Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/1389 E. , 2022/5264 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1389
Karar No : 2022/5264
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; asıl borçlu şirket adına takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden re’sen tarh edilen 2007 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisine ilişkin ihbarnamenin, şirket adresinde tebliğ edilemediğine ilişkin “adresin bir başka firmanın deposu olarak kullanıldığı, firmanın tanınmadığı” şerhi düşülerek 21/11/2013 tarihli adres tespit tutanağının düzenlendiği, bu defa aynı ihbarnamenin şirket müdürü …’in ikamet adresinde de tebliğ edilemediğine ilişkin “nakilsiz terk” şerhi düşülerek 26/11/2013 tarihinli adres tespit tutanağının düzenlendiği, bunun üzerine söz konusu ihbarnamenin 30/12/2013 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ise ilanen tebliğ edildiği, ancak Mahkemelerinin ara kararına cevaben davalı idarece gönderilen yazıda, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğ edilemediğine ilişkin alındıların arşiv çalışmaları neticesinde bulunamadığından ibraz edilemediğinin belirtildiği ve buna ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığı, bu durumda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emri ve dayanağı ihbarnamenin ilan yoluyla tebliğinin 213 sayılı Kanun’un 102 ve devamı maddelerinde gösterilen usule uygun olmadığı, tebligattaki bu usulsüzlük karşısında, 2007 yılına ilişkin dava konusu ödeme emri içeriği amme alacağının, doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yılın sonunda 31/12/2012 tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı, dolayısıyla zamanaşımına uğrayarak ortadan kalkan vergi borcunun tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de, ödeme emrine karşı böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 15 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüştür.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni temsilcilerin ödevi” başlıklı 10. maddesinde ise, “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin Türkiye’deki temsilcileri hakkında da uygulanır. Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükmüne göre, kanuni temsilcinin şirket borçlarından dolayı sorumluluğuna gidilebilmesi için amme alacağının usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilememiş olması ve kanuni temsilcinin vergisel ödevlerini yerine getirmemesinin kusurundan kaynaklandığının ortaya konulması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin, 28/02/2014 vade tarihli 2007 yılına ilişkin kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlendiği, davacının ise 15/01/2009 ila 24/12/2009 tarihlerinde asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu dönemde şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacının, anılan döneme ilişkin re’sen tarhiyata konu vergi borçları nedeniyle sorumluluğundan bahsedilemeyeceği açık olup, söz konusu vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararında ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.