Danıştay Kararı 4. Daire 2018/7782 E. 2022/3732 K. 07.06.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/7782 E.  ,  2022/3732 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/7782
Karar No : 2022/3732

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Gazetecilik Anonim Şirketi’nin vergi borçlarının tahsilini güvence altına almak amacıyla, anılan şirketin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle davacının gayrimenkulüne uygulanan ihtiyati haczin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; henüz tahakkuk etmemiş veya tahakkuk ettiği halde vadesi gelmemiş veya vadesi geldiği halde henüz cebren tahsil ve takibata başlanmamış kamu alacakları için öngörülen geçici nitelikte bir koruma önlemi olan ihtiyati haczin uygulanabilmesi için 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinde yazılı şartların bulunmasının yeterli olduğu, şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen vergi ve cezalardan kanuni temsilcileri ve ortakları yasalarda öngörülen şartlar dahilinde sorumlu olduklarından korumaya yönelik bir önlem olan ihtiyati haczin şirketin kanuni temsilcileri ve ortakları hakkında uygulanabileceği, 6183 sayılı Kanun’un 13/3. maddesi dikkate alındığında, olağanüstü hal kapsamında asıl borçlu şirket hakkında ticaret sicilinden re’sen silinme işleminin gerçekleştiği, davacının da eski şirket yöneticisi olarak kaçması veya mal kaçırması şüphesi altında bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu anlaşıldığından, yüksek tutarlı vergi alacağını güvence altına almak amacıyla usulüne uygun olarak tesis edilen ihtiyati haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketi temsil ve ilzam yetkisine sahip olunmadığından kanuni temsilci sıfatını da haiz olunmadığı, vergi incelemesi tamamlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra teminat istenemeyeceği ve teminat verilmediği gerekçesiyle ihtiyati haciz uygulanamayacağı, ihtiyati hacze konu vergi ve cezaların mahkeme kararıyla kaldırıldığı, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “İhtiyati haciz” başlıklı 13. maddesinde, 9. madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise, borçlunun belli ikametgahı yoksa, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa, borçludan teminat gösterilmesi istenildiği halde belli müddette teminat veya kefil göstermemiş yahut şahsi kefalet teklifi veya gösterdiği kefil kabul edilmemişse, mal bildirimine çağrılan borçlu belli müddet içinde mal bildiriminde bulunmamış veya noksan bildirimde bulunmuşsa, hüküm sadır olmuş bulunsun bulunmasın para cezasını müstelzim fiil dolayısıyla amme davası açılmış ise, iptali istenen muamele ve tasarrufun mevzuunu teşkil eden mallar, bu mallar elden çıkarılmışsa elden çıkaranın diğer malları hakkında uygulanmak üzere, bu Kanun’un 27, 29 ve 30. maddelerinin uygulanmasını gerektiren haller varsa, ihtiyati haczin, hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre, derhal tatbik olunacağı hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni temsilcilerin ödevi” başlıklı 10. maddesinde, “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin Türkiye’deki temsilcileri hakkında da uygulanır. Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 365. maddesinde, anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil olunacağı, 370. maddesinde, esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisinin çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebileceği, 371. maddesinde ise, temsile yetkili olanların şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabileceği ve bunun için şirket unvanını kullanabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Ayrıca, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan (A) Seri 1 Sıra Numaralı Tahsilat Genel Tebliği’nin 5. kısmında, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 319 ve müteakip maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 370 ve müteakip maddelerine göre, temsil yetkisi murahhas azalara veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmamış ise yönetim kurulu üyelerinin kanuni temsilci sıfatını taşıdığı, buna göre, amme alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin malvarlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde tüzel kişiliğin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden önce, şirket esas sözleşmesinin ve ticaret sicili kayıtlarının tetkik olunması, temsil salahiyetinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya birkaç üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, yapılacak tespit sonucunda, şirketi temsil salahiyetinin murahhas üye veya üyeler ile müdür olarak üçüncü kişilere bırakıldığının anlaşılması halinde amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmamasının icap ettiği düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu düzenlemeler dikkate alındığında, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre anonim şirketlerde kanuni temsilci yönetim kurulu olmakla birlikte, yetki paylaşımı olması halinde imza ve temsil yetkisi bulunmayan yönetim kurulu üyelerinin şirket borçlarından dolayı sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir.
Dava dosyası ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarının birlikte tetkikinden, dava konusu ihtiyati haciz işlemi ile tahsili güvence altına alınmak istenen asıl borçlu şirketin vergi borçlarının 2011 ila 2015 yıllarına ilişkin olduğu, davacının ise 27/10/2009 ila 07/04/2014 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olmakla birlikte, şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu dönemlerde kanuni temsilci sıfatını haiz olmayan davacı hakkında, söz konusu dönemlere ilişkin vergi borçlarının tahsilini güvence altına almak amacıyla uygulanan dava konusu ihtiyati haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 07/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.