Danıştay Kararı 4. Daire 2017/2571 E. 2021/10768 K. 23.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2017/2571 E.  ,  2021/10768 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/2571
Karar No : 2021/10768

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, …Sağlık Hizmetleri A.Ş.’nin kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …, …ve …ve …, …takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; şirket kanuni temsilcisi olan davacı hakkında ödeme emri düzenlenmeden önce, alacakların tahsiline yönelik olarak şirkete ödeme emri düzenlenmesi ve buna rağmen şirketçe ödemenin yapılmaması, ardından da şirkete yönelik takibat yapılarak alacağın şirketten tahsil imkanı kalmadığının ortaya konması gerektiği, dava konusu olayda ise davalı idarece savunma dilekçesi ekinde sunulan belgelerin incelenmesinden, asıl borçlu şirkete ait çok sayıda motorlu araç bulunduğu, vergi dairelerine ait kamu alacaklarının tahsilinde diğer alacaklara kıyasla öncelik hakkının bulunması ve asıl borçlu şirkete ait araçların önemli bir tutarı karşılayabilecek nitelikte olması nedeniyle şirkete yönelik takip kesin olarak sonuçlanmadan, mevcut tüm borçların tahsili için kanuni temsilci olan davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, cebren tahsilin, amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi yöntemlerinden biriyle yapılacağı; olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emriyle tebliğ olunacağı belirtilmiş; 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiasını öne sürerek dava açabileceği; 62. maddesinde de, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiştir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; asıl amme borçlusundan tahsil imkanı kalmadığı anlaşılan amme borcu için kanuni temsilcilerin sorumluluğuna gidilebileceği, asıl amme borçlusunun mal varlığının bulunmasının tahsil imkanına doğrudan işaret etmediği, söz konusu mal varlığının amme alacağını karşılamaya yetecek düzeyde olmadığının anlaşılmasının yeterli olduğunun düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacı adına takibe geçilmeden önce şirket hakkında malvarlığı araştırmasının yapıldığı, şirkete ait araç, menkul ve gayrimenkul mallar olduğunun tespit edildiği, ancak davalı idarenin alacağını karşılamaya yetmeyeceği görüldüğünden davacı adına “kanuni temsilci” sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığından, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekmekte olup, yazılı gerekçeyle verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 23/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.