Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2017/1650 E. , 2021/7810 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/1650
Karar No : 2021/7810
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Asansör San. Ve Tic. Ltd. Şti’den tahsil edilemeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriği amme alacağının davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2008 dönemine ait defter ve belgelerin 17/06/2013 tarihinde defter ve belge isteme yazısının tebliğine rağmen ibraz edilmediğinden bahisle yapılan cezalı tarhiyatların şirketten tahsil edilememesi üzerine düzenlendiği, 02/11/2005 tarihinde yayınlanan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde davacının … Asansör San. Ve Tic. Ltd. Şti’nin müdürlüğüne seçildiği, 14/06/2011 tarihinde yayınlanan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ise davacının şirkette bulunan hisselerinin tamamını … isimli kişiye devrettiği ve şirket müdürlüğünden azledildiğinin görüldüğü tespit edildiğinden davacının anılan şirketle hukuki bağı olmadığı ve kanunun aradığı anlamda defter ve belgeleri ibraz etmeme fiilini gerçekleştiremeyeceğinden şirket borcunun tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu, temyiz talebinin kabulü ve temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava dosyasının incelenmesinden, 02/11/2005 ve 14/06/2011 yılları arasında davacının kanuni temsilci ve aynı zamanda ortak olduğu asıl borçlu şirketten 2008/1-12 dönemine ilişkin defter ve belgelerin ibraz edilmesinin istenildiği, ibraz edilmemesi üzerine söz konusu döneme ilişkin cezalı tarhiyatların yapıldığı ve şirket adına ödeme emri düzenlendiği, herhangi bir ödeme yapılmaması ve yapılan mal varlığı araştırmaları neticesinde amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine , borçlu şirketin ilgili yıllarda kanuni temsilciliğini yapan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptalinin istenildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar sorumluluğu olmadığı halde davacının kanuni temsilci sıfatıyla adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali gerektiğine karar verilmişse de, aynı zamanda şirket ortağı olması ve hissesi oranında sorumlu olduğunun açık olması karşısında bu durum dikkate alınarak ödeme emirlerinin ortaklık payına isabet eden kısım yönünden davanın reddi gerekirken tamamının iptalinde hukuka uyarlık bulunmadığı ve Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.