Danıştay Kararı 4. Daire 2019/2584 E. 2022/5326 K. 03.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/2584 E.  ,  2022/5326 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2584
Karar No : 2022/5326

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) :…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl amme borçlusu … Deri ve Çanta San. Dış Tic. Ltd. Şti.’nin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilcisi sıfatıyla adına düzenlenen … tarih ve …sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; mahkemelerinin 06/02/2018 tarihli ara kararı ile davalı idareden, amme alacaklarının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğine dair bilgi ve belgelerin istenildiği, davalı idarece verilen cevapta asıl borçlu şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırması sonucunda muhtelif banka hesaplarında yaklaşık 90.000-TL bulunduğu, yine … plakalı 2010 model … marka, … … plakalı 2012 model … marka ve … plakalı 2007 model … marka üç adet motorlu taşıt bulunduğu, bu taşıtlar hakkında davalı vergi dairesinin haciz işleminin bulunduğu, asıl borçlu şirketin takip edilmesi amacı ile öncelikle şirketin haczedilen mal varlığının satılarak alacağın tahsiline çalışılmadan ve alacağın asıl borçlu şirket tüzel kişiliğinden tahsil imkanı bulanmadığı açıkça ortaya konulmadan dava konusu ödeme emirleri içeriğindeki amme alacağının şirketten tahsili amacıyla tüm kanuni yolların tüketildiğinden bahsedilemeyeceği, ancak ilgili haciz işlemleri tamamlanarak şirketten tahsil edilemeyen amme alacağı kalması durumunda bu tutar üzerinden davacı adına takibat yapılabileceği anlaşıldığından tüm bu işlemler yapılmadan söz konusu amme alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığından bahisle davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde ise borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde, “tahsil edilemeyen amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; “tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idare tarafından ibraz edilen belgelerden muhtelif banka hesaplarında yaklaşık 90.000-TL bulunduğu, yine … plakalı 2010 model … … marka, … plakalı 2012 model … marka ve … plakalı 2007 model … marka üç adet motorlu taşıt bulunduğu, asıl borçlu şirketin vergi borçlarından dolayı da hakkında davalı vergi dairesince haciz işlemi uygulandığı, ancak dava konusu … tarih ve …sayılı ödeme emirleri içeriği amme alacağının 1.039.109,18 TL olduğu dikkate alındığında, söz konusu varlıkların tüm borcu karşılamayacağı, dolayısıyla asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği açık olan amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, asıl borçlu şirketin vergi borçlarının malvarlığı üzerindeki haciz işlemleri dikkate alındığında malvarlığının tüm borcu karşılamayacağı açık olup malvarlığından tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, amme alacağının tahsili amacıyla davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilerek adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Diğer taraftan, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştirilip kesinleştirilmediği, borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususları da dikkate alınarak incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekeceğinden, Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 03/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.