Danıştay Kararı 4. Daire 2018/2390 E. 2022/5662 K. 17.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/2390 E.  ,  2022/5662 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/2390
Karar No : 2022/5662

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Tem. İnş. Elektronik Elektrik Gıda Turizm Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …/…, …, …, …, …, …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçları davacının şirketteki kanuni temsilciliğinin devam ettiği 2005 ve 2011 yıllarına ilişkin olsa da, borcun nitelik değiştirerek, asıl borçlu şirketin yeni temsilcisinin 27/05/2011tarihli başvuru dilekçesiyle 25/02/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa uyarınca yapılandırma sonucu taksitlendirilip ödenmeyen borca dönüştüğü anlaşıldığından, 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırılan vergi borçlarının öncelikle asıl amme borçlusu şirketten tahsili gerektiği, asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun mal varlığı araştırması yapılıp mal varlığına rastlanılamaması durumunda taksitlendirme tarihindeki şirket kanuni temsilcisi adına takip yapılması gerekirken bu işlemler yapılmadan davacı adına ödeme emri düzenlendiği görüldüğünden dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ödeme emirlerinin usul ve hukuka uygun olarak düzenlendiği belirtilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın … tarih ve …/…, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Kararın kalan ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 55. maddesinde de, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 14/09/2005 tarihinde kanuni temsilci seçilen davacının yetkisinin 26/05/2011 tarihinde iptal edildiği, yeni seçilen kanuni temsilcinin 27/05/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanundan faydalanarak şirket borçlarını yapılandırdığı fakat herhangi bir ödemenin yapılmadığı, davalı idare tarafından 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırılan borcun vergilendirme dönemi ve vergi türüne göre dağılımına ilişkin tablonun dosyaya sunulduğu, asıl amme borçlusu şirket hakkında … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunun düzenlendiği ve 18/01/2013 tarihli takdir komisyonu kararlarına istinaden 2007 ila 2011 dönemleri için cezalı kurumlar vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi tarhiyatları yapıldığı, 13/09/2012 tarihli takdir komisyonu kararlarına istinaden 2007 ve 2008 yılları için özel usulsüzlük cezalarının kesildiği, 05/04/2012 tarihli Ba-Bs formuna istinaden süresinde verilmediği gerekçesiyle 2011/03 dönemi için özel usulsüzlük cezasının kesildiği, 29/07/2013 tarihli Ba-Bs formuna istinaden süresinde verilmediği gerekçesiyle 2008 yılı için özel usulsüzlük cezalarının kesildiği, 07/03/2013 tarihli takdir komisyonu kararına istinaden 2009, 2010, 2011 yılları için özel usulsüzlük cezalarının kesildiği ve söz konusu cezalı tarhiyatların ve özel usulsüzlük cezalarının yapılandırma tarihinden sonra ortaya çıktığı, dolayısıyla yapılandırılan borçlara dahil olmadıkları hususları birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemece, 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırma sonucu taksitlendirilip ödenmeyen borca dönüştüğü ve yapılandırılan vergi borçlarının öncelikle asıl amme borçlusu şirketten tahsili gerektiği, asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun mal varlığı araştırması yapılıp mal varlığına rastlanılamaması durumunda taksitlendirme tarihindeki şirket kanuni temsilcisi adına takip yapılması gerektiği gerekçesiyle … tarih ve …/…, …, …, … ve … sayılı ödeme emirlerini iptal eden hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir.
Buna göre, dava konusu … tarih ve …/…, …, …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin dayanağı şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin yasada öngörülen şekliyle tebliğ edilip edilmediği ve asıl borçlu şirket hakkında malvarlığı araştırmasının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı incelenerek davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğunun değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın buna ilişkin kısmında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih ve …/…, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının … tarih ve …/…, …, …, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının oybirliğiyle BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 17/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzelkişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir.
Kanuni temsilcilerin, şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzelkişiliğin varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulmasından sonra kanuni temsilci olarak sorumlu tutulacağı dönemler dikkate alınarak takibi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun, miktarı ve vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi yasa gereğidir.
Amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez.
6111, sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla asıl borçlunun başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini durdurmakla birlikte yapılandırma koşullarına uyulmaması ve kanundan yararlanma hakkının kaybedilmesi önceki takip işlemlerini geçersiz hale getirmeyeceği, takibin yeniden başlatılmasını gerektirmeyeceği gibi anlık kesinleşmiş olan amme alacaklarının yapılandırma nedeniyle bir ödeme varsa mahsup edilmekle birlikte kaldığı yerden hem asıl borçlu şirket hem kanuni temsilci ve ortakları için devam ettirilmesi 6183 sayılı Kanun gereğidir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi gerekçe ile verilen kararın … tarih ve …/…, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının da bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.