Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/2390 E. , 2022/5622 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2390
Karar No : 2022/5622
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, Tasfiye Halinde … Konut Yapı Kooperatifi’nin vergi borçları nedeniyle mütelsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen … tarihli ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Mahkemelerince yapılan ara kararına açıklama yapılmadan dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden tasfiye halindeki kooperatif hakkında gayrimenkul ve trafik tescil kayıtlarına ilişkin araştırma yapıldığı ancak banka mevduatı konusunda herhangi bir araştırmanın yapılmadan dava konusu ödeme emrinin düzenlendiğinin anlaşıldığı olayda, asıl borçlu kooperatif hakkında malvarlığı araştırmaları sonuçlandırılmadan amme alacağının kooperatiften tahsili imkanı kalmadığı hususu ortaya konulamayacağından dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; ödeme emrinin dayanağı asıl borçlu kooperatif adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin, kooperatifin işyeri adresinde çalışan işçiye tebliğ edildiği, … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin ise, 01/12/2017 tarihinde kooperatifin kanuni temsilcisine dairede rızaen tebliğ edildiği, bununla birlikte davacı adına ödeme emri düzenlenmeden önce kooperatif malvarlığı hakkında trafik tescil şube müdürlükleri, tapu sicil müdürlüğü nezdinde araştırma yapıldığına ilişkin bilgi ve bulunmasına karşın bankalar nezdinde araştırma yapıldığına ilişkin bilgi ve belgelerin Mahkemece 28/03/2018 tarihli ara kararı ile istenilmesine rağmen ibraz edilmediği, asıl borçlu kooperatif adına düzenlenen ve usulüne uygun tebliğ edilen ödeme emirleri içeriği kesinleşmiş kamu alacaklarının tahsili için kooperatif hakkında malvarlığı araştırmasının bankalar nezdinde de usulüne uygun bir şekilde yapıldığı hususu ortaya konulmadan, kamu alacağının kooperatiften tahsil imkanı kalmadığından bahisle davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu kooperatif hakkında tüm takip yolları tüketildiği, davacının üye olduğu dönemde sorumluluğu bulunduğu, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 55.maddesinde, kooperatif yönetim kurulunun, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organı olduğu, en az üç üyeden kurulacağı, bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmalarının şart olduğu belirtilmiş, 58.maddesinde, ana sözleşme ile, genel kurula veya yönetim kuruluna, kooperatifin yönetimini ve temsilini kısmen veya tamamen kooperatif ortağı bulunmaları şart olmayan bir veya birkaç müdüre veya Yönetim Kurulu üyesine tevdi etmek yetkisinin verilebileceği, 81. maddesinde ise Mahkemece veya genel kurulca tasfiye memurları seçilmediği takdirde tasfiye işlerinin yönetim kurulunca yapılacağı, 98. Maddesinde bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanununundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanacağı düzenlenmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde ise, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı Kanunla ikinci fıkra olarak; Maliye Bakanlığı’nın amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkili olduğu, bu yetkinin alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabileceği hükmü eklenmiş olup, bu yetkiye istinaden 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Seri: A Sıra No: 5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği’nde yapılan değişiklikle, mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Diğer yandan, yine 6183 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin ise, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar Vergi Mahkemesince, asıl borçlu kooperatif hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının Tapu Sicil Müdürlükleri ile Trafik Sicil Müdürlükleri nezdinde sınırlı olarak yapıldığı, bankalar nezdinde şirketin mal varlığının araştırılmadığı, şirket hakkında tüm takip yolları tamamlanmaksızın davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı idarece dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde, asıl borçlu kooperatif ait vergi borçlarının tahsili amacıyla yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun kooperatiften tahsil olanağının bulunmadığının ortaya konulduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacının ilgili dönemde kanuni temsilci ya da tasfiye memuru sıfatına haiz olup olmadığı, sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, asıl borçlu kooperatif adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, ödeme emri içeriği borçlardan davalı idarece terkin edilenlerin bulunup bulunmadığı ve davacının takibi için gerekli olan diğer hususlar incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, aksi yöndeki Vergi Mahkemesi kararına karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kararda hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.