Danıştay Kararı 4. Daire 2019/1822 E. 2022/4866 K. 20.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/1822 E.  ,  2022/4866 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1822
Karar No : 2022/4866

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
… Vergi Dairesi Müdürlüğü)/…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına … Petrol Otomotiv Nakliyat Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen ve 2008 ve 2009 dönemlerine ait katma değer vergisi, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezasını içeren … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda düzeltme ve şikayet başvurusunun vergilendirme işlemleri için öngörüldüğü, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin bu kapsamda değerlendirilmesine olanak olmadığı ve uyuşmazlık hakkında 213 sayılı Kanun’un vergilendirme hatalarına yönelik hükümleri uygulanamayacağından, davalı idarece tesis edilen ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 122.maddesinde mükelleflerin vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini isteyebileceği, 124. maddesinde de dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talebi reddolunanların Maliye Bakanlığı’na başvurabilecekleri belirtilerek dava açma süresini geçirmiş mükelleflere açık bir vergilendirme hatası varsa bu hatanın düzeltilmesini isteyebilme hakkı tanındığı, bu düzenlemeler yapılırken düzeltme konusu yapılabilecek işlemlerde bir sınırlama getirilmediği, yani işlemin tarh, tahakkuk veya tahsil aşamasının herhangi birine ilişkin olması gerektiğine dair bir belirleme yapılmadığı, dava açma süresi geçtikten sonraki başvuru yolunun sadece vergi hataları yönünden incelemeye tabi olacağından, 213 sayılı Kanun’da öngörülen anlamda vergi hatası bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekeceği, davacı tarafından ileri sürülen iddialar hukuki yorum gerektirmekte olup, dava konusu uyuşmazlıkta 213 sayılı Kanun’da öngörülen açık bir vergilendirme hatası bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Söz konusu vergi borçlarından sorumlu olmadığı , defter ve belge ibrazına ilişkin tarafına bir tebligat yapılmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmiştir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde, vergi hatasının, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olduğu, 122. maddesinde, mükelleflerin vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri, 124. maddesinde ise, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığı’na müracaat edebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Mezkur hükümlere göre, bir vergilendirmenin düzeltme ve şikayet yoluyla yapılan bir başvuru suretiyle yargı önüne getirilebilmesi için düzeltme nedeni olarak ileri sürülen hususların, vergi hatası kapsamında mütalaa edilmesi, vergi hatasının varlığından söz edilebilmesi için de ileri sürülen hususun yasada hukuki yoruma yer vermeyecek şekilde açık olarak belirtilmesi gerektiği, düzeltme ve şikayet başvurusunun belirtilen niteliği gereği, ilgiliden istenen vergi, resim, harç ve bunlara ilişkin cezaların ancak, tarh ve tahakkuk aşaması ile ilgili taleplerin bu başvuru kapsamında incelenebileceği, Vergi Usul Kanunu’nun 126. maddesinde, 114. maddede yazılı zamanaşımı dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği, şu kadar ki, düzeltme zamanaşımı süresinin; (b) bendinde, ilan yoluyla tebliğ edilip vergi mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme emrinin tebliğ edildiği; (c) bendinde, ihbarname ve ödeme emri ilan yoluyla tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanun’a göre haczin yapıldığı tarihten başlayarak bir yıldan aşağı olamayacağı belirtilmişse de, bu düzenlemenin ancak, ihbarname ve ödeme emrinin ilan yoluyla tebliğ edildiği durumlarla sınırlı olarak uygulanmasının mümkün olduğu belirtilerek, sözü edilen hususun dışında Vergi Usul Kanunu 120,122 ve 124. maddelerinde öngörülen ”düzeltme” ve ”şikayet yolu ile müracaat”, kamu alacaklarının güvenceye bağlanması yahut tahsili amacıyla tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan işlemleri kapsamadığı, dolayısıyla kamu alacağının cebren tahsili için düzenlenen ödeme emrine karşı düzeltme ve şikayet yolu izlenmesine olanak bulunmadığı görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla 2008 ve 2009 dönemlerine ait katma değer vergisi, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası içeren … tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlenerek tebliğ edildiği, ödeme emrine yasal süre içerisinde dava açılmadığı, belirtilen ödeme emrinin kaldırılması için düzeltme ve şikayet başvurularının reddine ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle işbu davanın açıldığı görülmektedir.
Ödeme emri, kamu alacağı niteliğini kazanmış vergi ve cezaların tahsili amacıyla vergi dairelerinin tahsilat aşamasında yaptıkları işlemlerdendir. 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan bu işleme karşı 213 sayılı Kanun’la getirilen bir düzenleme olan düzeltme ve şikayet yolunun kullanılmasına hukuki olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı tarafından düzeltme ve şikayet başvurusu kapsamında ileri sürülen iddialar, ancak ödeme emrine karşı süresi içerisinde açılan davalarda ileri sürülebilir.
Bu durumda; ödeme emrine karşı düzeltme ve şikayet yolunun kullanılmasına hukuki imkan bulunmadığından, 213 sayılı Kanun’da belirtilen düzeltme hükümleri çerçevesinde değerlendirerek karara bağlayan temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.