Danıştay Kararı 4. Daire 2019/3175 E. 2022/5649 K. 13.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3175 E.  ,  2022/5649 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3175
Karar No : 2022/5649

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararda; davacının ticari kazanç bakımından mükellef olduğunun kabulüne ve bu nedenle vergilendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu edilen ödeme emirlerine ilişkin itirazların “borcum yoktur” kapsamında olduğu ve dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunduğu haliyle, “Ödeme Emri” başlıklı 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme Emrine İtiraz” başlıklı 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2010, 2011 ve 2012 yıllarında toplam 9 adet gayrimenkul satışında bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle adına tarhiyat yapıldığı, söz konusu tarhiyatlara karşı dava açılmaması üzerine tarhiyatlar kesinleştiğinden bahisle dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Olayda, Ankara İli Keçiören İlçesi, … Mah. Ada:…, Parsel:… sayılı taşınmazın malikleri ile müteahhit arasında 04/05/2009 tarihli “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nin düzenlendiği, anılan sözleşmede, taşınmazda inşa edilecek toplam 18 bağımsız bölümden 3 tanesinin davacıya, 4 tanesinin diğer arsa malikine, kalanlarının ise müteahhite ait olacağının kararlaştırıldığı, 16/11/2009 tarihinde söz konusu taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesis edilerek davacı adına tescil edilen bağımsız bölümlerden yalnızca 3 tanesinin davacıya ait olduğu, tapu sicilde devri gerçekleştirilen bağımsız bölümlerin 6 tanesinin ise müetahhit adına isabet eden bağımsız bölümler olduğu görülmüştür.
Davacının dava konusu ödeme emri içeriği borçların, müteahhit tarafından 6 adet bağımsız bölümün devrinden kaynaklanan kısmına ilişkin iddiasının “borcum yoktur” iddiası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu ödeme emri içeriği borçların, davacıya ait olan 3 adet bağımsız bölümün devrinden kaynaklanan kısmı yönünden; ihbarnameye karşı dava açılmadığından söz konusu borcun kesinleştiği ve davacının iddialarının “borcum yoktur” kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından dava konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmamıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunduğu haliyle, “Ödeme Emri” başlıklı 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme Emrine İtiraz” başlıklı 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2010, 2011 ve 2012 yıllarında toplam 9 adet gayrimenkul satışında bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle adına tarhiyatlar yapıldığı, söz konusu tarhiyatlara karşı dava açılmaması üzerine tarhiyatlar kesinleştiğinden bahisle dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde, ödeme emrine itiraz nedenleri; borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı yönündeki iddiaları kapsamak üzere sınırlandırılmış olup, Vergi Mahkemesince davacının ticari kazanç bakımından mükellef olduğunun kabulüne ve vergilendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı, dolayısıyla davacının böyle bir borcu olmadığı iddiasının yerinde olduğu gerekçesiyle karar verilmiş ise de, söz konusu iddialar ancak ihbarnameye karşı açılacak bir davada irdelenip değerlendirilebileceğinden oysaki ihbarnameye karşıda dava açılmadığından söz konusu borcun kesinleştiği ve davacının iddialarının bu aşamada “borcum yoktur” kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından davacı adına düzenlenen ödeme emrinde aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından kararın belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.