Danıştay Kararı 4. Daire 2018/6444 E. 2022/5401 K. 06.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/6444 E.  ,  2022/5401 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/6444
Karar No : 2022/5401

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av….
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Polis Hizmetlerini Geliştirme ve Destekleme Derneği İktisadi İşletmesi

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı kurum adına, bağlı bulunduğu derneğe aktarılan kazanç üzerinden 2016/12 dönemi için ihtirazi kayıtla verilen beyanname ile tahakkuk ettirilerek ödenen gelir stopaj vergisinin yasal faiziyle iadesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin, ilgili dernek veya vakfın “iştiraki” durumunda olduğu dolayısıyla iktisadi işletme kârından, bağlı olunulan vakfa veya derneğe aktarılan tutarların dernek yönünden iştirak kazancı, karı sağlayan yönünden ise kâr dağıtımı sayılması gerektiğinden tahakkuk ettirilerek ödenen gelir vergisi stopajında yasal isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; iştirak hissesi kazancının; bir kurumun başka bir kurumun sermayesine iştirak etmesi nedeniyle elde edilen kazanç olduğu, bu bakımdan iştirak hissesi kazancından söz edilebilmesi için ortada iki ayrı işletme bulunması, bir işletmenin diğer işletmenin sermayesine katkı vermesi ve verdiği bu katkı payı karşılığında kazanç elde etmiş olması gerektiği, olayda ise vakfa ait iktisadi işletme söz konusu olup ortada iki ayrı işletmenin varlığından ve birinin diğerinin sermayesine iştirak ettiğinden söz edilemeyeceği, iktisadi işletmenin vakfa ait olması, vakfın başka bir iktisadi işletmeye iştirakinden dolayı değil kendi iktisadi işletmesinden kazanç elde etmesi karşısında yapılan tahakkukta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçe ile istinaf başvurusunun kabulüne, … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu tahakkukun kaldırılarak tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan tahakkukun hukuka uygun olduğu belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu ile Dairemizin konuyla ilgili gerçekleştirilen içtihat değişikliği de dikkate alınmak suretiyle bu husus yeniden değerlendirilerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 06/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı adına, bağlı bulunduğu vakfa aktardığı kazanç üzerinden tevkifat yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2016/12 dönemine ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine, ihtirazi kayıt dikkate alınmaksızın düzenlenen 23/01/2017 tarih ve 2019/393 sayılı tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen 264.705,88 TL’lik gelir (stopaj) vergisinin kaldırılması ve iadesi talebi ile bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde vakıflara ait iktisadi işletmeler kurumlar vergisi mükellefi olarak sayılmış, vakıf tüzel kişiliğkleri ise mükellefiyet dışında bırakılmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin 1. fıkrasında “…dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri,… aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” düzenlemesine yer verilmiş aynı maddenin 6. bendinin b-i alt bendinde; “Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75. maddenin 2. fıkrasının (1),(2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin 1. fıkrası ve aynı maddenin 6/b-i bendine göre; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75. maddenin 2. fıkrasının 1,2,3 numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesine göre vakıf tüzel kişiliği kurumlar vergisi mükellefi olmadığı için kâr dağıtımı üzerinden kesinti yapılmasının zorunlu olması, vakıf iktisadi işletmesinin tam mükellef olup kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara yapılan kar payı aktarımından gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiğinden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın kabulüne ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.