Danıştay Kararı 4. Daire 2018/1621 E. 2022/5252 K. 28.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/1621 E.  ,  2022/5252 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/1621
Karar No : 2022/5252

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … San. Ltd. Şti’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilip kamu alacağı kesinleştikten sonra ve şirketten tahsil imkanı kalmaması halinde sorumluluğu ikinci derece olan şirket kanuni temsilcisine gidilmesi gerekirken, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin, dolayısıyla amme alacağının adı geçen şirketten tahsilinin mümkün bulunmadığının ortaya konulamadığı; şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emri yönünden, tebliğ alındısında tebliğ edilememe gerekçesine ilişkin herhangi bir bilgi ve 213 sayılı yasanın 102. maddesinde belirtilen kişilerin beyan ve imzası yer almadığından, söz konusu tebliğ alındısının merciine iade edilerek ilanen tebliğ edilmesinin hukuka uygun olmadığı, bu nedenle kamu alacağının şirket hakkında usulüne uygun olarak kesinleştirildiği ortaya konulamadan, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yapılan işlemin usul ve yasalara uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyize konu kararın … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmı hakkında ileri sürülen nedenler kararın dayandığı gerekçeler karşısında bu kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Kararın … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde ise; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarına ilişkin şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin, şirketin bilinen “… Mah. … Yolu No:… …/…” adresinde 26/02/2013 tarihinde, mahalle muhtarı ve memur nezdinde düzenlenen adres tespit tutanağıyla asıl borçlu şirketin adresten ayrılmış olduğu bilgisi, muhtar mührü ve imzasıyla kayıt altına alındığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuatın ve olayın birlikte değerlendirilmesinden, ödeme emri içeriği alacaklara ilişkin şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin şirket adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, buna ilişkin adres tespit tutanağı tutulduğu ve bu tutanağın ödeme emri ile ilişkilendirildiği anlaşıldığından, amme alacaklarının kesinleştiğinden dolayı davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.