Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/337 E. , 2022/5281 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/337
Karar No : 2022/5281
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Petrol Ürünleri Paz. Nak. Gıda İnş. İth. İhr. Ltd. Şti.’nin borçları dolayısıyla, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ihbarnamenin, 28/11/2014 tarihinde, … ana takip dosya numaralı ödeme emrinin şirketin adresine … barkot numaralı tebliğ zarfıyla 23/05/2016 tarihinde gönderildiği, tebliğ alındı belgelerinde komşulardan bir kişi, muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda durumun taahhüt ilmühaberine yazılarak, tarih ve imza konularak hazır bulunanlara imzalatılması gerekirken bu şekilde yapılmadığı, ihbarnamenin 21/12/2015 tarihinde, ödeme emrinin 23/12/2016 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, şirket adresine gönderilen ihbarname ve ödeme emri tebligat alındılarının, 213 sayılı Yasanın 102. maddesinde sayılan kişilerin imza ve beyanı ile tutanak haline getirilmediği anlaşıldığından, amme alacaklarının şirket nezdinde usulüne uygun bir şekilde kesinleştirildiğinden söz edilemeyeceği, bu durumda, kanuni temsilcinin takibini gerektiren hukuki koşullar oluşmadan, asıl borçlu adına usulüne uygun kesinleştirilmiş amme alacağından bahsedilemeyeceğinden, davacının sorumlu tutulup adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde ise; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; asıl amme borçlusu şirkete ilanen yapılan ödeme emri tebligatı üzerine, alacağın asıl amme borçlusundan tahsili mümkün olmadığından bahisle davacı adına, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; Mahkemece, asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğundan bahisle karar verilmişse de, dosya içeriğinde mevcut, 01/08/2016 tarihli, muhtar imzalı, “Adres Tespit Tutanağı” uyarınca, söz konusu şirkete tebliğ imkansızlığının usulüne uygun biçimde ortaya konulduğu ve buna göre yapılan ilanen tebliğin de yukarıda değinilen mevzuat uyarınca, usulüne uygun olduğundan diğer hususlar araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle verilen kararda isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 29/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, aynı Kanunun “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı, aynı Kanunun 103. maddesinde ise; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; asıl amme borçlusu şirkete ilanen yapılan ödeme emri tebligatı üzerine, alacağın asıl amme borçlusundan tahsili mümkün olmadığından bahisle davacı adına, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; dosya içeriğinde mevcut, 01/08/2016 tarihli, muhtar imzalı, “Adres Tespit Tutanağı”nın araştırılarak, ne amaçla gidildiğinin ortaya konulması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, kararın belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.