Danıştay Kararı 4. Daire 2019/1141 E. 2022/4238 K. 21.06.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/1141 E.  ,  2022/4238 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1141
Karar No : 2022/4238

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Plastik İma. İnş. Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle vergi inceleme raporuna istinaden resen tarh edilen 2012/10. dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının ilgili dönemlerde fatura aldığı … Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin faturaların sahte olduğunu ortaya koymada yeterli olmadığı anlaşıldığından cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen şahsın gerçek bir mal ve hizmet satışı yapıp yapmadığı, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacının fatura aldığı … Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunda; mükellefin 25/06/2012 tarihinde inşaat dekorasyon işinde faaliyette bulunmak amacıyla … Mah. … Cad. … … /… adresinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 26/06/2012 tarihli işe başlama yoklamasında; çalışan işçisinin olmadığı, 30 m2 olan işyerininin (büro) aylık kirasının 325,00-TL olduğu, muhasebecisinin olduğu ve aylık muhasebe ücretinin 80-TL olduğu, İşyerinde 2 büro masası, 2 koltuk, 4 misafir koltuğu, 1 bilgisayar, 1 adet sehpanın demirbaş olarak bulunduğu, 28/01/2014 tarihli yoklamada ; işyerine muhtelif zamanlarda gidildiği, adres kapalı olduğu ve bırakılan görüşme mektuplarına riayet edilmediği, mükellefin adreste bulunmaması nedeniyle 28/01/2014 tarihi itibari ile mükellefiyetin resen terkin edildiği, 20/02/2014 tarihli ikametgah adresinde yapılan yoklamada ; mükellefin Sincan’da bulunan ikametgah adresine gidildiği, adresin kapalı olduğu, komşusu ile yapılan görüşmede mükellefin adresini yaklaşık 3 ay önce terk ettiği, yeni adresini de bilmediğini beyan ettiği, muhtarlık kayıtlarından da adresi terk ettiğinin tespit edildiği, 20/02/2014 tarihli iş yerinde yapılan yoklamada; adres kapalı olduğundan görüşme mektubu bırakıldığı, iş yerinin yerleşik durumda olduğu, içinde büro malzemelerinin olduğunun tespit edildiği, mükellefin Yıldırım Beyazıt Vergi Dairesi Müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçede 2014/Ocak ayında işyeri adresinin şahsi işleri nedeniyle 4 ay şehir dışında olduğu için kapalı olduğu, resen terk işleminin kaldırılmasını istediğini, 16/05/2014 tarihli işe başlama bildiriminde bulunduğu, 20/05/2014 tarihli yoklama fişi ile; Ödevlinin … Mah. … Sok. No:… … -… adresinde aylık kirası 200,00-TL olan 200 m2 işyerinde mobilya imalatı ve dekorasyon faaliyeti ile iştigal ettiği, deposunun ve çalışan işçisinin olmadığı hususlarının tespit edildiği, 04/06/2014 tarihli işi bırakma bildirimi vererek işi terk ettiği, 13/06/2014 tarihli yoklama fişi ile mükellefin faaliyetine son verdiği, ilgili adresin kapalı olduğunun tespit edildiği, mükellefin 2012 yılında işletme esasına göre defter tuttuğu, defter ve belgelerini tasdik ettirdiği, Ba-Bs bildirimi verme zorunluluğu olmadığından ilgili yıla ilişkin Ba bildirimlerinin bulunmadığı, mükellefin 2012 yılı gelir vergisi beyannamesinde dönem başı emtia mevcudu 0 – TL, dönem içi satın alınan emtia tutarının 3.314.826,67-TL olarak beyan edildiği, karşılığında ilgili mükellefe satış yapan iki firmanın toplam 91 belge ile 17.572,00-TL’lik mal ve hizmet satışını Bs formları ile bildirdiği, bildirilen bu satışların 9.892,00-TL si Turkcell iletişim sistemlerinin bildirimi olduğundan mükellefin faaliyetine ilişkin bir emtia alımı olmadığı, mükellefin Ba-Bs bildirimi verme zorunluluğu olmadığından 2012 yılına ilişkin alışlarının tamamına ilişkin analiz yapılamadığı, ancak Ba