Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/166 E. , 2022/5249 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/166
Karar No : 2022/5249
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; vergi borcunun şirketten tahsilinin olanaksız hale geldiği belirtilerek ortak olan davacı adına ödeme emri düzenlendiği, şirketin kanuni temsilcisi olan …’ten şirketin ödenmeyen amme alacaklarının tahsilini teminen düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin 25/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve …Vergi Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında dava konusu edildiği ve davanın halen derdest olduğunun bildirildiği, öncelikle şirketin kanuni temsilcisi hakkında takip yapılıp sonuçlandırılması gerektiği, kamu alacağının kanuni temsilci olan şahsın varlığından tahsile çalışılması, tahsil olanağı bulunmadığı anlaşılırsa davacı olan ortağın ilgili döneme göre takip edilmesi gerekirken doğrudan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ödeme emrinin dayanağı şirket adına Ankara Vergi Mahkemesinde açılan davalar olduğu, mahkeme kararlarına istinaden düzenlenen ihbanamelerin tahakkuklarının vadesinde ödenmemesi üzerine kesinleşen borçlar olduğu, usule uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının ilgili dönemlerde ortağı olduğu şirketin vergi borçlarından kaynaklanan amme alacaklarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket nezdinde takibat yapıldığı, yapılan işlemlerle vergi alacağının yükümlü şirketten tahsil imkanı bulunmadığından bahisle, şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 11/12/2018 tarih ve E:2013/1, K:2018/1 sayılı kararıyla, limited şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan vergi borcunun takip ve tahsiline ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’da, kanuni temsilci ile ortak arasında bir öncelik sıralaması bulunmadığından, limited şirketin vergi borcunun tahsilinde ortağın takibine başlanabilmesi için kanuni temsilcinin takibinin gerekli olmadığı sonucuna ulaşıldığından, oluşan içtihat aykırılığının bu doğrultuda birleştirilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, şirketin kanuni temsilcisi hakkında takip yapılıp sonuçlandırılmadan şirket ortağı sıfatıyla 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre ödeme emri düzenlenebileceği açıktır.
Olayda, davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin dayanağı şirket hakkında düzenlenen ihbarnamelere karşı … Vergi Mahkmesinde açılan davada verilen kararların, Danıştay Dördüncü Dairesinin E:2017/1283, K:2019/6292 ve E:2017/1284, K:2019/6295 sayılı kararları ile bozulması üzerine Mahkemece bozmaya uyularak iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin iptaline karar verildiği görüldüğünden Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Bakılmakta olan dava, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılmış; Vergi Mahkemesince, 213 sayılı Kanunun 10. maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden limited şirketin vergi borcunun öncelikle şirketin mal varlığından tahsiline çalışılması, vergi borcunun şirketten tahsilinin olanaksız olduğunun tespit edilmesi halinde ise vergilendirme ile ilgili ödevleri yerine getirmekle sorumlu bulunmasına karşın bu ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerin takip edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, kanuni temsilcinin varlığından da vergi borcu tahsil edilemezse, ancak bu aşamada ortağın ilgili olduğu döneme göre takip edilmesinin mümkün bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; davalı idarenin bu karara yönelik istinaf başvurusu reddedilmiş; karar temyiz başvurusuna konu edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen ve kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları belirtilmiştir.
20/06/2019 tarihli ve 30807 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 11/12/2018 tarih ve E:2013/1, K:2018/1 sayılı kararında limited şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilmeyen veya edilemeyeceği anlaşılan vergi borcunun takip ve tahsiline ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da, kanuni temsilci ile ortak arasında bir öncelik sıralaması bulunmadığından, limited şirketin vergi borcunun tahsilinde ortağın takibine başlanabilmesi için kanuni temsilcinin takibinin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu ödeme emrinin limited şirket ortağının sorumluluğu kurallarına göre (6183 sayılı Kanunun 35. maddesi kapsamında) incelenmesi ve yapılacak incelemede de dava konusu ödeme emrinin dayanağı asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnamelere ilişkin açılan davalarda verilen kararların bozulduğu tespit edildiğinden, oluşan bu hukuki durumun etkisi değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.