak öngörülen zamanaşımı, vergi borcunu ortadan kaldırdığından zamanaşımına uğradığı saptanan vergi ve cezaların tahsili de mümkün değildir.
Dava konusu kamu alacağının asıl borçlusu şirket adına düzenlenen 2006 yılının muhtelif dönemlerine ait ihbarnamelerin, şirket adresine tebliğe çıkarıldığı ancak adreste tanınmıyor şerhi ve dağıtıcı imzasıyla merciine iadesi üzerine ilanen tebliğ edildiği ancak şirket adresinde tebliğ edilemediğine ilişkin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinde belirtilen usullere uygun biçimde düzenlenmiş bir tebliğ alındısı bulunmadığı; 2007 yılının muhtelif dönemlerine ait vergi ve cezaları konu edinen ihbarnamelerin ise şirkete posta yoluyla tebliğe çıkarıldığına dair belge sunulmadığı dikkate alındığında ilanen tebliğ şartlarının oluştuğundan dolayısıyla ilanen tebliğin işleyen tarh zamanaşımı süresini kestiğinden söz edilemeyeceğinden ve tarh zamanaşımını kesen başkaca herhangi bir durum ortaya konulamadığından, tarh zamanaşımına uğrayan söz konusu kamu alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin yazılı gerekçeyle iptali yolundaki Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 19/09/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.