Danıştay Kararı 4. Daire 2019/3832 E. 2022/4700 K. 15.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3832 E.  ,  2022/4700 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3832
Karar No : 2022/4700

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla taşınmazları ve banka hesapları üzerine konulan haciz işleminin ve dayanağı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu haciz işleminin dayanağı olan ödeme emirlerinin önce davacının bilinen adresi olan “… Mahallesi, … Caddesi, No:…, …” adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, “Muhatabın gösterilen adresinin mesai saatleri içerisinde sürekli kapalı olup muhatabın bırakılan ihtarlara da riayet etmediğinden tebliği mümkün olmamıştır.” şerhi ile iade edildiği, ancak davacının adreste bulunmadığı hususunun, 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinin son fıkrası uyarınca ilgilinin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit edilmediği, ayrıca Mahkemelerince UYAP kayıtlarının araştırılması sonucu davacının, 11/12/2014 tarihinden itibaren yerleşim yeri adresinin … Mah. … Cad. No:… …” olduğunun görüldüğü halde tebligatın, daha sonra 17/05/2016 tarihinde “… Mahallesi, … Cadde, … Sokak, No:… …” adresine gönderildiği, davacının en son bilinen adresine tebliğ yapılması gerekirken 04/09/2008 tarihinde hisselerini devrettiği şirket nedeniyle 2005 yılında bildirdiği eski adrese tebliğ yapıldığının görüldüğü, bu durumda ilanen tebligat şartlarının oluşmadığı, dava konusu haciz işleminin dayanağı vergi borçlarına ilişkin ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği sonucuna varılmış olup uyuşmazlık konusu alacağın davacı nezdinde kesinleşerek kamu alacağı haline geldiğinden söz edilemeyeceğinden davacı adına tesis edilen dava konusu haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısma gelince; ödeme emirleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden, öğrenme üzerine açılan dava süresinde görülerek davalı idare tarafından verilen 23/01/2018 tarihli savunma dilekçesi ile eklerinin incelenmesinden, davacı adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin; … , … , … , … , … ve … sıra numaralarında bulunan borçlar, … takip numaralı ödeme emrinin; … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … ve … sıra numarasında bulunan borçlar ve … takip numaralı ödeme emrinin; … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … ve … sıra numaralarında bulunan borçların takipten kaldırıldığı görüldüğünden, davanın bu kısmına yönelik iptal istemi hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığı; … tarih ve … , … ve … sayılı ödeme emirlerinin kalan kısmına gelince; davacının şirket kanuni temsilcisi olduğu dönemlere ilişkin vergi borçlarının vade tarihleri 2006, 2007 ve 2008 yılları olması nedeniyle 31/12/2011, 31/12/2012 ve 31/12/2013 tarihlerinde tahsil zamanaşımına uğrayacak iken, 25/05/2011 tarihinde başvuruda bulunarak 6111 sayılı Kanun uyarınca, 30/12/2014 tarihli başvuru ile de 6552 sayılı Kanun kapsamında borçların yapılandırıldığı, dolayısıyla tahsil zamanaşımının kesilerek 2014 yılı itibariyle yeniden başladığı ve 31/12/2019 tarihinde dolacağı görüldüğünden, davacı adına düzenlenen … tarih …, … ve … takip numaralı ödeme emirlerinin kalan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu haciz işleminin iptaline, … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin takipten kaldırılan kısımlarına yönelik karar verilmesine yer olmadığına, ödeme emirlerinin kalan kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.,
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ödeme emri içeriğindeki vergi borçlarına ilişkin olarak vergi borcunun şirketten tahsil edilememesi nedeniyle davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.