Danıştay Kararı 4. Daire 2019/1517 E. 2022/5346 K. 04.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/1517 E.  ,  2022/5346 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1517
Karar No : 2022/5346

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan kamu alacaklarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, asıl borçlu şirket nezdinde yapılan mal varlığı araştırmaları neticesinde şikete ait mal varlığına rastlanılmadığı, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının tahsili amacıyla şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmalarının çoğunluğunun davacıya ödeme emri tebliğ edildiği 20/02/2017 tarihinden ve dava açıldıktan sonra yani 07/03/2017 tarihinde gerçekleştirildiği, 01/07/2013 tarihinde ise sadece motorlu taşıtlar araştırmasının yapıldığı, öte yandan motorlu taşıtlarla ilgili araştırma ile bilgisayar çıktısı ibraz edilen e-haciz bildirilerinin tarihlerinin şirkete ödeme emrinin ilanen tebliğ edildiği 24/06/2016 tarihinden öncesine ilişkin olduğu, davacı adına ödeme emri düzenlenmeden önce usulüne uygun olarak şirket adına bankalar, tapu sicil müdürlükleri, trafik kayıtları vb. kurumlar nezdinde yapılan mal varlığı araştırması sonucu borcun şirketten tahsil imkanının kalmadığı ortaya konulmadan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf isteminin kabulüne davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule ve kanuna uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, ikinci fıkrasında ise yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacakları belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a 4108 sayılı Kanunla eklenen Mükerrer 35. maddede, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir. Terimler başlıklı 3. maddesinde; Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi; “Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir malvarlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacağı olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine; 6183 sayılı Kanunun 62. maddesinde, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı Kanun ile ikinci fıkra olarak “Maliye Bakanlığı amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkilidir. Bu yetki alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabilir.” hükmü eklenmiştir. Bu yetkiye istinaden; 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Seri: A Sıra No: 5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan değişiklik uyarınca; mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırması elektronik ortamda yapılacaktır düzenlemesi getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının kanuni temsilcisi olduğu … Radyatör Otom. San ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2007 ve 2008 dönemine ait muhtelif vergi borçlarının şirketten tahsil edilememesi üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar Vergi Dava Dairesince, dava konusu ödeme emri düzenlenmeden önce şirket adına bankalar, tapu sicil müdürlükleri, trafik kayıtları vb. kurumlar nezdinde yapılan malvarlığı araştırması sonucu borcun şirketten tahsil imkanının kalmadığı ortaya konulmadan kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 09/10/2013 tarihinde de Ev-Do ortamında malvarlığı araştırması sonucu şirketin malvarlığı bulunmadığı hususunun anlaşıldığı, asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığının ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
Kaldı ki; davacı tarafından, asıl borçlu şirketin borcun tahsil edilebileceği malvarlığı olduğu yönünde ispat edici bir belge sunulmadığı gibi iddiada dahi bulunulmamaktadır. Bu durumda; amme alacağının öncelikle asıl borçlu şirketten tahsiline ilişkin işlemlerin usulüne uygun yürütülmesi sonucu tahsil edilemeyen borç için davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilerek, adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.