Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2018/2884 E. , 2022/6100 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/2884
Karar No : 2022/6100
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
… Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2010/1, 3, 5, 7, 8 ve 12 dönemlerine ilişkin katma değer vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde yer verilen düzenlemelere göre, tevkifat uygulamasından doğan katma değer vergisi alacaklarının iade edilebilmesi için, standart iade dilekçesinin yanı sıra internet vergi dairesi aracılığıyla gönderilen listelere ait internet vergi dairesi liste alındısı, tevkifatlı işlemlerin gerçekleştiği döneme ilişkin olarak indirilecek katma değer vergisi listesi ile birlikte tevkifat uygulanan işlemlere ilişkin satış faturalarının dökümünü gösteren liste ve iade/tevkifat tutarının gösterildiği KDV beyannamesi ile ekinde bu işlemlere ait bildirimin bulunması gerektiği, davacının tebliğde belirtilen usule aykırı ve gerekli evrakları eklemeden zamanaşımı süresinin son günü iade talebinde bulunduğu anlaşıldığından iade başvurusunun yerinde görülmemesi nedeniyle yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında … tarihli ve … sayılı Vergi İnceleme Raporunun düzenlendiği, inceleme kapsamında tüm defter ve belgelerinin incelemeciye teslim edildiği bu sebeple başvurunun zamanaşımının son günü yapılabildiği, yıl 2016 ya devrettiği için internet ortamında talepte bulunulamadığı Mahkemenin değerlendirmesinin hatalı olduğu belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9/1.maddesinde, “Mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Mezkur Kanun hükmünde verilen yetkiye dayanılarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde iade hakkı doğuran işlemlerle ilgili iade usul ve esasları, teslim türleri itibarıyla ayrı ayrı düzenlenmiş, muhtelif teslimlerden doğan iadelerin genel esaslara göre yerine getirileceği ifade edilmekle birlikte, özellikle, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma fiili ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgisi bulunan mükelleflerin iade taleplerinin özel esaslara göre yerine getirileceği belirtilmiştir. Tebliğin “Özel Esaslar” başlıklı bölümünde gerçekte iadesi gereken KDV’nin tespitine yönelik olarak iade hakkı doğuran işlemin niteliğine göre bir takım belgelerin istenileceği ve iade isteminin hangi durumlarda ve ne şekilde özel esaslara göre yerine getirileceğine ilişkin düzenlemeler yapılmış, dolayısıyla, mükellefin iadeye ilişkin tutarı, sadece beyan etmiş olması nedeniyle iadenin, hiçbir koşul aranmadan yapılması gerektiği yolunda bir uygulama kabul edilmemiştir.
KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Tevkifata Tabi İşlemlerde KDV iadesini”ni düzenleyen maddesinde atıf yapılan, 429 sayılı Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nin “İade Talep Dilekçelerinin Standart Hale Getirilmesine İlişkin Esaslar” başlıklı 2. bölümünde; “Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle nakden veya mahsuben yapılacak iade talepleri, Başkanlığımız internet vergi dairesi üzerinden elektronik ortamda, bu Tebliğ ekindeki standart dilekçeler kullanılmak suretiyle yapılır….İade taleplerini elektronik olarak yapmak zorunda olan mükelleflerin iade taleplerini elektronik olarak yapmamaları durumunda iade talepleri dikkate alınmayacaktır…Bu Tebliğde yer verilen başvuru şartlarına uygun olmaması nedeniyle iade talebinin dikkate alınmaması, iade hakkını ortadan kaldırmadığı gibi gerekli şartların sağlanması halinde yeniden iade talebinde bulunulmasına da engel değildir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nin 2.1.5.1 Genel Açıklamalar başlığı altında” Tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade taleplerinde, vergi dairelerince;- 429 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen standart iade talep dilekçesi ve internet vergi dairesi aracılığı ile gönderilen listelere ait internet vergi dairesi liste alındısı,- Tevkifatlı işlemlerin gerçekleştiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi,- Tevkifat uygulanan işleme ilişkin satış faturalarının dökümünü gösteren liste aranacaktır… Tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade taleplerinde, standart iade talep dilekçesinin yanı sıra tevkifata dair işlemleri ait satış faturası listesi ve indirilecek KDV listesi Gelir İdaresi Başkanlığınca öngörülen şekil ve içeriğe uygun olarak internet vergi dairesi aracılığıyla gönderilir. İnternet vergi dairesi aracılığı ile gönderilen listeler ayrıca kağıt ortamında vergi dairesine ibraz edilmez.” denilmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin Esenyurt Belediyesi ile 2010 yılında taşeronluk sözleşmesine istinaden alt taşeron olarak yol ve çevre düzenlemesi işi yürütüldüğü, bu yıllarda yapılan hak edişlere istinaden düzenlenen faturalardan kısmi tevkifat uygulandığından bahisle iadesi istemiyle 31/12/2015 tarihli dilekçe ile başvuru yapıldığı, davalı idarenin … tarih ve … sayılı cevabi yazısında, bilgisayar kayıtlarının tetkikinde sahte belge kullanma tespiti nedeniyle özel esaslarda bulunduğu, ilgili dönemlerde verilen kama değer vergisi beyannamelerinde uygulanan işlemlerden kaynaklı herhangi iade tutarının bulunmadığı, ilgili dönemlere ilişkin düzeltmelerin yapılması ve iade için eksik olan belgelerin sunulmadığı belirtilerek iade talebinin yerine getirilemeyeceğinin bildirilmesi üzerine bu işlemin iptali için açılan davada … Vergi Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava dilekçesinin Maliye Bakanlığına tevdiine karar verildiği dilekçenin tevdi edildiği Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına bu şekilde yapılan şikayet başvurusunun da zımnen reddi üzerine davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi ekinde sunulan davalı idarenin 24/03/2016 tarihli yazısında aide işlemin gerçekleştirilebilmesi için 252 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği gereğince inceleme yapılacağı, bunun için davacıdan istenilen belgelerin ibraz edilmesi istenilmiştir. Davacı tarafın verilen dava dilekçesinde ise, 2010 dönemi için müfettiş nezdinde şirketleri hakkında inceleme yapıldığı, bu incelemelere dayanılarak yapılan cezalı tarhiyata karşı … Vergi Mahkemesinde açılan davaların devam ettiği, davalı idare tarafından istenilen belgelerin ibraz edilebileceği belirtilmiştir.
