Danıştay Kararı 4. Daire 2017/3077 E. 2021/5635 K. 27.10.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2017/3077 E.  ,  2021/5635 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/3077
Karar No : 2021/5635

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, iş akdinin feshedilmesi sonucu ek ödeme( işe son verme tazminatı) adı altında ödenen tutardan tevkif edilerek ödenen gelir (stopaj) vergisinin iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacının iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca sona erdirildiği, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı dışında ek ödeme (işe son verme tazminatı) adı altında bir ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, işveren konumundaki kurumun, bu tazminat karşılığı brüt 333,366,67-TL.’yi gelir vergisi kesintisine tabi tutarak vergiyi bağlı bulunduğu vergi dairesine ödediği, çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmadığı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında söz konusu ek ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı, yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, işçiye işveren tarafından kanuni olarak ödenmesi gereken ihbar, kıdem, işe başlatmama tazminatı gibi ödemelerden daha fazla miktarda ödeme yapılmasının nedeninin işçinin sadakat ve özverisinin karşılığı olduğu, işverenin rızaen yaptığı ödemenin gelir vergisine tabi tutulması gerektiği, kıdem tazminatı ve eğer iş mahkemesi tarafından hükmedilmiş ise işe başlatmama tazminatı haricinde, işveren tarafından her ne ad altında olursa olsun yapılan tüm ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmasının yasa gereği olduğu, dava konusu olayda ödenen verginin davacının işvereni tarafından beyan edildiği, idarenin cebren tahsil ettiği bir vergi olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından işveren tarafından yapılan dava konusu ödemenin ücret değil, iş güvencesi tazminatı olduğu, ödemenin ücret olarak nitelendirilebilmesi için bir iş ilişkisinin olması, işyerinde çalışırken ödeme yapılması, zihinsel veya bedensel bir hizmet olması gerektiği, dava konusu olayda üç unsurun da bulunmadığı, ödemenin hizmet karşılığı olması ile hizmet süresi ölçü alınarak yapılması arasında fark olduğu, bu tazminat için işverene bir hizmet sunulmadığı, işverenin dava konusu tazminat ödemesini, iş aktinin feshedilmesi nedeniyle uğradığı tüm zararların karşılığı olarak ödediği, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Vergi Dava Dairesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üye … , davacıya yapılan ödeme üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılması üzerine davalı idareye başvurulup, bu başvurunun doğrudan veya zımnen reddi üzerine süresinde dava açılması gerekirken, böyle bir başvuru yapılmadan doğrudan açılan davanın incelenmesine olanak bulunmadığı dolayısıyla davanın incelenmeksizin reddi gerektiği görüşüyle, karara usul yönünden katılmamıştır.
2577 sayılı Kanunun 22. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki 15. maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usulüne ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların işin esası hakkında da oylarını kullanacaklarına ilişkin kuralı uyarınca usuli mesele yönünden karşı oyda kalan Üye … de esas yönünden oylamaya katılarak işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İşçi ile işverenin kendi aralarında bir anlaşma yapma yoluna giderek aralarındaki iş ilişkisini sonlandırmaları uygulamada ikale sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. İkale sözleşmesine ilişkin gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nda gerekse de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda herhangi bir düzenleme yer almamakta, bu sözleşme türüne ilişkin uygulama daha çok Yargıtay tarafından verilen kararlarla şekillenmektedir.
Buna göre, ikale sözleşmesinde sözleşmenin amacı işçi ile işverenin anlaşarak ve özgürce belirleyecekleri koşullar çerçevesinde iş ilişkisini sonlandırmak olup, işçi ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı talebinde bulunmama, iş güvencesi kapsamında olsa bile işe iade davası açmama ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ve çalışılmayan döneme ilişkin ücret ve diğer haklarından vazgeçme karşılığında kayıplarını telafi edecek bir ödemenin yapılmasını, işveren ise işçi ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve çalışılmayan döneme ilişkin ücret ve diğer hakları ödeme yükümlülüğü ve işe iade davası açılması yükünden kurtulmaktadır.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak belirlendiği; 2. maddesinde gelire giren kazanç ve iratların ticari kazançları, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ve diğer kazanç ve iratlar olarak tadat edildiği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki haliyle 25. maddesinin 1. bendinde; ölüm, sakatlık hastalık (Değişik ibare:16/062009-5904 S.K./1.madde) ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yapılan yardımların gelir vergisinden müstesna olduğu açıklanmıştır.
Aynı Kanunun 61. maddesinde, ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ikinci fıkrasında, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği, 94. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde de, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre tevkifat yapılacağı öngörülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre çalışanlara tazminat adı altında yapılan ödemelerin ücret olduğu, yapılan ödemenin gelir vergisinden müstesna olması için ise 4857 sayılı İş Kanunu’nda tanımlanan tazminatlardan olması veya mahkeme kararına dayalı işe iade edilmeme tazminatı olması gerektiği açık olarak görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının iş akdinin sona erdirildiği, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı dışında iş sözleşmesi süresi boyunca göstermiş olduğu çalışmalar göz önünde bulundurularak, işe son verme tazminatı adı altında bir ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, söz konusu ödemeden gelir vergisi kesintisi yapılması üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan değerlendirmeler çerçevesinde, davacıya “işe son verme tazminatı” olarak ödenen tutarın ücret kapsamında ele alınarak yapılan vergi kesintisinde hukuka aykırılık bulunmadığından, Mahkeme kararının kaldırılması istemiyle yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının Başkan … ve Üye … ‘nin karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 27/10/2021 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.