Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/624 E. , 2020/5727 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/624
Karar No : 2020/5727
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : .. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, Hacıdan 1950 … Turizm İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen …tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin 22/03/2013 tarihli adreste tanınmıyor ibareli ve muhtar imzalı adres tespit tutanağı üzerine ilanen tebliğ edildiği, adres tespit tutanağının ödeme emirleri ile irtibatlandırılmadığı, 213 sayılı Kanunun 102. maddesinde sayılan kişilerce imzalanmadığı ve usulüne uygun düzenlenmediği, söz konusu adres tespit tutanağının şirkete tebligat yapılamadığının kabulü için yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği ve ortada tüm tebliğ yollarının denenerek şirkete ilan yolu ile tebliğ edilebilecek bir belgenin bulunduğundan bahsedilemeyeceği, asıl amme borçlusu adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin yapılan ilanın herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği ve şirkete usulüne uygun olarak yapılan bir tebligat bulunmadığı halde söz konusu ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının şirket bakımından kesinleştiğinden bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirket adına yapılan cezalı tarhiyatın yerinde olduğu, davacının, asıl borçlu şirketin müdürü olduğu dönemlere ilişkin vergi borçlarının şirketten tahsil edilememesi nedeniyle takip edilmesi ve adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idare tarafından Vergi Mahkemesi kararının dava konusu 1 ve 2 sayılı ödeme emirlerini iptal eden hüküm fıkrasına yönelik olarak temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın buna ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Davalı idarenin diğer temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, maddenin son fıkrasında, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde ise; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Kanunun 100. maddesinde; bilinen adrese gönderilen mektupların posta idaresince muhatabına teslim edildiği tarihte tebliğ edilmiş sayılacağı hükme bağlanmış, 7061 sayılı Kanunun 16. maddesi ile değişmeden önceki “Bilinen Adresler” başlıklı 101. maddesinde de, bu adreslerin; 1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, 2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler, 3. İşi bırakmada bildirilen adresler, 4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, 5. Yoklama fişinde tespit edilen adresler, 6. Vergi Mahkemesinde dava dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, 7. Yetkili memurlarca tutanakla tespit edilen adresler (İlgilinin imzası bulunmak şartıyla), 8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir vesikalarında tespit edilen adresler olduğu, mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibarıyla en son olarak bildirilmiş veya makamca tespit edilmiş olanın nazara alınacağı hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, Kanunun ”Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, aynı maddenin 2. fıkrasında, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının mal varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanunî ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu … sayılı ödeme emrinin dayanağı asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, 20/01/2014 tarihinde şirket işyeri adresinde tebliğe çalışıldığı, tebliğ alındısına “mükellefe tevziat saatlerinde müteaddit defalar gidilmiş olup, adreste bulunamadığı ve verilen randevuya da icabet etmediğinden tebliğin iade edildiği”ne ilişkin şerh düşüldüğü, düzenlenen ödeme emrinin şirket müdürünün ikametgah adresinde de tebliğe çalışıldığı ve tebliğ alındısının iade edildiğinin görüldüğü, dolayısıyla usulüne uygun olarak tarh ve tebliğ edildikten sonra kesinleşen, tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcunun tahsili için davacı kanuni temsilciye gidildiği, her ne kadar davacı tarafından tebligatta usulsüzlük olduğu iddia edilse de, şirket müdürünün ikametgahında da tebliğ edilemeyerek tebliğ alındısının iade edildiği, şirketin iş kolu itibarıyla tevziat saatleri dışında faaliyet yürüttüğünün tartışmasız olduğu, şirket hakkında malvarlığı araştırması da yapılarak, ilanen tebliğ için gerekli şartların oluştuğu anlaşıldığından, ilanen tebliğ sonrasında kesinleşen amme alacağına ilişkin kanuni temsilci olan davacı adına düzenlenen dava konusu 3 sayılı ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin …. tarih ve E:…., K:… sayılı kararının … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/12/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.