Danıştay Kararı 4. Daire 2016/10734 E. 2020/5135 K. 07.12.2020 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/10734 E.  ,  2020/5135 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/10734
Karar No : 2020/5135

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, vergi inceleme raporuna istinaden bir kısım hurda alışlarının vergiden muaf esnaftan yapıldığı halde gider pusulası düzenlemeyerek gelir vergisi tevkifatı yapılmayıp alışların sahte faturalarla belgelendirildiğinden bahisle tarh edilen 2010/1-3,4-6,7-9 ve 10-12 dönemleri vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisi ile 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümünün davacının kullandığı faturaların sahte olduğu yönünde olan davalı idare tespitlerinin hukuken geçerli ve yeterli tespitler olup olmadığının değerlendirilmesine bağlı olduğu, ihtilaflı faturaları düzenleyen mükellef hakkındaki tespitlerin ve dolayısıyla da bu tespitleri ortaya koyan vergi tekniği raporlarının irdelenmesi gerektiği, davacının fatura aldığı İkitelli Vergi Dairesi mükellefi … Metal İnşaat Pazarlama Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer verilen tespitlerde ise, anılan mükellefin ihtilaflı dönemde davacıya düzenlediği faturaların sahte olduğunu ortaya koyabilecek somut bir tespit ve bu konuda yapılmış yeterli bir inceleme ve araştırma bulunmaksızın düzenlenen vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarda hukuki isabet bulunmadığı, özel usulsüzlük cezasına gelince; somut bir tespitte bulunulmaksızın, varsayıma dayalı olarak kesilen ve yasal dayanağı olan kanuni hükmün öngörülüş amacına uygun olarak kesilmeyen dava konusu özel usulsüzlük cezasında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hurda sektöründe hurdanın ilk temininin gezici olarak hurda toplayan vergiden muaf esnaftan yapıldığı, ödevlinin de hurda alımlarını bu şekilde yaptığı ve sahte faturalarla belgelendirdiği, vergi Kanunlarının kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen ödevli hakkında vergi inceleme raporuna istinaden yapılan cezalı tarhiyatın ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353/1 maddesi ile öngörülen belgeleri düzenlemediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezasının yerinde olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, Mahkeme kararının, cezalı tarhiyatlara ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, “vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve teknik icaplarla uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa ait olacağı hükme bağlanmış, 227. maddesinde, üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait kayıtların tevsikinin mecburi olduğuna vurgu yapılmış, 229. maddesinde ise fatura; satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika” şeklinde tarif edilmiş, öte yandan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun vergi tevkifatı başlığı altında düzenlenen 94. maddenin 13. fıkrasında ise, “esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşısında yapılan ödemelerden %2 tevkifat yapılacağı” belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, hurda emtiası, ya bu emtianın gerçekte ticaretini yapan tüccardan yada vergiden muaf esnaftan alınabilmektedir.
Buna göre, davacı şirketçe kayıtlarına alınan faturaları düzenleyen kişi yada şirketler haklarında davalı idare tarafından düzenlenen VTR’ lerde yapılan tespitlerden, kişi veya şirketin düzenlediği sahte olduğu belirtilen faturaların, gerçekten yapılan hurda alım ve teslimine dayandığının kabulü mümkün olmadığı gibi, söz konusu hurda tesliminin kendisine sahteci olduğu tespit olunanlarca yapıldığını da kanıtlayamayan yükümlü şirket adına aynı faturalarda gösterilen bedelin de o kişi ya da şirketlere ödendiğinin kabulü olanaksızdır.
Faturanın emtia teslimini gerçekleştirmeyen firmalarca düzenlenmesi durumunda, kayıtlara geçen hurdanın belgesiz emtia teslim eden kişi ya da şirketlerden alınıp, gerçekte faaliyeti tamamiyle fiktif olan şirketlerden temin edilen faturalarla da belgelendirilmesi olasıdır.
