Danıştay Kararı 4. Daire 2018/7047 E. 2022/4963 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/7047 E.  ,  2022/4963 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/7047
Karar No : 2022/4963

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … İnş. Mak. Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ödenmeyen vergi borçları için kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …/…, …, …, …, …, …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu …, …, … ve … sayılı ödeme emirleri için; ödeme emirlerinin içeriğinde yer alan amme alacaklarının asıl borçlu şirketten tahsili için düzenlenen ödeme emirlerinin 2003, 2006 ve 2007 yıllarında, bazılarının şirket müdürü …’e dairede memur eliyle, bazılarının şirket işçisi …’a posta yoluyla, bazılarının ise dairenin ilan panosunda ilanen tebliğ edildiği, ödeme emri tebliği ile zamanaşımının kesileceği ve kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılının başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı kuralı karşısında; amme alacağının tahsili için asıl borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilmesiyle tahsil zamanaşımı kesilmiş olacağından ve kesilmenin rastladığı 2003, 2006, 2007 yıllarını takip eden yılların başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlayacağından, ödeme emri içeriği amme alacaklarının zamanaşımının yeniden işlemeye başlamasından itibaren 5 yıl içerisinde tahsili zorunlu olduğundan, 5 yıllık süre geçtikten sonra, davacı adına 2015 yılında düzenlenen ve 12/01/2016 tarihinde tebliğ edilen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu 22, 30 ve 33 sayılı ödeme emirleri için; ödeme emirlerinin içeriğinde yer alan amme alacaklarının tahsili için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usule uygun bir biçimde 02/05/2011 tarihinde şirket ortağına tebliğ edildiği, söz konusu alacağın tahsili için şirket hakkında tapu kadastro bilgileri ve motorlu taşıtlar sorgulamasına yönelik mal varlığı araştırmasının 01/02/2016 tarihinde yapıldığı, şirketin banka hesaplarında bulunan varlıklarına yönelik araştırmanın 2009 ve 2012 yıllarında yapıldığı, dava konusu ödeme emirlerinin ise 19/11/2015 tarihinde düzenlendiği, bu durumda asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin kesinleşmesi üzerine mal varlığı araştırması yapılması gerekirken, öncelikle kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde ve sonraki bir tarihte şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılması yasayla belirlenen usule uygun olmadığından, borcun tamamen veya kısmen asıl borçlu şirketten tahsil imkanının kalmadığı kesin olarak belirlenmeden davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu 36 sayılı ödeme emri için; dava konusu ödeme emri 19/11/2015 tarihinde düzenlenmiş olup, söz konusu ödeme emri içeriğinde yer alan amme alacağının tahsili için asıl borçlu şirket adına düzenlenen 2014/… sayılı ödeme emrinin, davalı idare beyanı ve dosyada yer alan tebliğ alındısından anlaşıldığı üzere 12/08/2016 tarihinde şirket işçisine tebliğ edildiği görülmüş, bu durumda asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emri kesinleşmeden davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emirlerinin usul ve hukuka uygun olarak düzenlendiği belirtilerek Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın, … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası ile … tarih ve …/…, … ve … sayılı ödeme emirlerinin dayandığı şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2002 ve 2003 yıllarında tebliğ edilenlere isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Kararın … tarih ve …/…, …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin dayanağı şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2006 ve 2007 yıllarında tebliğ edilenlere isabet eden kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunduğu haliyle, “Ödeme Emri” başlıklı 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme Emrine İtiraz” başlıklı 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un “Tahsil Zamanaşımı” başlıklı 102. maddesinde, “Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.” düzenlemesine yer verilmiş; 103. maddesinde de, ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, sayılan muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması durumlarında zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, zamanaşımının bir bozma kararı ile kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcının yeni vade gününün rastladığı, amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcının, teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günü olacağı hususları düzenlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, … tarih ve …/…, …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin dayanağı şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmının 2006 ve 2007 yıllarında usulüne uygun olarak asıl amme borçlusu şirkete tebliğ edildiği, davalı idare tarafından ibraz edilen belgelere göre, 2009 ve 2012 yıllarında bankalara haciz bildirilerinin yollandığı görülmüş olup, bu haliyle tahsil zamanaşımının kesildiği dikkate alındığında, kararın amme alacaklarının tahsil zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle verilen kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Kararın … tarih ve …/…, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
Uyuşmazlıkta, Mahkemece her ne kadar davalı idarece öncelikle şirket tüzel kişiliğinin malvarlığı hakkında araştırma yapılarak, asıl amme borçlusu şirketin amme borçlarını ödeyip ödeyemeyeceği hususunun tespit edilmesinden sonra kanuni temsilci hakkında takip yapılması gerekmekteyken, asıl amme borçlusu şirket hakkında malvarlığı araştırması yapılmadan, söz konusu amme borçlarının tahsili için doğrudan kanuni temsilci adına ödeme emirleri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, davalı idare, davacı adına ödeme emri düzenlendikten sonra gerekli araştırmayı yaparak, asıl borçlu şirket adına kayıtlı mal olmadığını ortaya koymuştur.
Kaldı ki, davacı kanuni temsilcinin de sorumluluktan kurtulmak için; asıl vergi borçlusunun malı olduğu, malları üzerindeki haciz ve malların paraya çevrilmesi işleminin henüz tamamlanmadığı, asıl borçlunun hacze konu başka mal, hak ve alacakları bulunduğu, vergi borcunun ödenmesi amacıyla asıl borçlu ile vergi dairesinin anlaşarak ödeme planı yaptıkları, asıl borçlunun teminat gösterdiği, kendisinin sorumluluğuna başvurulmasından önce, (varsa) müteselsil borçlu veya kefile başvurulması gerektiği, vergi borcunun, ait olduğu dönemde ödenmiş olduğu vb. herhangi bir iddiası olmadığı gibi, daha sonra davalı idare tarafından yapılan araştırmada da asıl borçlu şirketin, borcu karşılayacak mal varlığı olmadığı anlaşılmıştır.
Sırf asıl borçlu şirket adına kayıtlı mal varlığı olmadığı hususunun, şirket ortağına gönderilen ödeme emrinden sonra yapılmasının ödeme emrini kusurlandırmayacağı, kamu alacağının tahsilini teminen davalı idarenin kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emrinden sonra da olsa, asıl borçlu şirketin malvarlığı olup olmadığını araştırarak, kanunda aranan şartı sağladığı, netice itibariyle vergi alacağının, asıl borçlu vergi mükellefinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilme imkanının bulunmadığının vergi dairesi tarafından ispatlandığı anlaşılmış olup, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği vs. diğer hususlar incelenerek bir karar verilmesi gerektiğinden vergi mahkemesi kararının kaldırılması isteminin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının buna ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, …/… sayılı ödeme emrine ilişkin kısmı ile …/…, … ve … sayılı ödeme emirlerinin dayanak şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2002 ve 2003 yıllarında tebliğ edilenlere isabet eden kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının …/…, …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin dayanak şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2006 ve 2007 yıllarında tebliğ edilenlere isabet eden kısmı ile …/…, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.