Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/19647 E. , 2021/1473 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/19647
Karar No : 2021/1473
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullanıldığından bahisle vergi inceleme raporuna istinaden 2010/8,9 ve 11 dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh edilen tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacıya ilgili yılda fatura düzenleyen … Vergi Dairesi mükellefi … İplik Ayakkabıcılık Gıda Tekstil Tic. ve San. Ltd. Şti. ile ilgili tespitler değerlendirildiğinde; yapılan yoklamaların yeterli olmadığı, şirketin gerçek bir ticari faaliyeti olmadığı hususunun tam olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacının yasal defterlerine kaydedilerek indirim konusu yaptığı faturalara isabet eden katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi suretiyle re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka uyarlık bulunmadığı; özel usulsüzlük cezası hakkında ise cezayı gerektiren eylemin ve eylemle fail arasındaki bağlantı açıklıkla saptanmayıp, usulsüzlük eylemi bütün unsurlarıyla ortaya konulmadığı görüldüğünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonuçlarına varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına fatura düzenleyen mükellef hakkında vergi tekniği raporu bulunduğu, tesis edilen işlemlerin usul ve hukuka uyarlı olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin, vergi ziyaı cezalı tarhiyatın 2010/8 dönemine ilişkin kısmı yönünden kabulü, diğer kısımları yönünden ise reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, kararın 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Temyiz konusu Kararın vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin kısmına gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı adına fatura düzenleyen … Vergi Dairesi mükellefi … İplik Ayakkabıcılık Gıda Tekstil Tic. ve San.Ltd.Şti. hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunun incelenmesinden; şirketin 26/10/2009 tarihinde kurulduğu, mükellefiyetinin 30/09/2010 tarihinde Vergi Dairesi tarafından re’sen terkin edildiği, 14/01/2011 tarihinde … Vergi Dairesi mükellefi olarak yeniden faaliyete başladığı, 30/09/2010 tarihi itibari ile mükellefiyet kaydının re’sen terkin ettirilmiş olmasına ve 2010/10,11,12 dönemi KDV beyannamelerini vermemesine rağmen, mükellef kuruma satış ve kurumdan alış yapan firmaların olduğu, mükellef kurumun ortakları ve yöneticilerinin haklarında sahte fatura düzenledikleri yönünde tespit bulunan başka firmalara da ortak oldukları, 2009/11-12 dönemi KDV matrahının 120.730,00-TL, 2010/Ocak-Eylül döneminde beyan olunan toplam KDV matrahının 7.871.085,31-TL olduğu, şirketin verdiği muhtasar beyannamelerde hiç işçi çalıştırmadığı, muhasebeci ve kira ödemelerine ilişkin beyanname vermediği, 2009 ve 2010 yılında hiçbir işçisinin olmayışının faaliyeti ile çelişkili olduğu, 2010 yılında mükellef kurumun yapmış olduğu alışların 7.180.345,00-TL tutarındaki kısmının vergi tekniği raporu bulunan mükelleflerden temin edildiği, ayrıca mükellef kurumun 31/12/2009 tarihinde mükellefiyet re’sen terkin ettirilen mükelleften 2010/Temmuz döneminde 1.230.000,00-TL tutarında alış yaptığı, bu alış faturalarının da sahte olduğu, dolayısı ile şirketin 2010 yılında toplam 8.410.345,00-TL tutarında sahte belge kullandığı, şirketin kurumlar vergisi beyannamesinde brüt=net satışlarının 8.013.688,61-TL olduğu, satışlarının maliyetinin ise 7.967.272,04-TL olduğu, alış ve satış tutarlarının uyumsuz olduğu, Ba-Bs formlarının analizinden 2010 yılında 8.213.692,61-TL tutarında satışının olduğu, işçisi, aracı, yeterli sermaye ve demirbaşı bulunmayan, ortakları hakkında olumsuz tespit bulunan şirketin gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifası olmaksızın komisyon karşılığında sahte fatura düzenlediği sonucuna varıldığı görülmektedir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, anılan mükellef tarafından yapılan alımların büyük bir kısmının sahte fatura düzenleyicisi şirketlerden yapıldığı, şirket ortakları ve yöneticilerinin haklarında sahte fatura düzenleyicisi olduğu yönünde olumsuz tespit bulunan başka firmalara da ortak olduklarının tespit edildiği, mükellefin re’sen terkin edildiği dönemde alış ve satışlarının bulunduğu ve işçi çalıştırmadığı da göz önüne alındığında, anılan mükellefin dava konusu tarhiyata konu faturaları düzenleyebilecek nitelikte gerekli ve yeterli kapasiteye sahip bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacı adına sahte fatura kullanımından kaynaklı olarak yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında ise hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2010/8 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı tarhiyatın sahte fatura kullanımından kaynaklanmadığı görüldüğünden, ilgili kısım yönünden de Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, Mahkemece yeniden yapılacak olan yargılamada ulaşılacak hukuki sonuca göre değerlendirme yapılacağı tabidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının, vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılmasına ilişkin kısmının, …’nin karşı oyu ve oyçokluğu ile BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 08/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.