Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2018/1283 E. , 2022/3917 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/1283
Karar No : 2022/3917
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVACI) : ..
İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Konut Yapı Kooperatifi’nin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilcisi sıfatıyla adına düzenlenen 11/01/2017 tarih ve 2017/1, 2 , 3 sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlık konusu .. ve … sayılı ödeme emrinin 8-9-10-12-13-14-19 alt takip numaralı kısımları davalı idare tarafından takipten kaldırıldığı anlaşıldığından, söz konusu kısımlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına; uyuşmazlık konusu işlemlerin diğer kısımları yönünden ise, kooperatifin, davalı idare tarafından 1. sırada haczedilen aracının ve hukuki süreçleri ile yarım inşaatları devam eden bir kısım taşınmaz malvarlığının bulunduğu, ayrıca, kooperatif tarafından en son verilen 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesi ekindeki bilançosuna göre, kooperatif aktifinde arazi ve arsaların, taşıt ve demirbaşların olduğu, davalı idarenin kooperatif merkezinde herhangi bir malvarlığı tespiti yapmadığı ve dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği tarihte kooperatifin 6736 sayılı Kanun hükümleri uyarınca vergi borçlarını ödemek için de başvuru yaptığı anlaşıldığından, davalı idare tarafından, kooperatif vergi borçlarının kooperatife ait malvarlığından tahsil edilip edilemeyeceği somut olarak belirlenmeden, davacı adına kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluştuğu; bu nedenle davalı idarece amme alacağının tahsilini temin için yapılan işlemlerin tamamen yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 09/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde, “tahsil edilemeyen amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; “tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, S.S. … Kent Konut Yapı Kooperatifi’nin 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, 30/04/2014 tarih ve 8560 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan yönetim kurulu kararı ile 23/04/2014-11/03/2015 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu, yönetim kurulu başkanı ile herhangi bir üyenin müşterek atacağı imza ile kooperatifi temsil yetkisinin bulunduğu, dava dilekçesi ve ekindeki kooperatife ait 2015 yılı Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu’nda, kooperatifin 231 üyesinin olduğu, bir miktar aidat tahsilatı yaptığı ve yüklenici firmaya teminat verilen arsa ve dairelerin geri alınması için dava açıldığı ve yarım inşaatların devam ettiğinin belirtildiği, ayrıca, kooperatif tarafından verilen 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesi ekindeki bilançosuna göre, kooperatif aktifinde arazi ve arsaların, taşıtın ve demirbaşların olduğu anlaşılmıştır.
Davalı idare tarafından, uyuşmazlık konusu vergi borçlarının asıl borçlu kooperatiften tahsil tahsil imkanı olmadığından bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmişse de, kooperatifin 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesi ekindeki bilançosunda yer alan aktif değerlere ilişkin tahsil yoluna gidilip gidilmediği hususları yönünden araştırma yapılmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü gerektiği görüşüyle Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.