Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/11932 E. , 2021/3867 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/11932
Karar No : 2021/3867
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av….
2- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek aleyhlerine olan hüküm fıkralarının taraflarca bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullanıldığından bahisle vergi inceleme raporuna dayanılarak re’sen tarh edilen 2010/2 ilâ 9 dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Kanunun 353/1. ve mükerrer 355/1-1. maddeleri uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacıya ilgili dönemde fatura düzenleyen Yenibosna Vergi Dairesi mükellefi Yalçın Özer hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer verilen verilerek göre, düzenlediği faturaların sahte olduğu, bu faturalarda yer alan KDV’lerin hazineye intikal etmediği anlaşıldığından, tarhiyatın söz konusu faturalardan kaynaklanan kısmında ve 213 sayılı Kanunun mükerrer 355/1-1. maddesi uyarınca 2010/Aralık dönemi katma değer vergisi beyannamesi verilmemesi nedeniyle kesilen 1.070-TL özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık görülmediği, Atışalanı Vergi Dairesi mükellefi … ve Davutpaşa Vergi Dairesi mükellefi …hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında yer verilen tespitlerden anılan mükellefler tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayanmadığı yolunda yeterli tespit bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlarda ve cezayı gerektiren unsurların somut olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle 213 sayılı Kanunun 353. maddesinin kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından kararın redde ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından kararın kabule ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler bozulması istenilen kararın redde ilişkin kısmının dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın bu kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler bozulması istenilen kararın 213. Sayılı Kanunun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın bu kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Davalı idarenin kararın …ve …den alınan faturalara isabet eden cezalı tarhiyata ilişkin kısmı bakımından incelendiğinde,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da zorunludur.
Sözü edilen mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı adına fatura düzenleyen Davutpaşa Vergi Dairesi mükellefi …hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; mükellefin 16/02/2010 tarihinde matbaa kağıtları alım satımı amacıyla faaliyete başladığı, 10/12/2010 tarihinde işi bırakma talebi üzerine vergi dairesince terkin edildiği, 16/02/2010 tarihli işe başlama yoklamasında iş yerinin 25 m² büyüklüğünde olduğu, matbaa kağıtları alım ve satım işi yaptığı, iş yerinde 1 masa, 1 bilgisayar, 3 sandalye ve 3.000,00 TL tutarında matbaa kağıdının bulunduğu, çalışan işçisinin, depo ve adına kayıtlı aracının olmadığı, 17/12/2010 tarihli yoklamada, mükellefin iş yerini 10/12/2010 tarihinde kapatıp terk ettiği, adresin boş ve kapalı olduğu hususlarının tespit edildiği, mükellefin mal ve hizmet alım satımına ait Ba-Bs bildirim formlarını vermediği, mükellefe mal sattığını bildiren firmanın da olmadığı, ancak mükelleften 1904 belge karşılığında toplam 28.700.375,00 TL tutarında mal alımı yaptığını bildiren mükelleflerin bulunduğu, mükellefin 2010 yılı katma değer vergisi matrahının 510.949,90 TL, gelir vergisi satış hasılatının ise 323.272,73 TL olduğu, mükellefin işletme hesabına göre defter tuttuğu, Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan aramada mükellefe ait belgelerin bulunduğu ve mükellefin bilgilerinin taklit edilerek kullanıldığının anlaşıldığı, mükellefin herhangi bir mal alım satımı faaliyetinde bulunmaksızın sadece komisyon karşılığında sahte fatura ticareti yaptığı kanaatine varıldığı tespitlerine yer verilmiştir.
Davacının fatura aldığı, Atışalanı Vergi Dairesinin …vergi kimlik numaralı mükellefi ……hakkında düzenlenen …sayılı Vergi Tekniği Raporunda özetle; mükellefin 01/03/2010 tarihinde matbaa malzemeleri toptan alım satımı ve promosyon ürünleri ticaretiyle iştigal etmek için mükellefiyet tesis ettirdiği, mükellefin işi bırakma bildirimi üzerine 06/01/2011 tarihi itibariyle mükellefiyetinin terk ettirildiği, defter ve belge isteme yazısı mükellefin bilinen adreslerinde bulunamaması nedeniyle tebliğ edilemediği, 03/03/2010 tarihli yoklamada iş yerinin 40 metrekare büro olduğu, yaklaşık 50.000-TL tutarında emtia bulunduğunun tespit edildiği, 20/08/2010 tarihli işyeri nakil amaçlı yapılan yoklamada, iş yerinin 150 metrekare, iş yerinde büro malzemeleri bulunduğu, emtia bulunmadığı, emtiaların eski işyerinde bulunduğu, çalışan 2 işçi bulunduğu hususlarının tespit edildiği, 04/02/2011 tarihli yoklamada, işyerinin yaklaşık 10 gündür kapalı olduğu ve faaliyetsiz olduğu hususlarının tespit edildiği, faaliyette bulunduğu dönemlere ilişkin KDV, gelir geçici vergi, gelir vergisi beyanlarının verildiği, 2010/3-12 dönem aralığında toplam 6.517.732,67 TL tutarında KDV matrahı bulunmasına rağmen ödenecek KDV’nin 772,91 TL olduğu ve tahakkuk eden toplam 1.772,64-TL ödenmemiş vergi borcunun bulunduğu, 2010/3-12 döneminde mükelleften 5.877.381-TL tutarında mal veya hizmet aldığını bildiren firmalar olduğu, tespit edilen boyutta satışı gerçekleştirecek araç ve ekipmanının bulunmaması tespitlerinden hareketle kurum tarafından düzenlenen tüm faturaların sahte faturalar olduğu sonucuna varıldığı görülmüştür.
Yukarıda yer verilen tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, söz konusu mükelleflerin beyan ettikleri satış tutarları ile diğer mükelleflerin Ba-Bs bildirimleri arasında yüksek tutarda uyumsuzluklar olduğu, yapılan yoklamalarda şirketlerin anılan hasılatları yapabilecek fiziki kapasiteye sahip olmadıklarının tespit edildiği, çok yüksek tutarda gelir elde etmelerine rağmen kısa süre faaliyet gösterdikten sonra mükellefiyetlerinin terkin ettirildiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, bu mükelleflerin uyuşmazlık konusu dönemlerde gerçek bir ticari faaliyetinin bulunmadığı ve davacıya düzenlemiş olduğu faturaların sahte belge niteliğinde olduğu ve davacı adına söz konusu mükelleflerden alınan faturalardaki indirimleri reddedilmek suretiyle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, bu faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık, Vergi Mahkemesi kararının bu mükelleflerden alınan faturalardan kaynaklı cezalı tarhiyatlara ilişkin kısmında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının davanın redde ilişkin kısımları ile özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının …’den alınan faturalara isabet eden cezalı tarhiyat yönünden oybirliği ile …’ndan alınan faturalara isabet eden cezalı tarhiyat yönünden …ve …’ın karşı oyuyla oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve …TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 07/07/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının ……’ndan alınan kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin bu kısmının reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.