Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/10275 E. , 2021/2779 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/10275
Karar No : 2021/2779
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tanıtım Otomotiv İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle resen tarh edilen 2010/1,2,4,6,7,8,11 ve12 dönemleri tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 sayılı Kanun’un 353/1 ve mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; … Vergi Dairesi mükellefi …, … Vergi Dairesi mükellefi … Reklam Eğitim Bilg. İnş. G.S. Tic. Ltd. Şti., … Vergi Dairesi mükellefi … Elektrik Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında yer alan tespitlere göre düzenlenen faturaların sahte olduğu anlaşıldığından bu mükelleften alınan faturalardan kaynaklı cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık, … Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun incelenmesinden davacıya düzenlenen söz konusu faturanın sahte ve yanıltıcı belge kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından tarhiyatın bu faturalardan kaynaklı kısmı ve davacı hakkında 29/12/2010 tarihli tahakkuk fişi ile kesinleşen vergi ziyaı cezalı damga vergisi tarhiyatının tekerrüre esas alınan cezanın 29/12/2010 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olması nedeniyle tekerrürden bahsedilemeyeceğinden tekerrür nedeniyle vergi ziyaı cezasının artırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden; ceza gerektiren eylemin ve eylemle fail arasındaki bağlantının açıklıkla saptanmadığı ve usulsüzlük eylemi bütün unsurlarıyla ortaya konulmadığından kesilen özel usulsüzlük cezasında ve davacının söz konusu faturalarda yer alan mal ve hizmetleri fatura düzenleyen kişi ve firmalardan almamış olduğu hususu mahkemece kabul edildiğinden 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın aleyhe olan hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar Mahkeme kararının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1. ve mükerrer 355. maddeleri uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarına ilişkin kısmı ile 2010 yılı vergi ziyaı cezalarına tekerrür hükümleri uygulanması kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Diğer temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacıya fatura düzenleyen … hakkındaki … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda özetle; …’ın 09/02/2010 yılında mükellefiyet tesis ettirdiği, iş yerinde yapılan işe başlama yoklamasında iş yerinde 80 metre kare, kirasının 400 TL olduğu, bu iş yeri haricinde başka iş yeri depo bulunmadığı, işçi çalıştırmadığının tespit edildiği, iş yeri adresinde gönderilen defter belge isteme yazısının … isimli işçisine tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerin inceleme ibraz edilmediği, ve görüşmeye gelmediği, 18/10/2010 tarihinde iş yerinde yapılan yoklamada adreste faaliyetine devam ettiği, bir çalışan olduğu, iş yerinde demirbaşların olduğunun tespit edildiği, söz konusu tespit nezdinde yapılan … isimli işçinin iki farklı şirkete ortak olduğunun tespit edildiği, 11/06/2020 yoklamada iş yerinin kapalı olduğunun tespit edildiği, …’ın şahsi mükellefiyetin yanında … Ltd. Şti. Ve … Ltd. Şti.’nin ortağının ve müdürünün olduğu tespit edildiği, bu şirketler hakkında da sahte belge düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu düzenlendiği, 2010/2-7 dönemlerine ilişkilerine katma değer vergisi beyannamelerinde 6 aylık matrah toplamının 2.673.876,44 TL beyan edilmesine karşılık ilgili dönemde BA formuyla davacıdan 15.130.646,00 TL mal alındığının beyan edildiği, 2010-2 döneminde KDV beyannamesinde 78.705,5 TL matrah beyan etmesine karşın BA formunda 1.213.394,00 TL mal sattığının tespit edildiği, ancak bastırdığı faturalarının teslim alındığı tarihin 04/03/2010 tarihi olduğu, vadesi geçmiş ve ödenmesi gereken vergi borcunun toplam 5.715,38 TL olduğu, faaliyete başladığı günden itibaren beyanlarına tahakkuk eden vergilerin hiç birini ödemediği, tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden, anılan şirketin söz konusu hasılata ulaşabilecek ticari organizasyona sahip olmadığı, yüksek tutarlı matrah beyan etmesine rağmen bununla uyumlu iş hacmine sahip olmaması, beyan ettiği KDV matrahları ile kendisinden mal alanların verdiği Ba formlarının karşılaştırılmasından aralarında farklar bulunması hususları dikkate alındığında adı geçen mükellef tarafından davacı şirkete düzenlenen ihtilaf konusu faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna varılmış olup, aksi yöndeki Mahkeme kararının cezalı katma değer vergisine ilişkin kısmında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, özel usulsüzlük cezaları ile vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılan kısmına ilişkin hüküm fıkralarının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının …’dan alınan faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlara ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.