Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/1026 E. , 2022/5339 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1026
Karar No : 2022/5339
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; dava konusu … sayılı ödeme emrinin … plaka sayılı kısmının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı 2011/2 dönemine ilişkin olduğu, dava konusu amme alacağının asıl borçlu şirketin 2011 yılına ilişkin defter ve belgelerinin ibraz edilmemesinden kaynaklandığı ibraz etmeme fiilinin 2014 yılında gerçekleştiği, 02/02/2011 tarihli tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin kanuni temsilcilik görevinden ayrılan davacının 2014 yılında gerçekleşen defter belge ibraz etmeme fiili nedeniyle sorumlu tutulamayacağından dava konusu ödeme emrinin anılan kısmı ve … tarih ve … sayılı ödeme emrinin kalan kısmı ile … sayılı ödeme emri bakımından … sayılı ödeme emrinin … plaka sayılı kısmı dışında kalan amme alacaklarının … dönemlerine ilişkin olduğu, … sayılı ödeme emri muhteviyatı amme alacağının 2011/6 dönemine ilişkin Bs formunun verilmemesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin olduğu, davacının ise 02/02/2011 tarihli tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gereken zamanlarda davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmadığından ve dava konusu … sayılı ödeme emri bakımından ödeme emri içeriği amme alacakları için şirket adına düzenlenen ödeme emri ile tebliğine ilişkin tüm bilgi ve belgeler dosyaya sunulmadığı görüldüğünden dava konusu ödeme emri içeriği amme alacaklarının usulüne uygun olarak kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğinden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Kanun gereği ödeme emirlerine karşı dava açılması sebeplerinn sınırlandırılmış olduğu, davacının ödeme emrine karşı dava açabilmesinin mümkün olmadığı, usule uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrası yönünden ileri sürdüğü iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, temyiz konusu kararın … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin temyiz istemine gelince;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan “ödeme emri” başlıklı 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, “ödeme emrine itiraz” başlıklı 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği, aynı Kanunun ”limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları, 3. fıkrasında ise, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları hüküm altına alınmıştır.
Sözü edilen yasa kurallarına göre asıl amme borçlusu limited şirketin borçlarından dolayı şirket ortağı hakkında takibat yapılabilmesi için söz konusu alacağın şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği ve şirket ortaklarının, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca takip edilebileceği, bu takibin de şirketin borçlarının tamamı için değil ortakların sermaye hisseleri oranında olacağı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının ortağı olduğu limited şirket hakkında usulüne uygun olarak tahakkuk eden amme alacağının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle şirket ortağı sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, mahkemenin ise söz konusu ödeme emrini kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emri kapsamında ele alıp 02/02/2011 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket müdürlüğü görevinden ayrılan davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunmadığına dair değerlendirme yaparak hüküm tesis ettiği anlaşılmıştır.
Buna göre, dava konusu edilen şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin davacının şirket ortağı olduğu hususu dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, Vergi Dava Dairesi kararının bu kısımlarında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ”limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları, 3. fıkrasında ise, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları hüküm altına alınmıştır.
Buna göre asıl amme borçlusu limited şirketin borçlarından dolayı şirket ortağı hakkında takibat yapılabilmesi için söz konusu alacağın şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği ve şirket ortaklarının, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca takip edilebileceği, bu takibin de şirketin borçlarının tamamı için değil ortakların sermaye hisseleri oranında olacağı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının ortağı olduğu limited şirket hakkında usulüne uygun olarak tahakkuk eden amme alacağının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle şirket ortağı sıfatıyla dava ödeme emirlerinin düzenlendiği, mahkemenin ise dava konusu ödeme emrini kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emri kapsamında 02/02/2011 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket müdürlüğü görevinden ayrılan davacının kanuni temsilcinin sorumluluğu bulunmadığına dair değerlendirme yaparak hüküm tesis ettiği, şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin tamamının bu kapsamda ele alınarak kanuni temsilci olarak değil ortak sıfatıyla ele alarak değerlendirmesi gerekmektedir
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin kanuni temsilci olarak nitelendirilip hüküm kurulmasında hukuka uyarlık bulunmadığından Vergi Dava Dairesi kararının … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının da bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.