formaları ile mükelleften alış yapan firmaların toplam 260 belge ile 5.614.846,00-TL iken mükellefin gelir vergisi beyannamesinde dönem içinde satın alınan emtia tutarını 3.314.826,67-TL olarak beyan etmesi alımlarının çok üzerinde satış yaptığını gösterdiği, 2012 takvim yılında mal/hizmet alışı yaptığını bildiren iki firma hakkında sahte belge düzenleme yönünden vergi tekniği raporu bulunduğu, bildirilen bu alışların toplamının 690.549,00-TL olduğu, mükellefin 2013 yılında bilanço esasına göre defter tuttuğu, Bs bildirimleri ile toplam 252 belge karşılığında 5.434.671,00-TL mal / hizmet satışı yaptığını beyan ettiği, mükelleften alış yaptığını bildiren kişi /firmalar Ba formları ile toplam 315 belge ile 7.992.723,00-TL alış bildirdiği, kendisinden alış yapan 15 mükellefe karşılık Bs formları ile bildirim vermediği, ilgili yıla ilişkin KDV beyanları ile toplam 5.676.852,11-TL matrah bildirdiği, söz konusu beyanlarının birbiriyle örtüşmediği, 2013 takvim yılında mal/hizmet alışı yaptığını bildiren iki firma hakkında sahte belge düzenleme yönünden vergi tekniği raporu bulunduğu, bildirilen bu alışların toplamının 1.060.140,00-TL olduğu, bu tutar mükellefin bildirdiği toplam satışların %20’sini oluşturduğu, mükellefin 2014 yılında bilanço esasına göre defter tuttuğu, sadece Ocak ve Şubat aylarında mal / hizmet sattığının tespit edildiği, Ocak ayında toplam 26 belge karşılığında 956.298,00-TL mal ve hizmet satışı yaptığını bildirdiği, mükelleften alış yaptığını bildiren kişi /firmalar Ba formları ile toplam 66 belge ile 3.095.437,00-TL alış bildirdiği, karşılıklı bildirilen tutarlar arasında 2.139.139,00-TL fark bulunduğu, Şubat ayında mükellefin mal/hizmet satışına ilişkin bildiriminin bulunmadığı, Ocak ve şubat aylarında kendisinden alış yaptığını bildiren 12 mükelleften 9’u için Bs bildirimlerinin verilmediği, mükellefin 2014 yılı KDV beyanlarında 1.443.298,31-TL matrah beyan ettiği, Bs formları ile KDV matrahlarının toplamının tutarsız olduğu, mükellefin faaliyette bulunduğu iş yerinin yürüttüğü işe uygun ölçekte olmadığı, büro olarak kullanıldığı, deposunun ve üzerine kayıtlı aracının bulunmadığı, 2013 yılı gelir vergisi beyannamesinde herhangi bir demirbaşının bulunmadığının tespit edildiği, iş yerinde çalışan işçisi …ın 03/02/2017 tarihli ifadesinde; 2013-2014 yılları arasında mükellefi hiç görmediği, mükellefin işyerinde hiç bulunmadığı, sitelerde bir atölyelerinin olduğu, bilgisinin yer aldığı, mükellefin faaliyette bulunduğu, 2012,2012 ve 2014 yıllarında KDV matrahlarının yüksek çıkmasına karşılık hiç ödenecek vergisinin çıkmadığı, rapor tarihi itibari ile toplam 199.836,71-TL vergi borcunun olduğu, şimdiye kadar 140,50-TL vergi borcu ödediğinin tespit edildiği, yapılan tespitlerin birlikte değerlendirmesinden mükellef Hasan Sarıların işe başladığı, 25/06/2012 tarihinden itibaren sahte belge ticareti yaptığı tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bütün halinde değerlendirilmesinden, adı geçen mükellefin beyan edilen yüksek ciroları elde edecek sermaye ve iş organizasyonuna sahip olmadığı, yüksek miktarda ciro beyan edilmesine rağmen ödenecek vergisinin çok düşük olduğu ve cüzi miktarda ödeme yapıldığı, 2012 form Ba-Bs bildiriminin uyumsuz olduğu; mükellefe satış yapan iki firma tarafından 17.572,00-TL’lik mal ve hizmet satışını Bs formları ile bildirdiği, bildirilen bu satışların 9.892,00-TL si Turkcell iletişim sistemlerinin bildirimi olduğundan ilgili yıl mükellefin faaliyetine ilişkin bir emtia alımı olmadığı hususlarının birlikte değerlendirilmesinden davacının söz konusu mükelleften aldığı faturaların gerçek mal teslimine dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.