Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/3414 E. , 2022/4989 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3414
Karar No : 2022/4989
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … İnşaat Taahhüt Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacının banka hesapları üzerine uygulanan e-haciz işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin, ilânen tebliğ öncesinde 6183 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun tebliğe ilişkin hükümlerine göre tebliğ edilmemesi nedeniyle haczin dayanağı amme alacaklarının ödeme emri ile usulüne uygun bir şekilde istenilmediği, mezkûr borçların tahsili amacıyla tesis edilen e-haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 35. maddesinde, “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.” hükmüne yer verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan şekliyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının cebren tahsil olunacağı ve haczin de cebren tahsil yollarından biri olduğu belirtildikten sonra; 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, “Ödeme Emrine İtiraz” başlıklı 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabileceği (dava açabileceği) ve “Haciz” başlıklı 62. maddesinde ise borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkûl malları ile gayrimenkûllerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükümlerine yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 8. maddesinde, hilâfına bir hüküm bulunmadıkça bu Kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik edileceği belirtilmiş; olay tarihinde yürürlükte olan şekliyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun tebliğlere ilişkin usul ve esasları düzenleyen “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayrı vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikaların veya yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edileceği; 94/3. maddesinde, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerinde memur ya da müstahdemlerinden birine tebliğ yapılacağı; 100-101. maddelerinde tebligatın mükellefin bilinen adresine gönderileceği; ‘tebliğ evrakının teslimi’ başlıklı 102. maddesinde, tebliğ olunacak evrakı ihtiva eden zarfın posta idaresince muhataba verileceği ve keyfiyetin muhatap ve posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine imza konulmak suretiyle tespit edileceği, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyetin ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altının beyanı yapana imzalatılacağı, imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilemeyen evrakı çıkaran mercie iade edeceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yolu ile yapılacağı, muhatap tebellüğden imtina ederse tebliğ edilecek evrakın önüne bırakılmak suretiyle tebliğ edileceği, yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tesbit olunacağı; ilan yoluyla tebliği düzenleyen 103. maddesinde, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, muhatabın bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması yüzünden gönderilmiş olan mektubun geri gelmesi, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması ve yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması hallerinde ilan yoluyla tebliğ yapılacağı; 107. maddesinde de memur vasıtasıyla tebligat yapılabileceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; dava konusu e-haciz işleminin dayanağı olan ödeme emirlerinin 19/05/2017 tarihinde davacının mernis adresine tebliğe çıkartıldığı, tebliğ evrakına “Adresin kapalı olması sebebiyle 12/05/2017 tarihinde geçici ihbar bırakıldığı Komşusuna haber verildi. 19/05/2017 tarihinde 2. defa gidildiği adres kapalı olup, bırakılsa ihbara riayet edilmediğinden iade” şerhiyle muhtar tasdiki ve dağıtıcı imzalarıyla çıkış merciine iade edildiği, akabinde ilan suretiyle ödeme emirlerinin tebliğe çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla haczin dayanağı ödeme emirlerinin tebliğinin yukarıda yer verilen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nu hükümlerine uygun olduğu anlaşılmakla işin esası incelenerek karar verilmesi gerektiğinden temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.