Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/2052 E. , 2022/5872 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2052
Karar No : 2022/5872
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı … Başkanlığı
KARŞI TARAF (DAVACI): 1- … 2- … 3- …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, açık artırma yoluyla satın aldıkları kültür varlığı vasfındaki taşınmazın, 2863 sayılı Kanun uyarınca, her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğundan bahisle, ödenen katma değer vergisinin yasal faiziyle iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 21. maddesi, 3386 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile 17/06/1987 tarihinde değiştirilerek, taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parsellerin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğunun düzenlendiği, anılan maddede 6552 sayılı Kanunla 10/09/2014 tarihinde yapılan değişiklikle de söz konusu taşınmazlara ilişkin olarak getirilen muafiyet hükmünün aynen korunduğu, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun ise 25/10/1984 tarihinde kabul edilip, 02/11/1984 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, kültür varlıklarının korunarak gelecek nesillere aktarılması amacını sağlamaya yönelik bir düzenleme olan 2863 sayılı Kanun’un 21. maddesinin, 3065 sayılı Kanun’un 19. madde hükmü karşısında özel ve sonraki kanun niteliği taşıdığı, bu durumda, sonradan getirilen özel hukuk normunun önceden var olan genel hukuk normuna göre uygulanma önceliği taşıdığı yolundaki genel hukuk ilkesi uyarınca, özel bir hüküm niteliğinde olan, 2863 sayılı Kanun’un 21. maddesi hükmünün dava konusu olaya uygulanmasının gerektiği, davacılar tarafından satın alınan ve “korunması gerekli taşınmaz ve kültür varlığı” vasfı taşıyan taşınmaz için katma değer vergisi tahsil edilmesinde, vergilendirme hatasının bulunduğunun değerlendirildiği, söz konusu katma değer vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin davalı idare işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, faiz istemi yönünden de 3095 sayılı Kanun uyarınca öngörülen oranda faizin davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde verginin konusunu teşkil eden işlemlerin neler olduğu sayılmış; maddenin 1. fıkrasının 3. bendinin (d) alt bendinde, müzayede mahallerinde yapılan satışların katma değer vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmış, 19. maddenin (1) numaralı fıkrasında ise, diğer kanunlardaki vergi muaflık ve istisna hükümlerinin bu vergi bakımından geçersiz olduğu, katma değer vergisine ilişkin istisna ve muafiyetlerin ancak bu Kanuna eklenmek veya bu Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenleneceği kurallarına yer verilmiştir.
Olayda, tapu kaydında “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı” şerhi bulunan gayrimenkulün icra müdürlüğünde satış bedeli üzerinden ödenen katma değer vergisinin muafiyet nedeniyle iadesi talep edilmiş ise de, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun yukarıda belirtilen 19/1. maddesi uyarınca diğer kanunlardaki muaflık ve istisna hükümlerinin bu Kanun bakımından geçersiz olduğu belirtilmek suretiyle açıklayıcı ve bağlayıcı bir hüküm getirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nda da “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı” vasfındaki gayrimenkullerle ilgili herhangi bir muafiyet hükmüne yer verilmemesi karşısında söz konusu 19. maddedeki sınırlayıcı hüküm gereğince başka bir kanundaki muafiyet hükmünün katma değer vergisi için uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda, icra müdürlüğünde yapılan satış, katma değer vergisine tabi olduğundan, davacının icra müdürlüğünce yapılan ihalede satın aldığı gayrimenkulün satış tutarı üzerinden tahakkuk ettirilen katma değer vergisinin iadesi yolundaki talebinin reddine dair işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden davalı idare temyiz isteminin kabulü ve kararın bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY:
Davacılar tarafından, açık artırma yoluyla satın aldıkları kültür varlığı vasfındaki taşınmazın, 2863 sayılı Kanun uyarınca, her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğundan bahisle, ödenen katma değer vergisinin yasal faiziyle iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen kabul kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır. Kanun’un 117. maddesinde hesap hataları; matrah hataları, vergi miktarında hatalar ve verginin mükerrer istenilmesi; 118. maddesinde de vergilendirme hataları; mükellefin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme veya muafiyet döneminde hata olarak sayılmıştır.
Aynı Kanun’un 122. maddesinde mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri; 124. maddesinde vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri kurala bağlanmıştır.
Vergiye ilişkin hesaplarda matrah ve miktar hatası bulunması yahut mükerrer vergi istenmesi halleri ile mükellefin şahsında, mükellefiyette, verginin mevzuunda ve döneminde hata yapılması hallerinde izlenebilecek bir idari başvuru yol olarak tanımlanabilecek olan düzeltmede, vergi hatasının varlığından söz edilebilmesi için açık ve mutlak bir hatanın bulunması gerekmektedir.
Bakılmakta olan davada uyuşmazlık, hukuki bir sorun teşkil eden ve 2863 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Kanunun muafiyete ilişkin yasa kurallarının yorumu sonucunda çözümlenecek niteliktedir. Bu bakımdan, uyuşmazlığa ilişkin iddiaların, vergilendirme hatalarından hiçbirinin konusuna girmediği halde hata kapsamında görülerek verilen kararda isabet yoktur.
Açıklanan nedenle, temyiz istemi kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara karşıyım.