Danıştay Kararı 4. Daire 2019/3649 E. 2022/4669 K. 13.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3649 E.  ,  2022/4669 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3649
Karar No : 2022/4669

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, …Kumaşçılık İnş. Malz. Elekt. Malz. Kırt. Tem. Met. San ve Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …ve …sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; dava konusu ödeme emirleri içeriği borçların davacıdan tahsili için, söz konusu borçların şirket adına usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştirilmesi gerektiği, Mahkemelerince verilen ara kararı ile davalı idareden, dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacağının şirketten takip ve tahsil imkanı kalmadığını gösteren bilgi ve belgeler ile şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olup olmadığına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, idarece ibraz edilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edildiği, şirketin hacze kabil malvarlığına rastlanılmaması üzerine, şirket kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsiline yönelik olarak dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiğinin görüldüğü, ancak davalı idare tarafından, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ alındılarında davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin adresinde bulunmadığı hususunun 213 sayılı Kanun’un 102. maddesine göre muhtar, zabıta veya komşulardan birine imzalatılmak suretiyle kanun koyucunun amaçladığı şekilde tutanak haline getirildiğinin ortaya konulamadığı görüldüğünden ve şirket hakkında mutad tebliğ usulleri denenerek sonuç alınamadığı kesin olarak belirlenmeden ilanen tebliğ yoluna gidilmesi usulüne uygun olmadığından, usulsüz tebliğ ile şirket adına kesinleştirilen kamu alacağı için kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emirlerinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un, olay tarihinde yürürlükte olan, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında itirazda bulunabileceği hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği; aynı Kanunun, olay tarihinde yürürlükte olan, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı; 103. maddesinde ise, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlu … Kumaşçılık İnş. Malz. Elekt. Malz. Kırt. Tem. Met. San ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlenen ve dava konusu … sayılı ödeme emri içeriği borçları içeren … tarih ve … sayılı ödeme emrinin …Mah. …Cad. No:……adresine tebliğe çıkarıldığı, Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir şerh ve imza bulunmadığı, ancak 07/08/2015 tarihinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile usulüne uygun olarak asıl borçlu şirketin söz konusu adreste tanınmadığı hususunun mahalle muhtarı ve memur imzasıyla tespit edildiği, dava konusu 2018/2 sayılı ödeme emri içeriği borçları ihtiva eden asıl borçlu şirket adına düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin ise posta yolu tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evrakının dosyada bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda, dava konusu 2018 /1 sayılı ödeme emri yönünden; asıl borçlu şirketin bilinen adreslerini terk ettiğinin muhtar nezdinde usulüne uygun olarak düzenlenen adres tespit tutanakları ile ortaya konulduğu ve Kanun’un öngördüğü anlamda posta yoluyla tebliğ imkansızlığı ve ilanen tebliğ için öngörülen şartlar olayda gerçekleştiğinden, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ilanen tebliğinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, usulüne uygun olarak yapıldı ise, asıl borçlu şirket tarafından ödeme emirlerine karşı dava açılıp açılmadığı, asıl borçlu şirket nezdinde mal varlığı araştırılması yapılarak amme alacağının tahsil edilebilirlik imkanın olup olmadığı gibi diğer hususları araştırılarak karar verilmesi gerektiğinden; dava konusu 2018/2 sayılı ödeme emri yönünden ise söz konusu ödeme emri içeriği borçlar nedeniyle asıl borçlu şirket adına düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin posta yolu tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evrakının dosyada bulunmamasına rağmen tebligatının 213 sayılı Kanun’un 102. maddesine uygun tutanak haline getirilmediğinden bahisle ilanen tebliğ koşulları oluşmadığı gerekçesiyle ödeme emirlerini iptal eden kararın kaldırılması işleminin reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.