Danıştay Kararı 4. Daire 2019/1257 E. 2022/5333 K. 03.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/1257 E.  ,  2022/5333 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1257
Karar No : 2022/5333

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Anonim Şirketi
(Eski Ünvanı: … İşletme A.Ş.)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 13/e madde istisnası kapsamında gerçekleştirmiş olduğu mal alımları ve inşaat taahhüt işlerinin yapıldığı dönemde istisna şartlarını taşımadığı gerekçesiyle 2012 yılı hesaplarının incelenmesi neticesinde hakkında düzenlenen inceleme raporuna istinaden re’sen tarh edilen 2012/12 dönemi vergi zıyaı cezalı katma değer vergisi ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K… sayılı kararda; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 13/e maddesiyle havalimanı inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerinin katma değer vergisinden istisna tutulduğu, ihtilaf konusu mal ve hizmet alımlarının, davacı şirketin Devlet Hava Meydanları İşletme Genel Müdürlüğü ile imzaladığı 26/06/2012 tarihli kira sözleşmesinin, işletmesini devraldığı havalimanına ilişkin inşaat işlerine ilişkin olduğuna dair taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, bu durumda, anılan Kanun maddesinde belirtilen istisna şartlarının oluştuğu açık olup, idarece, Genel Tebliğlerde yer alan düzenlemelerden hareketle ve daraltıcı bir yorumla, kanuna aykırı şekilde değerlendirme yapılmak suretiyle düzenlenen inceleme raporuna istinaden yapılan tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davalı idarenin istinaf başvurusu üzerine incelenen dosyada uzlaşmanın vaki olup olmadığı belli olmadan davacı tarafından dava açma yoluna gidilmiş, Mahkemece de uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmiş ise de; Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca; ancak uzlaşmanın vaki olmaması durumunda uzlaşmanın vaki olmadığı yolunda düzenlenen tutanağın tebliği sonrasında genel hükümler dairesinde vergi mahkemesinde dava açma yoluna gidilmesi gerektiği, uyuşmazlıkta ise, vergi idaresince yürütülen idari prosedürün son aşaması henüz tamamlanmadığından, ortada dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin varlığından söz edilemeyeceğinden, iş bu davanın incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, vergi mahkemesi kararının kaldırılarak davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanununun Ek 7. maddesinde, müddeti içinde uzlaşma talebinde bulunan mükellef veya ceza muhatabının, uzlaşma talep ettiği vergi veya ceza için, ancak uzlaşma vaki olmadığı takdirde dava açma yoluna gidebileceği, aynı vergi veya ceza için uzlaşma talebinden önce dava açmış ise davanın, uzlaşma işleminin sonuca bağlanmasından önce vergi mahkemelerince incelenemeyeceği, herhangi bir sebeple incelenir ve karara bağlanırsa bu kararın hükümsüz sayılacağı, uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellef veya ceza muhatabının tarh edilen vergiye veya kesilen cezaya uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümlere göre dava açabileceği, bu takdirde dava açma müddedi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu müddetin tutanağın tebliğinden itibaren 15 gün olarak uzayacağı düzenlemesine yer verilmiş, maddenin son fıkrasında da, uzlaşmanın vaki olmaması halinde ikinci fıkra uyarınca durdurulmuş olan davanın görülmesine, keyfiyetin vergi dairesinin bildirimi üzerine vergi mahkemesinde devam olunacağı kurala bağlanmıştır.
Mezkur maddeye ilişkin konu, 03/02/1999 tarihli 23600 sayılı RG’de yayımlanan Uzlaşma Yönetmeliği’nin 13/1. maddesinde de, ”süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan mükellef, uzlaşma talep ettiği vergi için ancak uzlaşma vaki olmadığı veya temin edilemediği hallerde dava açma yoluna gidilebileceği, mükellef tarafından aynı vergi ve cezası için uzlaşma talebinden önce dava açılmışsa davanın, uzlaşma işleminin sonuca bağlanmasından önce vergi mahkemelerince incelenemeyeceği, her hangi bir sebeple incelenir ve karara bağlanırsa bu kararın hükümsüz sayılacağı, uzlaşmanın vaki olması halinde mükellefin, uzlaşmaya varılan vergi ve cezaya karşı dava açamayacağı, mükellefin uzlaşma talebinden önce dava açmış olması durumunda uzlaşmaya varıldığı hususu ilgili mahkemeye bildirilerek davanın incelenmeksizin red olunmasının sağlanacağı, mükellefin daha önce dava açmış olması ve uzlaşmanın vaki olmaması halinde ise vergi dairesince, uzlaşmanın vaki olmadığının vergi mahkemesine bildirileceği.
.” şeklinde ifade edilmiştir.
