Danıştay Kararı 3. Daire 2022/921 E. 2022/3288 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2022/921 E.  ,  2022/3288 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

ÜÇÜNCÜ DAİRE

Esas No : 2022/921

Karar No : 2022/3288

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı/…

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacının, temsil ve ilzam yetkili yönetim kurulu üyesi sıfatıyla 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan eğitim kurumları arasında bulunan … Eğitim Hizmetleri Basın ve Yayıncılık Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin vergi borçlarından dolayı 6183 sayılı Kanun’un 17. ve 13. maddesinin 3. bendi gereğince alınan ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz olurlarına istinaden, Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde bulunan gayrimenkullerine, … plakalı aracına ve … Bankası Çorlu Şubesindeki hesabına uygulanan haczin kaldırılması isteminin reddi yolundaki … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanan 08/09/2016 tarih, 2016/3 seri nolu Uygulama İç Genelgesi’nde; kapatılan asıl borçlu şirkete ait tüm taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge, evrak ve taşınmazların Hazine’ye devri sonucunda “Devlet Malı” niteliğinde bulunması nedeniyle kamu alacağının, asıl borçlu şirket mal varlığından tahsil imkanı bulunmadığı sonucuna varılarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca tahsili öngörülmekle birlikte, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin 5. fıkrasında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ticari faaliyeti ile mükellefiyeti kapatılarak ticaret sicilinden kaydı silinen ve her türlü mal varlığı ile alacak ve hakları, belge, evrak ve taşınmazları Hazine’ye bedelsiz olarak devredilen tüzel kişilerin vergi borçlarının ödenmesi öngörüldüğünden, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takibe tabi tutulacak kamu alacaklarının tahsiline dair usul ve esasların uygulanmasında anılan düzenlemede yer alan hükümlerin de dikkate alınması gerektiğinin açık olduğu, şirketin 19/09/2016 tarihinde ticaret sicil kaydı terkin edilerek 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatıldığı, 2010-2011 ve 2011-2012 özel hesap dönemlerine ait hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden şirket adına yapılan tarhiyatlara karşı açılan davalarda tarhiyatların onanan kısmı için 2 nolu ihbarnamelerin düzenlendiği, ardından … Vergi Dairesi Başkanlığının … tarih ve … ile 29/12/2016 tarih ve bila sayılı olurlarına istinaden 6183 sayılı Kanun’un 17. maddesi gereğince davacının da aralarında bulunduğu temsil yetkisini haiz diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte toplam 911.468,89 TL tutarında ihtiyati tahakkuk yapılarak aynı Kanun’un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca ihtiyati haciz kararının alındığı ve bu karara dayanılarak davacının taşınmazlarına, aracına ve banka hesabına haciz uygulandığının anlaşıldığı olayda, anılan şirketin 2010 ilâ 2012 ve 2015 yıllarına ait muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla bir diğer yönetim kurulu üyesi olan ve diğer yönetim kurulu üyeleriyle birlikte müştereken temsil yetkisi bulunan … adına düzenlenen başka bir ödeme emrinin iptali istemiyle Mahkemelerinde açılan E:… sayılı dava dosyasında yer alan asıl borçlu şirket hakkındaki Olağanüstü Hal İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nca düzenlenen raporda, şirketin toplam varlığının 24.898.516,54 TL, toplam vergi borcunun ise 1.739.919,66 TL olarak belirlendiğinin görüldüğü dolayısıyla ihtiyati hacze konu vergi borçlarının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde, öncelikle asıl borçlu şirketin hazineye devredilen mal varlığından tahsili cihetine gidilmesi gerektiği, kapatılan şirketin mal varlığının düzenlemede belirtildiği şekilde tasfiyesi sağlanmadan davacının taşınmazları, aracı ve banka hesabı üzerine uygulanan ihtiyati hacizde ve buna bağlı olarak haczin kaldırılması isteminin reddi yolundaki işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : 6183 sayılı Kanun’un “Amme Alacaklarının Korunması” başlıklı bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemlerinin mükellefler adına tesis edilebilecek bir güvence yöntemi olduğunun öngörüldüğü, şirketin kanuni temsilcisi olmasının davacıyı vergi mükellefi durumuna getirmeyeceği, kanuni temsilcilerin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilmeyeceği anlaşılan kamu borçlarından sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz uygulanabileceği dikkate alındığında tesis edilen işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava konusu işlem iptal edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İhtiyati haciz müessesesinin kamu alacağının teminat altına alınması amacıyla düzenlendiği, geçici bir tedbir olması nedeniyle 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinde yazılı şartların bulunması halinde ihtiyati haciz uygulanabileceği, anılan şirketin 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan şirketler arasında olmasından dolayı kanuni temsilcisi olan davacının gayrimenkullerine uygulanan ihtiyati hacizde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Temyiz isteminin reddine,

2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,

3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :

Davacının gayrimenkullerine, aracına ve banka hesaplarına uygulanan hacizlerin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Vergi Dava Dairesi kararı temyiz edilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava Açma Süresi” başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinde; ilgililer tarafından, idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hüküm altına alınmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, e-devlet kayıtlarından gayrimenkullerine, aracına ve banka hesaplarına haciz uygulandığını öğrenen davacı tarafından sözü edilen hacizlerin, 21/04/2020 tarihinde davalı idarenin kaydına giren dilekçe ile kaldırılmasının istendiği, davalı idarenin söz konusu talebin reddine dair … tarih ve … sayılı yazısının davacıya 22/05/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve 29/06/2020 tarihinde Vergi Mahkemesi kaydına giren dilekçe ile bahsi geçen işlemin iptalinin istendiği anlaşılmıştır.

Olayda, dava konusu haciz işlemini en geç davalı idareye başvuru tarihi olan 21/04/2020 tarihinde öğrendiği kabul edilmesi gereken davacı tarafından, anılan başvuruya verilen cevabın 22/05/2020 tarihinde tebliğ edilmesi ile başlayan 30 günlük dava açması süresinin son günü olan 22/06/2020 tarihi geçirildikten sonra açılan davanın süreaşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceği ve bu nedenle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.