Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/19550 E. , 2021/3620 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/19550
Karar No : 2021/3620
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … İnşaat ve Taahhüt Madencilik San. Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; Mahkemelerinin 02/12/2015 tarihli ara kararı ile, ödeme emirlerinin dayanağı tüm bilgi ve belgelerin sorulması üzerine verilen cevaba göre, dava konusu … sayılı ödeme emrinin … takip dosya numaralı kısmı ile … sayılı ödeme emrinin … takip dosya numaralı kısmına konu alacaklar için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin daimi çalışan sıfatıyla … adlı şahsa tebliğ edildiği, … sayılı ödeme emrine konu alacaklar için şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirket ortağı …’ a tebliğ edildiği, ancak şirket adına kayıtlı iki adet motorlu taşıt üzerine haciz konulmasına rağmen bu taşıtların satışları gerçekleştirilmeden davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği, … sayılı ödeme emrinin … takip dosya numaralı kısımlarına konu alacaklar için şirket adına düzenlenen ödeme emrinin … isimli kişiye tebliğ edildiği, bu kişinin tebligatı hangi sıfatla aldığının tebliğ alındısında belirtilmediği, sicil gazetesine göre tebligatın yapıldığı tarihte şirket ortağı veya kanuni temsilcisi olmadığının görüldüğü, … ve … sayılı ödeme emirlerinin diğer kısımları ile … sayılı ödeme emri içeriği alacaklar için şirket adına düzenlenen ödeme emirleri eklenmekle birlikte bunların şirkete tebliğ edildiğine dair tebliğ alındılarının olmadığı, bu kısımlar için asıl borçlu şirket takip edilmeden doğrudan davacı ortağın takip edildiği; bu durumda, amme alacaklarının tahsili için öncelikle asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenmesi, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğinin sağlanması ve amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediği veya tahsil edilemeyeceğinin idarece ispatlanması gerekirken, bu koşullara uyulmadan şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde, kararın, davaya konu … sayılı ödeme emrinin … takip numaralı borçlara ve … sayılı ödeme emrinin … takip numaralı borçlara ilişkin kısmı ile … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmı için ileri sürdüğü iddialar bozulması istenen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bu kısımlarının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin kararın, … ve … sayılı ödeme emirlerinin kalan kısımlarına ilişkin temyiz istemi yönünden;
6183 sayılı Kanun’un 35. maddesinde; limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği; “Tebliğ yapılacak kimseler” “başlıklı 94. maddesinde de, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılacağı, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılacağı, muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun hükümleri uyarınca; şirket borçlarından dolayı şirket ortağının takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin mal varlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu … sayılı ödeme emri içeriği … takip dosya numaralı borçların tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin … tarihinde; dava konusu …sayılı ödeme emri içeriği … takip dosya numaralı borç için şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin de 31/05/2010 tarihinde şirket adresinde şirketin daimi çalışanı …’a tebliğ edildiği, … sayılı ödeme emri içeriği … takip sayılı borçlar için şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 12/04/2010 tarihinde şirket adresinde …’a tebliğ edildiği, şirket hakkında mal varlığı araştırması yapıldığı, şirkete ait … ve … plakalı araçlar üzerine 608.871,79 TL tutarındaki muhtelif borçlar için haciz uygulandığı, borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle, şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda yer verilen Kanun maddesi uyarınca, şirketlere yapılacak tebligatın görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmayan ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmayan şirket çalışanına yapılabilmesi mümkün olup, bakılan davada, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğ edildiği … ve … isimli kişilerin, tebligat tarihinde şirket çalışanı olmadığı, 18 yaşından küçük ya da ehliyetsiz olduğu yönünde herhangi bir itirazda bulunularak bu durumun ispatlanmadığı anlaşıldığından, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ve bu kişilere tebliğ edilen ödeme emirlerinin tebligatında da usulsüzlük bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, bu kısım yönünden, davacının takibi için gerekli olan diğer hususlar incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Davalı idarenin kararın, … sayılı ödeme emrine ilişkin temyiz istemine gelince;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 62. maddesinde borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı düzenlenmiştir.
Diğer yandan, yine 6183 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin ise, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu … sayılı ödeme emri içeriği borçların tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin 08/11/2013 tarihinde vergi dairesinde şirket temsilcisi …’a tebliğ edildiği; şirket hakkında mal varlığı araştırması yapıldığı, şirketin vadesi geçmiş ve ödenmesi gereken toplam 857.643,35 TL vergi borcu bulunduğu, şirkete ait …ve …plakalı araçlar üzerine 608.871,79 TL tutarında muhtelif borçlar için haciz uygulandığı, borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle de davacı adına ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır.
Olayda, her ne kadar Vergi Mahkemesince, … sayılı ödeme emrine konu alacaklar yönünden şirket adına kayıtlı iki adet motorlu taşıt üzerine haciz konulmasına rağmen bu taşıtların satışları gerçekleştirilmeden davacı adına ödeme emri düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, şirkete ait iki araç üzerine davalı idare tarafından 608.871,79 TL tutarında muhtelif borçlar için haciz uygulandığı görülmüş olup, söz konusu borçların usulüne uygun bir şekilde kesinleştirildiği ve amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı dikkate alındığında davacı adına düzenlenen bu ödeme emrinde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Vergi Mahkemesi kararında ise isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2.Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, 2015/1 sayılı ödeme emrinin … takip numaralı borçlara ve … sayılı ödeme emrinin … takip numaralı borçlara ilişkin kısmı ile … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3.Mahkeme kararının, … ve … sayılı ödeme emirlerinin kalan kısımları ile … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 28/06/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, bu kısmın onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının buna ilişkin kısmına katılmıyorum.