Davacı şirketin 2010 yılına ait stopaj kesintilerinden doğan 308.629,75 TL’nin iadesi isteminin reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle … Vergi Mahkemesinin … esasına kayden açılan davada verilen … tarih ve K:… sayılı kabul kararının temyizi üzerine Danıştay Dördüncü Dairesinin 2018/4906 sayılı dosyanda bulunan ve davacı şirket hakkında 2010 yılı kurumlar vergisi iadesine ilişkin hazırlanan … taih … sayılı Vergi Teknik Raporunun sonuç kısmında, davacının 2010 dönemine ait sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamamış olması nedeniyle iadenin yapılamaması gerektiği sonuç ve kanaatine yer verildiği görülmektedir. Her ne kadar iş bu dava konusu tevkifatlı Katma Değer Vergisinin iadesine ilişkin olsa da ilgili dönem için davacının defter ve belgeleri üzerinde davalı idarece inceleme yapılabileceğinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Buna karşılık, davalı idarece, davacının iade istemi, “KDV beyannamelerinde tevkifat uygulanan işlemlerden kaynaklı iade alacağının bulunmadığı, belirtilen eksikliklerin yerine getirilmediği, ilgili dönem KDV beyannameleri için herhangi bir düzeltme verilmediği, iade talebinin internet vergi dairesi üzerinden elektronik ortamda yapılmadığı, iade talebinin yerine getirilmesi için gerekli şartların sağlanmadığı için kağıt ortamında gönderilen aide taleplerinin yerine getirilemeyeceği” gerekçesi ile reddedilmiş ise de, davacının mal aldığı hangi firmalarla ilgili olumsuz tespitlerin bulunduğu, davacı hakkında ve davacı faaliyetine (alış-satışlarına) özgü olarak yapılan olumsuz tespitlerin neler olduğu hususlarında somut bir bilgi sunamadığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca, davalı idareden, davacı faaliyetine (alış-satışlarına) özgü olarak yapılan olumsuz tespitlerin neler olduğu, davacı şirket hakkında idarece yapılan inceleme çerçevesinde elinde bulunan belgelerin dışında hangi belgelerin istenildiği ve davacı tarafça bu belgelerin inceleme öncesinde ve dilekçesine verilen ret cevabı sonrasında sunulup sunulmadığı hususlarında bilgi istenilerek bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının …’in karşı oyu ile BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 02/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı tarafından, 2010/1, 3, 5, 7, 8 ve 12 dönemlerine ilişkin katma değer vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali için açılan davada verilen ret kararına ilişkin davacı tarafın istinaf talebinin reddi üzerine karar temyiz edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116 ve devamı maddelerinde, anılan Kanun’da belirtilen vergi hatalarına yönelik ayrı ve sınırlı bir başvuru yolu olan düzeltme ve şikâyet yolu öngörülmüştür. Bu düzenlemeler ile Vergi Usul Kanunu’nun aradığı anlamdaki vergi hatalarının bulunması haline özgü olmak kaydıyla doğrudan vergilendirme işlemine karşı süresi içinde açılabilecek dava hakkından ayrı olarak zamanaşımı süresi içinde olmak koşuluyla düzeltme ve şikâyet yoluna başvurularak vergi hatasının düzeltilmesinin yetkili idari makamlardan istenilebilmesine, başvurunun reddi halinde uyuşmazlığın yargı mercii önüne getirilebilmesine imkân tanınmaktadır. Bu kurallar uyarınca, düzeltme ve şikayet yoluna başvurulabilmesi için ileri sürülen hatanın hukuki yorum gerektirmeyecek şekilde açık ve net olarak belirlenebilmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda ise, uyuşmazlığın, davacının 2010 yıllında yüklenici veya alt yüklenici olarak yapmış olduğu sözleşmelere istinaden yıllara sari işleri sebebiyle düzenlenen faturalar üzerinden tevkifat yapılan katma değer vergisinin iadesi talebinin Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği hükümlerine uygun olup olmadığına ilişkin olduğu, buna göre, uyuşmazlıkta ileri sürülen iddialar açık bir vergi hatası kapsamında olmayıp, kanun ve alt düzenleyici işlemlerin olaya uygulanmasında, maddi olay ve delillerin değerlendirilmesinde hukuki yorum ve değerlendirme gerektiren bir hukuki sorun niteliğinde olduğundan, sözü edilen yasa kuralları uyarınca açık hata kapsamında yer almayan ve düzeltme şikayet kapsamında olmayan davacı talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, “davacının tebliğde belirtilen usule aykırı ve gerekli evrakları eklemeden zamanaşımı süresinin son günü iade talebinde bulunduğu anlaşıldığından iade başvurusunun yerinde görülmemesi nedeniyle yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle verilen temyize konu kararın gerekçesi uygun olmamakla birlikte davanın reddine ilişkin kararda sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile kararın belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.