Öte yandan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 23/10/1986 tarih ve E. 1986/2, K. 1986/2 sayılı Kararı’nda; Kanun’un gerekçesinde uzlaşmadan amacın vergi uyuşmazlıklarının süratle halli ve böylece mükelleflerin tereddütlerinin bir an önce giderilmesi suretiyle onların huzura kavuşmalarının sağlanması, mükellefle idare arasında vergi yönünden ortaya çıkan ihtilafların yine kendi aralarında görüşülerek çözüme bağlanması olduğunun ifade edildiği, Kanunun amacı göz önünde tutulduğunda, takdir komisyonlarınca/inceleme elemanlarınca takdir olunan bir matrah üzerinden tahakkuk ettirilen vergi ve buna ilişkin olarak kesilen ceza üzerinde yapılan uzlaşmanın söz konusu matrahla ilgili anlaşmazlığı tümüyle kesin olarak ortadan kaldıracağının kabul edilmesi gerektiğine vurgu yapıldıktan sonra, aynı Karar’da; müddeti içinde mükellef veya ceza muhatabı uzlaşma talebinde bulunduğu halde uzlaşma vaki olmamışsa, uzlaşmanın vaki olmaması kavramı, Ek 5. maddede uzlaşmanın temin edilememesi halleri olarak belirtilmiş hususları da kapsadığından, daha önce dava açılmamış ise, uzlaşmanın temin edilememesi hallerinde de Ek 7. maddede belirtilen koşullarla dava açma yoluna gidilebilineceği açıklanmıştır.
Görüldüğü üzere, hem mezkur mevzuat hükmü ve Uzlaşma Yönetmeliğinde ve hem de sözü edilen Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararında, uzlaşma talebinden önce dava açılmış olması halinde mahkemelerin izleyeceği yol hususunda belirleme yapılarak, uzlaşma görüşmesi sonrası idarece uzlaşmanın sağlanıp sağlanamadığına dair bildirime göre yargılamanın neticelendirileceği hususunda açıklık getirilmiştir.
Dosya incelenmesinden, davacı tarafından, vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen vergi ve cezanın tebliği üzerine 10/11/2016 tarihinde uzlaşma talebiyle uzlaşma komisyonuna başvurulduğu, aynı gün Vergi Mahkemesinde de dava açıldığı, söz konusu başvuru üzerine 29/11/2016 tarihinde uzlaşma davetiyesinin gönderildiği, davacı tarafından 14/12/2016 tarihli dilekçe ile uzlaşmanın ileri bir tarihe ertelenmesinin talep edildiği, idarece de aynı tarihli erteleme tutanağı ile tarih belirtilmeksizin uzlaşmanın ileri bir tarihe ertelendiği, Mahkemece uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verildiği, davalı idarenin istinaf başvurusu üzerine de mahkeme kararı kaldırılarak davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği, bu karar sonrasında ‘uzlaşmanın vaki olmadığına’ ilişkin tutanağın imza altına alındığı ve temyiz aşamasında sunulduğu görülmüştür.
Bu itibarla, belirtilen hukuksal durum gereği, uzlaşma konusu vergi ve cezalar ile ilgili uzlaşma talep olunması ve bu talebin uzlaşma komisyonunda görüşülmesi için mükellef, vergi sorumlusu veya bunların yetkililerinin davet edilmesi durumunda, ”uzlaşma görüşmesi sonuçlanmadan” bir başka ifadeyle ”uzlaşmanın vaki olmaması” yada ”uzlaşmanın temin edilememesi”ne dair tutanak tanzim edilmeden önce dava açılması durumunda; asıl kural uzlaşma görüşmesinin sonucunun beklenmesi, sonuç beklenilmeksizin açılan davada verilen kararın da hükümsüz olacağı açık olup, sonrasında uzlaşma ile ilgili bir karar alındığında ise mahkemelerce dava konusu uyuşmazlığın esasının inceleneceği, dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu tarhiyata dava açıldıktan sonra uzlaşma da talep edildiği ve Vergi Dava Dairesi kararından sonra uzlaşmanın vaki olmadığına ilişkin tutanağında imza altına alındığı dikkate alındığında yeniden incelenecek dosyada uyuşmazlığın esasına ilişkin bir karar verilmesi gerektiğinden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan davayı, esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddeden Vergi Dava Dairesince, bu hüküm uyarınca davacıdan, 35.90 TL’den az olmamak üzere binde 4,55 oranında nisbi harç alınmasına hükmedilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 2588 sayılı Kanunun 6. maddesiyle değişen 54.maddesinde, vergi yargısı harçlarının (3) sayılı Tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Yasaya bağlı (3) sayılı Tarifede yer alan nispi harçlara ilişkin düzenlemede nispi harcın, vergi mahkemesi ile bölge idare mahkemesi kararlarında, tarhiyata ve ceza kesme işlemlerine karşı mükellefin dava açması üzerine vergi mahkemesinin nihai kararları ile bölge idare mahkemesi kararlarında, karar altına alınan uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunlara bağlı zam ve cezaların toplam değeri üzerinden; maktu harcın ise yukarıdaki pozisyonlarda gösterilen ve nispi harca tabi tutulmamış olan tarhiyat, ceza kesme ve diğer işlemlerle ilgili alınacağı kurala bağlanmıştır.
Temyiz istemine konu yapılan kararın, davanın incelenmeksizin reddine ilişkin söz konusu hüküm fıkrasıyla; üzerinden nispi harç alınmasını gerektirecek vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm karar altına alınmadığından, maktu harca hükmedilmesi gerekirken kararın, nispi harca hükmedilmesine ilişkin sözü edilen hüküm fıkrası yönünden de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 03/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.