Danıştay Kararı 4. Daire 2017/2341 E. 2021/11571 K. 30.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2017/2341 E.  ,  2021/11571 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/2341
Karar No : 2021/11571

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının öncelikle şirketten tahsili amacıyla yapılan işlemlerin tespiti için savunma dilekçesi ekindeki belgeler ile Mahkemelerinin 14/12/2016 tarihli ara kararı ile istenilen belgelerin incelenmesinden sözkonusu vergi borçlarının tahsiline yönelik adı geçen şirket adına ödeme emrinin düzenlendiğine ilişkin olarak dava dosyasına herhangi bir bilgi veya belgenin sunulmadığı, kanuni temsilciye takibe başlanılabilmesi için öncelikle asıl borçlu şirketin usulüne uygun bir şekilde takip edilmesi gerektiğinden kanuni temsilciye düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 213 sayılı Kanun’un 10. maddesi hükmü uyarınca, şirket temsilcilerinin şirket borçlarından sorumlu tutulabilmeleri için kusurlarının bulunması gerekmesine karşın, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un mükerrer 35. maddesi hükmü uyarınca sorumlu tutulabilmeleri için kusur şartı aranmadığı, bu durumda, iki farklı sorumluluğun birlikte, aynı takip işleminde işletilmesi hukuken olanaklı bulunmadığından, davacı adına 213 sayılı Kanunun 10. ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesine göre düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmediği sonucuna varılmıştır. İstinaf başvurusunun belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin kabulü ve Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmüne yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde ise; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği öngörülmüş, aynı Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde ise; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıdaki Yasa hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, bir tüzel kişiliğe ait vergi borcunun o tüzel kişinin kanuni temsilcisinden tahsili yoluna gidilebilmesi için öncelikle asıl mükellef olan tüzel kişi hakkında cebri takip ve tahsil sürecinin başlatılması; bu kapsamda, tüzel kişi adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun olarak tebliğ edildikten sonra tüzel kişi hakkındaki haciz ve sair usullerle kamu alacağının tahsil edilmeye çalışılması, tüzel kişiden alacağın kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya edilmeyeceğinin tespit edilmesinden sonra ilgili dönemin kanuni temsilcileri adına ödeme emri düzenlenerek bu kişilerden tahsili yoluna gidilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; … Tasarım İlet. San. Tic. Ltd. Şti’nin ortağı ve kanuni temsilcisi iken … tarih … sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde, … tarihinde tescil edildiği ilan olunan … gün ve … sıra nolu ortaklar kurulu kararıyla hisselerini devreden davacı adına, davalı idare tarafından, ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2002/01, 04, 05, 11 ve 12 ile 2006/07-09 dönemlerine ilişkin muhtelif vergi borçlarının, şirketten tahsil edilememesi üzerine uyuşmazlık konusu … gün ve … takip numaralı ödeme emrinin tanzim edilerek davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının öncelikle asıl borçlu şirketten tahsiline yönelik şirket adına ödeme emrinin düzenlendiğine ilişkin olarak dava dosyasına herhangi bir bilgi veya belgenin sunulmamış olduğu görülmektedir. Davacının, … gün ve … takip nolu ödeme emrinde gösterilen 2002/01, 04, 05, 11 ve 12 dönemlerine ilişkin amme alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci sıfatına sahip olduğu açıksa da bu sıfatı nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca hakkında takibe başlanılabilmesi için öncelikle adı geçen şirketin usulüne uygun bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir. Olayda ise; dava konusu ödeme emri içeriğinde olan borçlar için asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen herhangi bir ödeme emrinin olmadığı görülmektedir.
Dava konusu vergi borcunun tahsiline yönelik olarak öncelikle asıl amme borçlusu … Tasarım İlet. San. Tic. Ltd. Şti adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun olarak tebliğ edildikten sonra tüzel kişi hakkındaki haciz ve sair usullerle kamu alacağının tahsil edilmeye çalışılması, tüzel kişiden alacağın kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya edilmeyeceğinin tespit edilmesinden sonra şirket ortağı ve kanuni temsilcisi olan davacı adına ödeme emri düzenlenerek tahsili yoluna gidilmesi gerekirken alacağın şirketten tahsil imkanının kalmadığından bahisle doğrudan davacı adına ödeme emri düzenlenmesi hukuka uygun olmadığından ödeme emrini iptal eden Vergi Mahkemesi kararına dair istinaf başvurusunu gerekçe ile reddeden Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 30/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.