Şu halde, faturasız alınan hurda emtiasının, emtia ticareti yapmaksızın fatura düzenleyen mükelleflerce tanzimli faturalar ile belgelendirilmediğini ispat edemeyen davacının, bu alışlarını vergiden muaf esnaftan yaptığının kabulü de hukuka va hakkaniyete aykırı olmayacaktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında 2009 ve 2010 yılları hesaplarının incelenmesi neticesinde vergi inceleme raporu hazırlandığı, bu rapor uyarınca, davacının piyasadan toplayarak satın aldığı hurdalar için gider pusulası düzenlemediği ve esnaf muaflığından yararlanan hurda alımı yaptığı kişiler adına müstahsil makbuzu düzenlenmediği ve vergi tevkifatı yapmadığı, bunun yerine ilgili alışverişi sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı fatura kullanmak suretiyle belgelendirdiğinin tespit olunduğundan bahisle, sahte olduğu belirtilen faturaların içeriği toplam tutar esas alınarak davacı hakkında gelir(stopaj) vergisi tarhiyatı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının fatura aldığı İkitelli Vergi Dairesi mükellefi … Metal İnşaat Pazarlama Limited Şirketi hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda; şirket müdürünün adresine defter belge isteme yazısının gönderildiği, ancak ödevlinin ilgili adreste bulunamadığı ve bu nedenle söz konusu yazının tebliğ edilemediği, şirket müdürü ve ortağı …’ın birçok firmada şirket ortağı ve yöneticiliğinin bulunduğu, şirketin işyeri, işçi ve şube açısından yeterli kapasiteye sahip olmamasına rağmen kuruluşundan kısa bir süre sonra çok yüksek miktarlı faturalar düzenlediği, şirket müdürünün birçok firmada ortak ve yönetici olduğu, 2009 yılında yapılan Ba-Bs form analizinde 390 belge karşılığında 37.782.088 TL’lik satış yaptığı, 37.170.479 TL’lik de mal girişi olduğu bunun 35.729.561 TL’lik kısmının hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı rapor düzenlenen mükelleflere ait olduğu, 28.242 TL’lik kısmınınsa mükelleflerin Bs bildirimlerinde yer almadığı; 2010 yılında 94 belge karşılığında 49.212.110 TL’lik satış yaptığı, 45.378.320 TL’lik de mal girişi olduğu bildirildiği, bunun 41.331.525 TL’lik kısmının hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı rapor düzenlenen mükelleflere ait olduğu, 4.046.795 TL’lik kısmınınsa mükelleflerin Bs bildirimlerinde yer almadığı; 2011 yılında 313 belge karşılığında 46.908.893 TL’lik satış yaptığı, 47.707.065 TL’lik de mal girişi olduğu, bunun 8.676.305 TL’lik kısmının hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı rapor düzenlenen mükelleflere ait olduğu, 29.878.407 TL’lik kısmınınsa mükelleflerin Bs bildirimlerinde yer almadığı tespitlerine yer verildiği anlaşılarak, mükellefin 2010 ve 2011 yıllarında verdiği beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığı, yapılan tespitler neticesinde anılan mükellef tarafından davacıya düzenlenmiş faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna varılmıştır.
VUK’ nun 229. maddesi uyarınca, herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadan tanzim edilen faturalar, bir mal teslimi veya yapılan işin ve bundan dolayı borçlanılan bedeli temsil eden bir ticari belge olarak kabul edilemeyeceği için ticari icaplara aykırı olan böylesi bir durumda, faturaların gerçekten emtia teslimi veya hizmet ifası gerçekleştirenlerce düzenlendiğini kanıtlama yükümlülüğüde VUK’ nun 3. maddesi gereği davacı şirkete düşeceği izahtan varestedir.
Şu halde, davacının emtiaları hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunan mükelleften değilde vergiden muaf esnaftan aldığı hususunun ispatı davacıya aittir ve bunu ispat edemeyen davacının vergiden muaf esnaftan almadığı hususunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemece bu hususlar netleştirilerek bir karar verilmesi gerekmekte iken eksik incelemeyle davacı adına yapılan cezalı tarhiyatta yasaya uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle verilen Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin …. tarih ve E…, K:… sayılı kararının, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının cezalı tarhiyatlara ilişkin kısmının …’nin karşı oyuyla ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 07/12/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı adına fatura düzenleyen … Metal İnşaat Pazarlama Limited Şirketi hakkında tanzim edilmiş vergi tekniği raporunda yer alan tespitler, söz konusu mükellefin düzenlediği faturaların sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğuna ilişkin yeterli tespit bulunmadığından, temyize konu davanın kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.