Danıştay Kararı 4. Daire 2019/3652 E. 2022/4975 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3652 E.  ,  2022/4975 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3652
Karar No : 2022/4975

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Klişe Matbaacılık ve Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının 12/10/2009 ila 02/09/2010 tarihleri arasında ortak olduğu … Klişe Matbaacılık ve Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sahte fatura kullanımı nedeniyle 2015 yılında incelenmek istenen 2010 yılı defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi sebebiyle 2010 vergilendirme dönemi matrahının tespiti için 13/11/2015 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilen şirket adına, … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunu dayanak alan takdir komisyonu kararı uyarınca tarhiyat yapıldığı, matrah takdiri amacı dışında, zamanaşımını durdurma saikiyle takdir komisyonuna başvurulduğundan, ortada bir takdir komisyonu kararının bulunması, tarhiyatın, söz konusu rapora göre yapıldığı gerçeğini değiştirmediği, bu durumda, 2010 vergilendirme dönemi için beş yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra düzenlenen rapora dayanan vergi ve ceza ihbarnamelerinin 13/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiş olması karşısında, tarh zamanaşımına uğramış olan vergi ve cezaların tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare vekili tarafından, hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35’inci maddesinde, “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” hükmü yer almış, aynı Kanunun 55’inci maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmış olup, aynı yasanın takip eden 58’inci maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği öngörülmüştür.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 16/07/1987 tarih ve 19519 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 03/04/1987 tarih ve E:1986/3, K:1987/1 sayılı kararında, tahakkuk zamanaşımının geçmesiyle tahsili olanaksız duruma gelen bir vergi borcunun 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde sayılan hallerden “böyle bir borcu olmadığı” yolundaki itiraz kapsamında düşünülmesinin zorunlu olduğu, dolayısıyla ödeme emrinin tebliği aşamasında, tahakkuk zamanaşımının yargı mercilerince re’sen incelenebileceğini ve zamanaşımının varlığı halinde ödeme emrinin iptali yoluna gidebileceklerini kabul etmek gerektiğine hükmedilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; söz konusu ödeme emirleri bakımından Mahkemece her ne kadar asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnamelerin dayanağının takdir komisyonu kararı olması, takdir komisyonuna sevkin zaman aşımını durdurmayacağı, bu nedenle ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle karar verilmiş ise de, şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle iptal edilmesi ancak tebliğ koşullarına uyulmaması ve açık bir tarh zaman aşımı bulunması durumunda mümkün olup, belirtilen gerekçenin ancak şirket adına düzenlenen ihbarnamelere karşı açılacak davada incelenebileceği anlaşılmıştır.
Bu durumda, asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip düzenlenmediği, düzenlendi ise usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, mal varlığı araştırmasının yapılıp yapılmadığı, öte yandan davacının şirket ortaklığı sıfatını haiz bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.