Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/14212 E. , 2020/5320 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/14212
Karar No : 2020/5320
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, …. Temel İksa Sistemleri İnşaat Mühendislik ve Müşavirlik Hizmetleri Ltd. Şti.’nin bir kısım alışlarını sahte fatura ile belgelendirdiğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden kanuni temsilci sıfatıyla tarh edilen 2009/12. dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1 ve mükerrer 355. maddeleri uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket adına fatura düzenleyen … Vergi Dairesi mükellefi … Metal Hırdavat İnşaat ve Tekstil Ürün. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında yapılan tespitler tek başına davacıya düzenlenen faturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğuna delil olamayacağından, davacı adına soyut ve varsayıma dayalı olarak re’sen tarh edilen dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde ve 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı, davalı idare tarafından somut ve yeterli tespit yapılmadan 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda ve kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin, kararın 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar temyize konu edinilen Mahkeme kararının bu kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, kararın … Metal Hırdavat İnşaat ve Tekstil Ürün. San. Tic. Ltd. Şti.’den alınan faturalar nedeniyle vergi ziyaı cezalı olarak tarh edilen katma değer vergisine ve 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ait kısmına ilişkin temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin fatura aldığı … Vergi Dairesi mükellefi … Metal Hırdavat İnşaat ve Tekstil Ürün. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; şirketin hırdavatçı (nalburiye) eşyalarının ve el aletlerinin bir ücret veya sözleşmeye dayalı olarak toptan satışını yapan aracılar faaliyetini yapmak üzere 11/08/2009 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği ve 31/07/2010 tarihinde mükellefiyetinin re’sen terkin edildiği, defter belge isteme yazısının tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerin inceleme ibraz edilmediği, ve defter tasdik bilgisine ulaşılamadığı, 14/08/2009 tarihli işe başlama yoklamasında, mükellefin iş yerinin 60 m2 civarında ve kira bedelinin aylık net 230,00 TL olduğu, iş yerinde çalışan işçisinin bulunmadığı, sermayesinin 20.000,00 TL olduğu, ödevlinin teknik hırdavat malzemesi alım satımı işi yaptığı, iş yerinde raflar ve stantlar ile satışa hazır emtia mevcut olduğu, 04/03/2010 tarihli yoklamada, iş yerinin 60 m2 civarında ve kirasının 550,00 TL olduğu, iş yerinde çalışan 2 işçi bulunduğu ve 70.000,00 TL değerinde emtia mevcut olduğu, 22/09/2010 tarihli yoklamada, mükellefin ilgili adresi çevre sakinlerinin ifadesine göre yaklaşık bir ay kadar önce terk ettiği, tabelasının bulunmadığı hususlarının tespit edildiği, şirketin 2009/8 ila 12 döneminde 1.648.680,31 TL, 2010/1 ila 8 döneminde 4.813.383,47 TL katma değer vergisi matrahı beyan ettiği, ödenmesi gereken katma değer vergisinin ise 2009 yılında 3.215,23 TL, 2010 yılında 5.749,96 TL olduğu, şirketin Bs bildirimi ile 2009 yılında 1.622.710,00 TL, 2010 yılında 4.577.412,00 TL tutarında satış yapıldığının; Ba bildirimi ile de 2009 yılında 1.623.938,00 TL, 2010 yılında 4.541.151,00 TL tutarında mal ve hizmet alımı yapıldığının bildirildiği, ancak mal alımı yapıldığı bildirilen mükelleflere ait Bs formlarında mükellefe satış yapıldığına dair bildirimde bulunulmadığı, sadece şirketin Ba bildiriminde ismi bulunmayan bir firma tarafından 2010 yılında Bs formu ile şirkete 27.101,00 TL tutarında mal satışı yapıldığının bildirildiği, şirketin 2009 ve 2010 yılında mal ve hizmet alışı yaptığını bildirdiği 17 mükelleften 8’i hakkında sahte fatura düzenleyicisi olduğu yönünde düzenlenmiş vergi tekniği raporu bulunduğu, şirketin 2009 ve 2010 yılı faaliyetine ilişkin kurumlar vergisi beyannemelerinin verilmediği, muhtasar beyannamelerine göre 2009/9 ila 2010/3 dönemi arasında 1 ila 3 arasında değişen işçi çalıştırıldığının beyan edildiği, tarh dosyasının incelenmesi ve Gelir İdaresi Başkanlığı Yönetim Bilgi Sistemlerinden (YBS) yapılan sorgulamada, mükellef kurumun faaliyetine devam etmediği halde bastırmış olduğu belgeleri iptal etmediğinin görüldüğü, vadesi geçmiş ve ödenmesi gereken 26.585,01 TL vergi borcunun bulunduğu ve şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların sahte belge niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, mükellefin defter ve belgelerinin inceleye ibraz edilmediği, kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmediği, yapılan yoklamalarda anılan hasılatları yapabilecek fiziki kapasiteye, emtiaya ve ticari organizasyona sahip olmadığının tespit edildiği, alış yaptığını bildirdiği mükellefler hakkında sahte fatura düzenledikleri yönünde tanzim edilmiş raporlar veya olumsuz tespitler bulunduğu, yüksek tutarlı katma değer vergisi matrahları beyan etmesine rağmen tahakkuk eden vergilerini ödemediği hususları göz önünde bulundurulduğunda, mükellefin davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete uyuşmazlık konusu dönemde düzenlediği faturaların sahte belge niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığından, bu faturalar nedeniyle davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Vergi Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Mahkemece yeniden verilecek kararda, 213 sayılı Kanunun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden yeniden değerlendirme yapılacağı tabidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin …. ve E:…, K:… sayılı kararının, 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının … Metal Hırdavat İnşaat ve Tekstil Ürün. San. Tic. Ltd. Şti.’den alınan faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyata ve 213 sayılı Kanun’un 353/1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 08/12/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddesinin 4. fıkrasında, tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflere, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5’i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesileceği kuralı bağlanmıştır.
Öte yandan tevsik zorunluluğunun amacı 310 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde “……. Ticari işlemler ve finansal hareketlerin taraflarının izlenmesi ve vergiyi doğuran olayların mali kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespit edilmesi …….” olarak açıklanmış ve Mali İdare’de belli tutar üzerindeki tahsilat ve ödemeleri kontrol altında tutarak, ticare işlemler ve finansal hareketlere taraf olanları izleyerek, vergilendirmeyi ilgilendiren mali olayları, kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespite çalışmaktadır. Böylece kayıt dışı işlemlerin kayıt ıaltına alınması, para hareketlerinin kontrolü ile denetlenebilir kılınmıştır.
Uyuşmazlıkta davacı mükellefce ihtilaflı dönemde yapılan bir kısım alışlar sahte belgeye dayandırılsa da, sahte olduğu belirtilen faturalar içeriği emtiaların gerçekte alındığı, ancak ödemelerin banka ve finans kurumları aracılığıyla gerçekleştirildiğine ilişkin somut bilgi ve belgenin sunulmadığı, kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, Mahkeme kararının 213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddesine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.