Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2018/6641 E. , 2022/3750 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/6641
Karar No : 2022/3750
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat Limited Şirketi – …. Mad. Ltd. Şti. Adi Ortaklığı
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2010 yılında kat irtifakı tapusu devretmek suretiyle beş adet taşınmaz satışını ilgili yılda kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonu kararına istinaden 2010/4,5,7,8 dönemlerine ilişkin olarak resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; inşaatının devam etmekte olduğu taşınmaz satışlarında vergiyi doğuran olayın taşınmazın tamamlanarak bu mal üzerindeki tasarruf hakkının alıcıya devredilmesi anında gerçekleştiği, satışı yapılan taşınmazın satış bedeli belli olmakla birlikte, inşaatın devamı sırasında satışı gerçekleşen daire ve işyerleri karşılığında müşterilerden alınan para avans niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla kat irtifakı kurularak yapılan satışlarda satış bedelinin tamamının inşaatın tamamlanıp anahtar teslimi yapılan yılın satışları olarak gösterilmesi gerektiği, davacı tarafından yapı kullanma izin belgesinin alındığı 2011 yılında fatura tanzim edilerek gerçekleştirilen teslimlerin, kat irtifakı tapusu devretmek suretiyle satışların yapıldığı 2010 yılında gerçekleştirildiğinin kabulü mümkün bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin birici fıkrasında, Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, katma değer vergisinin konusunu teşkil eden işlemlerden olduğu, 2. maddesinin birici fıkrasında, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesinin teslim sayılacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 10. maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması; malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarlarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi vergiyi doğuran olay olarak nitelendirilmiş, 20. maddesinde de, teslim ve hizmet işlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu belirtilmiştir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 2/c maddesinde; kat irtifakı, bir arsa üzerinde ileride kat mülkiyetine konu olmak üzere yapılacak veya yapılmakta olan bir veya birden çok yapının bağımsız bölümleri için o arsanın maliki veya ortak malikleri tarafından bu Kanun hükümlerine göre kurulan irtifak hakkı olarak tanımlanmış, 3. maddesinin son fıkrasında, kat irtifakının, arsa payına bağlı bir irtifak çeşidi olup, yapının tamamı için düzenlenecek yapı kullanma izin belgesine dayalı olarak, bu Kanunda gösterilen şartlar uyarınca kat mülkiyetine resen çevrilebileceği belirtilmiş, 15. maddesinde, kat maliklerinin kendilerine ait bağımsız bölümler üzerinde, bu kanunun ilgili hükümleri saklı kalmak şartiyle, Medeni Kanun’un maliklere tanıdığı bütün hak ve yetkilere sahip oldukları hükümlerine yer verilmiştir. Öte yandan, Türk Medeni Kanunu’nun 633. maddesinde, gayrimenkul mülkiyetini iktisap için tapu siciline kaydın şart olduğu, “Tescil ” başlıklı 705. maddesinde taşınmaz mülkiyetinin tescil kazanılacağı belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde, “vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder” şeklinde tanımlanmış, 344. maddesinde ise, 341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği hususu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, ikamet amaçlı binaların inşaatı faaliyetiyle iştigal eden davacı şirketin, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, … Mah. … ada … parselde yapmış olduğu binadaki bağımsız bölümlerin tapuda devirlerinin yapılmasına rağmen söz konusu satışların ilgili dönemlerde kayıt ve beyan dışı bırakıldığının tespit edildiğinden bahisle davalı idarece takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonunca belirlenen matrahlar üzerinden dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, söz konusu taşınmazların 05/05/2010, 08/07/2010, 20/08/2010, 21/04/2010 tarihlerinde satışının ve tapuda devir işlemlerinin gerçekleştirildiği, tapuda devir ve tescil işlemi yapılarak satışı gerçekleşen taşınmazların tasarruf hakkının alıcılara fiilen veya hukuken devredilmesi ile tesliminin gerçekleştiği, bu durumda dava konusu katma değer vergisini doğuran olayın gerçekleştiği, buna rağmen faturanın ise ilgili dönemde düzenlenmeyip, 25/03/2011 tarihinde düzenlendiği, dolayısıyla satışların yapıldığı tarihlerde faturanın düzenlenmesi ve kayıt ve beyanlarına yansıtılması gerektiğinden süresi içinde beyan edilmeyen taşınmazlarla ilgili olarak yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, Mahkemece matrahın bulunuş şekli yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiğinden verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 07/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.