Danıştay Kararı 4. Daire 2019/2792 E. 2022/5618 K. 13.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/2792 E.  ,  2022/5618 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2792
Karar No : 2022/5618

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Taahhüt Ticaret Limited Şirketi’nin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarihli ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu … sayılı ödeme emri ile … sayılı ödeme emri içeriği 2008/12 dönemi gelir (stopaj) vergisi ile katma değer vergisine ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirket adresinde kanuni temsilciye tebliğ edildiği, …,… ve … sayılı ödeme emirleri içeriği vergiye ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebliğ edildiğinden usulüne uygun şekilde kesinleştirildiğinden hukuka aykırılık bulunmadığı, … sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan diğer kalemler için asıl borçlu şirket adına düzenlenen …,…,…,…,…,…,… ve … sayılı ödeme emirlerinin üzerlerinde terk ibaresi yer alan tebliğ alındısında dairede rızaen şirket çalışanına tebliğ edildiğinden şirket adresi dışında, şirket kaşesi olmadan ve şirket çalışanı olup olmadığı bile belli olmayan kişiye yapılan tebligatın hukuka uygun olmadığı, şirket adına düzenlenen … ve … sayılı ödeme emirlerinin ise Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer alan adrese tebliğe çalışılmadan ilanen tebliğ edilmesinde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen reddine kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri 11/01/2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki ilana göre 28/08/2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirketin merkez adresi değiştirildiği halde bu adrese gönderilmeden ilanen tebliğ yoluna gidilemeyeceğinden şirket adına yapılan takip kesinleştirilmeden davacı takip edilemeyeceğinden dava konusu 2 sayılı ödeme emri içeriği 2008/12 dönemi gelir (stopaj) vergisi ile katma değer vergisi …,… ve … sayılı ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı, … sayılı ödeme emrinin 12/2008 dönemi katma değer vergisi ve gelir(stopaj) vergisi dışındaki alacaklara ilişkin kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasının usul ve kanuna uygun bulunduğu, … sayılı ödeme emrinde yer alan alacakların tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirket adresinde şirketin kanuni temsilcisi olan davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden, borcun ödenmemesi ve şirketin borca yetecek malvarlığının olmadığının anlaşılması nedeniyle alacağın tahsili için davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden davacı istinaf talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı istinaf isteminin reddine, davacı istinaf isteminin kısmen reddine kısmen kabulüne, mahkeme kararının istinafa konu hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ödeme emri içeriği borcun ait olduğu dönemde davacının ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, temyize konu kararın 2 sayılı ödeme emrinin 12/2008 dönemi katma değer vergisi ve gelir(stopaj) vergisi dışındaki alacaklara ilişkin kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcilerince yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmüne yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un, olay tarihinde yürürlükte olan, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında itirazda bulunabileceği hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği; aynı Kanunun, olay tarihinde yürürlükte olan, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı; 103. maddesinde ise, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu … Taahhüt Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ alındılarında asıl borçlu şirketin bilinen adresini terk ettiği hususunun usulüne uygun olayda tespit edildiği görülmüştür.
Bu itibarla, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilanen tebliğinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, usulüne uygun olarak yapıldı ise, asıl borçlu şirket tarafından ödeme emirlerine karşı dava açılıp açılmadığı, asıl borçlu şirket nezdinde mal varlığı araştırılması yapılarak amme alacağının tahsil edilebilirlik imkanın olup olmadığı,davacının ilgili dönemde kanuni temsilci olarak sorumluluğu bulunup bulunmadığı gibi diğer hususları araştırılarak karar verilmesi gerektiğinden Vergi Dava Dairesi kararının … sayılı ödeme emri içeriği 2008/12 dönemi gelir (stopaj) vergisi ile katma değer vergisi ve …,… ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkralarında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … sayılı ödeme emrinin 12/2008 dönemi katma değer vergisi ve gelir(stopaj) vergisi dışındaki alacaklara ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının … sayılı ödeme emri içeriği 2008/12 dönemi gelir stopaj vergisi ile katma değer vergisi ile …,… ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, … sayılı ödeme emri içeriği 2008/12 dönemi gelir stopaj vergisi ile katma değer vergisi …,… ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmı yönünden temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.

(XX) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu edilen dava konusu … sayılı ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen … ve … sayılı ödeme emirlerinin 24/09/2009 tarihinde dairede şirketin çalışanına rızaen tebliğ edildikleri anlaşılmaktadır.
Dava konusu … sayılı ödeme emrinin anılan kısımlarının usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği, buna karşın dava konusu amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilememesi/tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin yukarıda belirtilen kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığından temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının ilgili hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.